<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904</id><updated>2011-11-10T00:30:43.782+02:00</updated><category term='tansiyon tedavi'/><category term='tiroid hastaligi'/><category term='karaciğer yağlanması'/><category term='bitkisel tedavi'/><category term='brusella tedavi'/><category term='kalp yağlanması bitkisel tedavi'/><category term='malta humması'/><category term='bağırsak alternatif tip'/><category term='bağırsak kanseri'/><category term='eklem'/><category term='Gut hastalığı'/><category term='kansızlık doğal tedavi'/><category term='siyah noktalar'/><category term='kanser'/><category term='anemi tedavi'/><category term='sarı kantaron'/><category term='zayıflama bitkisel tedavi'/><category term='hastalıklar şifalı bitkiler'/><category term='ender saraç çay'/><category term='prostat'/><category term='biksel tedaviler'/><category term='ms hastalığı bitkisel tedavi'/><category term='astım ibrahim saraçoğlu'/><category term='behçet kişniş kürü'/><category term='adet sancıları şifalı bitkiler'/><category term='detoks'/><category term='idrar yolları enfeksiyonları'/><category term='ala ibrahim saraçoğlu'/><category term='soğan'/><category term='behçet şifalı bitkiler'/><category term='diet'/><category term='kuru incir kürü'/><category term='kalp yağlanması şifalı bitkiler'/><category term='akciğer kanseri şifalı bitki'/><category term='cilt maske'/><category term='behçet ahmet maranki'/><category term='renkler psikoloji'/><category term='hiperaktivite bitkisel tedavi'/><category term='göğüs büyütme bitkisel tedavi'/><category term='nefes sifali otlar'/><category term='boyun ağrısı tedavi'/><category term='irdar kaçırma şifalı otlar'/><category term='böbrek şifalı otlar'/><category term='yorgunluk şifalı bitkiler'/><category term='saç ısırgan otu kürü'/><category term='kulak ağrısı'/><category term='ayak mantarı'/><category term='mantar hastalığı'/><category term='egzema ahmet maranki'/><category term='hastalıklar şifalı otlar'/><category term='sarmısak'/><category term='kısırlık ahmet maranki'/><category term='kıl dönmesi çözüm'/><category term='hemoroid bitkisel tedavi'/><category term='kalp büyümesi şifalı bitkiler'/><category term='solunum yolu hastaliklari'/><category term='maranki yanik cilt'/><category term='üriner enfeksiyon'/><category term='bağırsak temizleme'/><category term='zehirlenme bitkisel tedavi'/><category term='topuk dikeni bitkisel tedavi'/><category term='boğaz rahatsızlıkları'/><category term='idrar efeksiyonu'/><category term='kolesterol tedavi bitki'/><category term='egzema şifalı bitki'/><category term='ahmet maranki'/><category term='horlama'/><category term='iktidarsızlık şifalı bitkiler'/><category term='hatmi çiçeği'/><category term='incir kürü'/><category term='menopoz alternatif tıp'/><category term='safra taşı nasıl düşürülür'/><category term='meme kanseri bitkisel tedavi'/><category term='idrar kaçırma bitkisel tedavi'/><category term='kabızlık pırasa kürü'/><category term='sivilce bitkisel tedavi'/><category term='verem şifalı bitkiler'/><category term='Tırnak bakımı'/><category term='unutkanlık doğal tedavi'/><category term='egzema dogal tedavi'/><category term='akciğer kanseri'/><category term='ses kısıklığı maranki'/><category term='alzheimer'/><category term='dilara koçak'/><category term='gençleşme şifalı otlar'/><category term='basur bitkisel tedavi'/><category term='regl sancıları'/><category term='hastalik bitki'/><category term='diyabet düşüren bitkiler'/><category term='ender saraç zayıflama'/><category term='hiperaktivite maranki'/><category term='kısırlık bitkisel çözüm'/><category term='yorgunluk'/><category term='anne sütünü artıran şifalı bitkiler'/><category term='sarı kantaron çayı'/><category term='topuk dikeni'/><category term='unutkanlık bitkisel tedavi'/><category term='astım bitkisel tedavi'/><category term='ergenlik sivilceleri'/><category term='saç maskesi'/><category term='uykusuzluk şifalı otlar'/><category term='kulak ağrısı bitkisel tedavi'/><category term='karanfil'/><category term='polikistik over bitkisel tedavi'/><category term='malta humması tedavi'/><category term='ender saraç cilt maskesi'/><category term='menopoz bitkisel tedavi'/><category term='bitkisel tedavile'/><category term='kilo verme'/><category term='böbrek ağrısı bitki'/><category term='bağırsak bitkisel tedavi'/><category term='eklem ağrıları şifalı bitkiler'/><category term='karaciğer yağlanması şifalı bitkiler'/><category term='meme büyütme bitkisel çözüm'/><category term='yağlı cilt bitkisel tedavi'/><category term='hastalik tedavi'/><category term='adet sancıları'/><category term='saç dökümü bitkisel tedavi'/><category term='ishal'/><category term='tansiyon şifalı otlar'/><category term='saç dökümü şifalı otlar'/><category term='prostat büyümesi bitkisel tedavi'/><category term='alerji şifalı bitkiler'/><category term='mantar şifalı otlar'/><category term='kabızlık alternatif tıp'/><category term='bitksel tedaviler'/><category term='varis alternatif tip'/><category term='vitiligo şifalı bitkiler'/><category term='kısırlık bitkisel tedavi'/><category term='kulak'/><category term='havuç kürü'/><category term='bağırsak solucanları doğal tedavi'/><category term='tiroid bitkisel tedavi'/><category term='bağırsak kanseri şifalı bitkiler'/><category term='karaciğer  safra kesesi'/><category term='mide yanması bitkisel tedavi'/><category term='grip bitkisel tedavi'/><category term='bağırsak maranki'/><category term='hemoroid şifalı bitkiler'/><category term='ses kısıklığı şifalı bitkiler'/><category term='unutkanlık'/><category term='deri hastalıkları'/><category term='eklem ağrıları şifalı otlar'/><category term='zayıflama çayı'/><category term='elif guveloglu'/><category term='ender saraç zayıflatan çay'/><category term='iktidarsızlık  keçiboynuzu kürü'/><category term='mehmet öz'/><category term='yulaf samanı kürü'/><category term='varis dogal tedavi'/><category term='migren'/><category term='saç dökümü şifalı bitkiler'/><category term='depresyon şifalı bitkiler'/><category term='anne sütünü artiran bitkiler'/><category term='karaciğer yetmezliği'/><category term='kalp büyümesi bitkisel tedavi'/><category term='doğal tedavi'/><category term='dogal tedavi'/><category term='stres kilo alma'/><category term='hastalik'/><category term='an otlar'/><category term='melazma'/><category term='varis'/><category term='sinir hastalığı'/><category term='zehirlenme şifalı otlar'/><category term='uykusuzluk'/><category term='bel ağrısı bitki'/><category term='yaşlılık lekeleri bitkisel tedavi'/><category term='bademcik bitkisel tedavi'/><category term='kolesterol bitkisel tedavi'/><category term='göbek eritme bitkisel tedavi'/><category term='nezle'/><category term='göğüs büyütme şifalı bitkiler'/><category term='basur kayisi'/><category term='kısırlık'/><category term='bitki'/><category term='göbek eritme diyeti'/><category term='anksiyete şifalı bitkiler'/><category term='topuk dikeni şifalı bitkiler'/><category term='behçet şifalı otlar'/><category term='kanseri'/><category term='beden temizliği maranki'/><category term='meme kanseri'/><category term='egzema bitkisel tedavi'/><category term='vücut ağrıları sifali otlar'/><category term='siyah kayısıyı'/><category term='şifalı otlar'/><category term='alerji'/><category term='hiperaktif bitkisel tedavi'/><category term='karaciğer temizleme'/><category term='ahmet maranki zayıflama'/><category term='safra taşı bitkisel tedavi'/><category term='selülit eriten bitkiler'/><category term='kalp'/><category term='topuk dikeni doğal tedavi'/><category term='sivilce bitkiler'/><category term='ahmet maranki vitiligo'/><category term='baş ağrısı şifalı bitkiler'/><category term='cilt hastalıkları'/><category term='boy uzatmak için bitkiler'/><category term='karanfil kürü'/><category term='bitkiler'/><category term='iltihaplanma bitkisel tedavi'/><category term='baş ağrısı'/><category term='depresyon dogal tedavi'/><category term='fibroadenom'/><category term='varis tedavisi'/><category term='kabizlik'/><category term='yara izi tedavi'/><category term='bitkilerle sigara birakma'/><category term='bitkisel diyet'/><category term='bağırsak şifalı bitkiler'/><category term='klamidya'/><category term='hondan otu faydaları'/><category term='adet düzensizliği'/><category term='akciğer hastalığı'/><category term='tedavi'/><category term='gebelik'/><category term='migren şifalı bitkiler'/><category term='alzeimer ibrahim saraçoğlu'/><category term='terleme'/><category term='zayıflatıcı bitki çayı'/><category term='bağırsak şişkinliği bitkisel tedavi'/><category term='genel sağlık'/><category term='boy uzatmak şifalı bitkiler'/><category term='bingür sönmez'/><category term='kilo verme ender saraç'/><category term='sivilce şifalı bitkiler'/><category term='aşırı tüylenme'/><category term='zayıflama kür'/><category term='kadın sağlığı'/><category term='akne şifalı bitki'/><category term='lavantalı maske'/><category term='kalp bitkisel ilaç'/><category term='kansızlık'/><category term='multipl skleroz şifalı bitki'/><category term='ibrahim saraçoğlu sigara bırakma'/><category term='mide yanması şifalı bitkiler'/><category term='şeker hastalığı'/><category term='yağlı cilt maske'/><category term='astım tedavi'/><category term='sperm artırma bitkisel tedavi'/><category term='bademcik'/><category term='zayıflama meyve'/><category term='mantar şifalı bitki'/><category term='bedemcik iltihap şifalı bitkiler'/><category term='renkler psikoloji etki'/><category term='yara'/><category term='meme büyütme şifalı bitkiler'/><category term='brusella'/><category term='yağ eriten çay'/><category term='bebek sağlığı'/><category term='egzema tedavisi'/><category term='cilt maskesi'/><category term='Ceviz yağı'/><category term='tedaviler'/><category term='kozmik beden temizliği'/><category term='tansiyon sifali bitkiler'/><category term='bağırsak kanseri doğal tedavi'/><category term='saç bitkisel tedavi'/><category term='romatizma doğal tedavi'/><category term='akciğer kanseri bitkisel tedavi'/><category term='ergenlik sivilceleri bitkisel tedavi'/><category term='uykusuzluk bitkisel tedavi'/><category term='diyabet tedavi'/><category term='ahmet maranki sivilce'/><category term='böcek sokma'/><category term='saç dökülme'/><category term='buğday özü maskesi'/><category term='diyabet şifalı bitkiler'/><category term='eklem hastalığı'/><category term='diyet'/><category term='prematüre bebek'/><category term='selülit bitkisel tedavi'/><category term='vajinal akıntı bitkisel tedavi'/><category term='damar hastalıkları'/><category term='cilt bitkisel tedavi'/><category term='gırip'/><category term='gırip şifalı otlar'/><category term='göbek diyet'/><category term='lahana kürü'/><category term='renkler'/><category term='antropoz'/><category term='safra kesesi ameliyat'/><category term='beslenme'/><category term='cilt sorunlari'/><category term='zayıflamak şifalı bitkiler'/><category term='karaciğer bitkisel tedavi'/><category term='kolay diyet'/><category term='aslanpençesi'/><category term='botoks'/><category term='adet sancı bitkisel tedavi'/><category term='kansızlık bitkisel tedavi'/><category term='ses kısıklığı bitkisel tedavi'/><category term='sivilce şifalı bitki'/><category term='kıl dönmesi önleme'/><category term='havuç maskesi'/><category term='yaşlılık lekeleri şifalı otlar'/><category term='ahmet maranki grip'/><category term='bağırsak gaz doğal tedavi'/><category term='çil'/><category term='gençleşme şifalı bitkiler'/><category term='iştahsızlık'/><category term='sigara'/><category term='derin kösebay'/><category term='ms hastalığı'/><category term='multipl skleroz şifalı bitkiler'/><category term='ağız kokusu'/><category term='vitiligo'/><category term='anne sütünü artırma'/><category term='zayıflamak bitkisel tedavi'/><category term='anksiyete'/><category term='iştahsızlık çözüm'/><category term='öksürme ahmet maranki'/><category term='karaciğer şifalı otlar'/><category term='böcek ısırma'/><category term='öksürük'/><category term='elma kayısı maskesi'/><category term='zencefil maskesi'/><category term='ayfer aydin'/><category term='polikistik over'/><category term='karaciğer şifalı bitkiler'/><category term='alzeimer bitkisel tedavi'/><category term='mide ağrısı'/><category term='safra kesesi taşı'/><category term='diş bakımı bitkiler'/><category term='sigara bırakma bitkisel tedavi'/><category term='regl ağrıları'/><category term='hazımsızlık'/><category term='karın yağlarını eritme'/><category term='kil maskesi'/><category term='kıl dönmesi bitkiler'/><category term='alternatif tıp'/><category term='zayıflatan çay'/><category term='kıl dökücü bitki'/><category term='sigara bıraktıran bitkiler'/><category term='yasemin amato'/><category term='basur tedavi'/><category term='kilo alibrahim saraçoğlu'/><category term='yağlı cilt'/><category term='sigara şifalı bitkiler'/><category term='kansızlık şifalı bitkiler'/><category term='kolesterol'/><category term='alzeimer şifalı bitkiler'/><category term='sinüzit bitkisel tedavi'/><category term='Hemoroid'/><category term='menopoz şifalı bitki'/><category term='akciğer şifalı otlar'/><category term='yumurtalık kisti bitkisel tedavi'/><category term='doğal antibiyotik'/><category term='kalp hasatlığı bitkisel tedavi'/><category term='sinüzit agrisi'/><category term='ses kısıklığı'/><category term='ibrahim saraçoğlu kürleri'/><category term='nefes darligi bitkisel tedavi'/><category term='verem tedavi'/><category term='kepeksiz saç'/><category term='havuç suyu'/><category term='civanperçemi kürü'/><category term='amhet maranki ala'/><category term='yagli cilt'/><category term='sara iyilesme'/><category term='alev eken'/><category term='baş ağrıları'/><category term='pretoks kürü'/><category term='damar hastaligi tedavi'/><category term='uykusuzluk alternatif tıp'/><category term='basur incir'/><category term='ayak mantarları tedavi'/><category term='ahmet maranki zayiflame'/><category term='kısırlık şifalı bitkiler'/><category term='salata'/><category term='bitki çayı ses kısıklığı'/><category term='vücut ağrıları bitkisel tadavi'/><category term='kilo verme bitkisel tedavi'/><category term='çatlak'/><category term='doğal cilt bakımı'/><category term='stres bitkisel tedavi'/><category term='ibrahim saraçoğlu soğan kürü'/><category term='kulak ağrısı ibrahim saraçoğlu'/><category term='cilt bakımı maske'/><category term='menopoz'/><category term='menopoz şifalı bitkiler'/><category term='kilo aldıran bitkiler'/><category term='erkan topuz'/><category term='verem şifalı otlar'/><category term='yaşlılık lekeleri'/><category term='depresyon iyileşme'/><category term='romatizma alternatif tıp'/><category term='limon kürü'/><category term='zehirlenme şifalı bitkiler'/><category term='epilepsi dogal tedavi'/><category term='karın eriten diyet'/><category term='hiperaktif çoçuk'/><category term='cilt lekeleri silme'/><category term='tansiyon düşüren bitkiler'/><category term='öksürük şifalı otlar'/><category term='parlak cilt için maske'/><category term='vitiligo ibrahim saraçoğlu'/><category term='adet'/><category term='regl doğal tedavi'/><category term='regl'/><category term='kalp hastalığı'/><category term='alerji dogal tedavi'/><category term='cilt hastalığı'/><category term='menopoz şifalı otlar'/><category term='ses kesilme bitkisel tedavi'/><category term='şişmanlık sifali bitkiler'/><category term='hamilelik bitkisel tedavi'/><category term='kilo verme şifalı otlar'/><category term='bitkisel çaylar'/><category term='kulak çınlaması ibrahim saraçoğlu'/><category term='zayıflatan bitkiler'/><category term='ibrahim saraçoğlu zayıflama'/><category term='incir'/><category term='kıl dönmesi'/><category term='vitiligo bitkisel tedavi'/><category term='alerji şifalı otlar'/><category term='epilepsi'/><category term='çiş enfeksiyonu'/><category term='göz rahatsızlıkları'/><category term='sağlıklı yaşam ahmet maranki'/><category term='böbrek'/><category term='saç dökümü şifalı bitki'/><category term='adet sancıları bitkisel tedavi'/><category term='bağırsak enfeksiyonları'/><category term='yumurtalık kisti şifalı bitkiler'/><category term='ender saraç'/><category term='ishal bitkisel tedavi'/><category term='ibrahim saraçoğlu zayıflık'/><category term='yanik izleri bitkiler'/><category term='astım şifalı bitkiler'/><category term='eklem ağrısı bitki'/><category term='zayıflama alternatif tip'/><category term='preterm doğum'/><category term='sağlık'/><category term='böbrek iltihabı bitkisel tedavi'/><category term='vitamin eksikliği bitkisel tedavi'/><category term='boy uzatmak bitkisel tedavi'/><category term='ruh sağlığı'/><category term='öksürme bitkisel tedaviler'/><category term='safra taşı'/><category term='sigara buraktıran kür'/><category term='cilt bakımı bitki'/><category term='bal'/><category term='menopoz dogal tedavi'/><category term='göğüs büyütme şifalı otlar'/><category term='menopoz doğal tedavi'/><category term='kozmik beden temizliği uygulanış'/><category term='tansiyon bitkisel tedaviler'/><category term='tansiyon'/><category term='meme kanseri sifali otlar'/><category term='behçet hastalığı'/><category term='zayıflama şifalı bitkiler'/><category term='göbek eritme şifalı bitkiler'/><category term='zayıflama ender saraç'/><category term='vitamin bitkiler'/><category term='vajinismus'/><category term='basur şifalı bitkiler'/><category term='çay kürü'/><category term='kulak çınlaması bitkisel tedavi'/><category term='zayıflama kürü'/><category term='zayıflatan bitki'/><category term='eklem ağrıları bitkisel tedavi'/><category term='dogal ilaçlar'/><category term='kilo verme şifalı bitkiler'/><category term='tiroit'/><category term='miyom'/><category term='öksürme şifalı otlar'/><category term='kulak çınlaması şifalı bitkiler'/><category term='idrar yolu enfeksiyu'/><category term='acıtan işemik'/><category term='böbrek iltihabı'/><category term='varis şifalı otlar'/><category term='şişmanlık bitkisel tedavi'/><category term='bağırsak kanseri bitkisel ilaç'/><category term='unutkanlık şifalı otlar'/><category term='yanık izleri doğal tedavi'/><category term='sivilce ahmet maranki'/><category term='anne sütü'/><category term='kabızlık bitkisel tedavi'/><category term='diyabet'/><category term='yorgunluk bitkisel tedavi'/><category term='cilt bakımı'/><category term='antibiyotik bitki'/><category term='böbrek hastası bitkisel tedavi'/><category term='sivilce'/><category term='cilt lekeleri'/><category term='ender sarç detoks'/><category term='vücut ağrıları sifali bitkiler'/><category term='sperm sayısını artırma'/><category term='yaşlılık lekeleri şifalı bitkiler'/><category term='zayiflama'/><category term='iştahsızlık bitkisel tevadavi'/><category term='şeker düşüren bitkiler'/><category term='bağırsak gazı bitkisel tedavi'/><category term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category term='ala bitkisel tedavi'/><category term='sinir hastalıkları'/><category term='cilt maskeleri'/><category term='selülit giderici yağ'/><category term='kolesterol düşüren bitkiler'/><category term='karaciğer yağlanması bitkisel tedavi'/><category term='kolesterol şifalı bitkiler'/><category term='öksürme şifalı bitkiler'/><category term='kadin sagligi'/><category term='cilt şifalı bitkiler'/><category term='ekzema bitkisel tadavi'/><category term='havuç yumurta maskesi'/><category term='tere tohumu'/><category term='selülit eritme'/><category term='bitkilerle tedavi'/><category term='iştah açıcı otlar'/><category term='renkler ve anlami'/><category term='menopoz için bitkiler'/><category term='vitamin şifalı bitkiler'/><category term='saç dökümü'/><category term='bronşit'/><category term='bitki çayı'/><category term='depresif regl'/><category term='vajinal akıntı şifalı bitkiler'/><category term='bademcik iltihaplanma'/><category term='çabuk kilo verme'/><category term='bitkisel tedaviler'/><category term='kabızlık doğal tedavi'/><category term='öksürük şifalı bitkiler'/><category term='deri hastalığı'/><category term='hemoroit bitkisel tedavi'/><category term='safra kesesi taşı düşürme'/><category term='şifalı bitkiler'/><category term='ses kesilmesi bitkisel tedavi'/><category term='sara şifalı bitkiler'/><category term='varis şifalı bitkiler'/><category term='fibrokist bitkisel tedavi'/><category term='adet sancısı'/><category term='gençleşme bitkisel tedavi'/><category term='iştah açıcı bitkiler'/><category term='mide yanması doğal tedavi'/><category term='iktidarsızlık bitkisel tedavi'/><category term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category term='bitkinlik bitkisel tedavi'/><category term='adet şifalı otlar'/><category term='soğan kürü'/><category term='sarılık tedavi'/><category term='kronik kabızlık'/><category term='kozmik beden temizliği maranki'/><category term='boğaz şifalı bitkiler'/><category term='sıtres kilo alma'/><category term='sarılık'/><category term='romatizma şifalı bitkiler'/><category term='karaciğer bitkisel ilaç'/><category term='stres şifalı bitkiler'/><category term='öksürme alternatif tıp'/><category term='yanma izleri'/><category term='akne bitkisel tedavi'/><category term='zayıflık alternatif tıp'/><category term='zayıflamak'/><category term='yanık tedavi'/><category term='diabet'/><category term='basur'/><category term='gençleşme kürü'/><category term='güzellik'/><category term='diyet çayı'/><category term='kolesterol doğal tedavi'/><category term='kilo verme çayı'/><category term='zayıflatan yemekler'/><category term='tiroid sifali bitkiler'/><category term='bağırsak solucanları'/><category term='ıspıt otu'/><category term='sinüzit'/><category term='diş bakımı'/><category term='fibrokist'/><category term='böbrek hastası'/><category term='ala'/><category term='kilo verme bitki'/><category term='mantar bitkisel tedavi'/><category term='ses kesilme şifalı bitkiler'/><category term='verem hastalığı'/><category term='meme kanseri tedavisi'/><category term='meme kisti bitkisel tedavi'/><category term='yağlı cilt dogal tedavi'/><category term='iktidarsızlık'/><category term='behçet'/><category term='cilt güzelliği'/><category term='ala şifalı otlar'/><category term='sarılık bitkisel tedavi'/><category term='sağlıklı beslenme'/><category term='kulak ağrısı şifalı bitkiler'/><category term='kilo almak doğal tedavi'/><category term='ayak manatrları doğal tedavi'/><category term='çocuklar bitkisel tedavi'/><category term='uzamak için bitkiler'/><category term='osman müftüoğlu'/><category term='unutkanlik için bitkiler'/><category term='bağırsak'/><category term='rejim'/><category term='tiroid şifalı bitkiler'/><category term='alzeimer'/><category term='tiroid şifalı otlar'/><category term='ms hastalığı şifali bitkiler'/><category term='ala hastalığı'/><category term='yumurtalık kisti  şifalı otlar'/><category term='kabızlık şifalı bitkiler'/><category term='sinir hastalıkları bitkisel tedavi'/><category term='akciğer hastalıkları'/><category term='ala şifalı bitkiler'/><category term='sigarayı bırakmak'/><category term='yorgunluk şifalı otlar'/><category term='zayıflama çorba'/><category term='zayıflama sifali bitkiler'/><category term='depresiyon şifalı otlar'/><category term='Cinsel güçsüzlük'/><category term='saç bakımı maskesi'/><category term='varis bitkisel tedavi'/><category term='diyet ender saraç'/><category term='cinsel sağlık'/><category term='miğde yanması'/><category term='sperm'/><category term='sperm artırma doğal tedavi'/><category term='sperm artırma şifalı bitkiler'/><category term='kulak çınlaması doğal tedavi'/><category term='ibrahim saraçoğlu cilt maskesi'/><category term='topuk dikeni şifalı otlar'/><category term='böbrek rahatsızlığı'/><category term='aşırı kıllanma bitkisel tedavi'/><category term='tiroid'/><category term='öksürme bitkisel tedavi'/><category term='doğal tedaviler'/><category term='bağırsak enfeksiyonu'/><category term='nane yağı'/><category term='migren bitkisel tedavi'/><category term='kilo aldıran şifalı bitkiler'/><category term='anemi'/><category term='tırnak'/><category term='şişmanlık'/><category term='grip tedavi'/><category term='kısırlık doğal tedavi'/><category term='zeytinyağı'/><category term='sigara bırakma'/><category term='kıllanma şifalı bitkiler'/><category term='irdar kaçırma şifalı bitkiler'/><category term='baş ağrısı bitkisel tedavi'/><category term='kilo verme meyve'/><category term='aşırı tüylenme bitkisel tedavi'/><category term='zayıflama ahmet maranki'/><category term='böbrek şifalı bitkiler'/><category term='öksürük bitkisel tedavi'/><category term='ibrahim saraçoğlu'/><category term='verem'/><category term='gençleşme'/><category term='alerji bitkisel tedavi'/><category term='vajinal akıntı'/><category term='saç dökümü lavanta kürü'/><category term='mide şifalı bitkiler'/><category term='sigara toksin atma bitkisel tedavi'/><category term='soğan suyu kürü'/><category term='selülit'/><category term='keçiboynuzu kürü'/><category term='sara'/><category term='regl bitkisel tedavi'/><category term='varis sorunu'/><category term='idrar efeksiyonu şifalı bitkiler'/><category term='sivilceler için maske'/><category term='anne sütünü çoğaltan bitki'/><category term='eklem ağrıları'/><category term='grip'/><category term='vitamin eksikliği'/><category term='mide yanması'/><category term='kürtaj'/><category term='ahmet maranki kür'/><category term='öksürme'/><category term='hastalık tedavi bitki'/><category term='yara izleri'/><category term='şeker hastalığı bitkisel tedavi'/><category term='bağırsak kanseri bitkisel tedavi'/><category term='göbek verme diyeti'/><category term='renkler ile tedavi'/><category term='akne şifalı bitkiler'/><category term='kansizlik şifalı otlar'/><category term='kozmik beden temizliği ahmet maranki'/><category term='mide'/><category term='iktidarsızlık doğal tedavi'/><category term='böbrek rahatsızlıkları'/><category term='kulak soğan suyu kürü'/><category term='kulak çınlaması'/><category term='elma maskesi'/><category term='vücut ağrıları'/><category term='boğaz rahatsızlığı'/><category term='kurabiye'/><category term='multipl skleroz şifalı otlar'/><category term='detoks çorba'/><category term='miğde şifalı otlar'/><category term='meme kisti'/><category term='egzema ibrahim saraçoğlu'/><category term='çil bitkisel tedavi'/><category term='sigara bıraktıran şifalı bitkiler'/><category term='antibiyotik'/><category term='böbrek ağrısı bitkiler'/><category term='şifalı yara izleri otlar'/><category term='kısırlık şifalı otlar'/><category term='yanık bitkisel tedavi'/><category term='kilo verme çorba'/><category term='astım'/><category term='ayak mantarı bitkisel tedavi'/><category term='idrar enfeksiyonu bitkisel tedavi'/><category term='ender saraç diyet'/><category term='idrar kaçırma'/><category term='bademcik şifalı bitkiler'/><category term='erkek sağlığı'/><category term='saç'/><category term='ahmet maranki 10 yaş gencleşme'/><category term='yaşlılık lekeleri doğal tedavi'/><category term='şişmanlık dogal otlar'/><category term='vajinal akıntı şifalı otlar'/><category term='Hamilelik'/><category term='kansızlık ibrahim saraçoğlu'/><category term='çilleri silme'/><category term='çuha çiçeği maskesi'/><category term='kozmik beden temizliği nasıl yapılır'/><category term='selülit  maranki tedavi'/><category term='hamile olmak için bitkiler'/><category term='çay'/><category term='prostat büyümesi şifalı bitkiler'/><category term='sarılık şifalı bitkiler'/><category term='unutkanlık şifalı bitkiler'/><category term='sivilce cilt maskesi'/><category term='kalb'/><category term='idrar enfeksiyonu'/><category term='parlak saç'/><category term='dağal tedaviler'/><category term='tiroit şifalı bitkiler'/><category term='vajinal akıntı doğal tedavi'/><category term='Suna DUMANKAYA'/><category term='sinir şifalı bitkiler'/><category term='hastalıklar bitkisel tedavi'/><category term='sivilce soğan suyu'/><category term='kolesterol şifalı otlar'/><category term='tiroit bitkisel tedavi'/><category term='vitamin eksikliği şifalı otlar'/><category term='meme kanseri şifalı bitkiler'/><category term='hemoroid dogal tedavi'/><category term='sigara bırakma doğal tedavi'/><category term='bağırsak gazları tedavi'/><category term='depresiyon bitkisel tedavi'/><category term='epilepsi şifalı otlar'/><category term='bademcik enfeksiyonu'/><category term='verem bitkisel tadavi'/><category term='romatizma bitkisel tedavi'/><category term='ibrahim saraçoğlu gençleşme'/><category term='zehirlenme'/><category term='güzellik maskeleri'/><category term='kolesterol düşürme'/><category term='hepatit b c ibrahim saraçoğlu'/><category term='karaciğer'/><category term='saglik'/><category term='zayıflık şifalı bitkiler'/><category term='selülit şifalı bitkiler'/><category term='çocuk sağlığı'/><category term='ender saraç kilo verme'/><category term='detoks saraç'/><category term='depresiyon şifalı bitkiler'/><category term='kabizlik iyilesme'/><category term='kırışıklıklar için maske'/><category term='göz rahatsızlığı'/><category term='ekzema'/><category term='egzema'/><category term='kilo almak için bitkisel tedavi'/><category term='damar hastalığı'/><category term='depresyon'/><category term='acıtan çiş'/><category term='ishal şifalı bitkiler'/><category term='ayak mantarı şifalı bitkiler'/><category term='menopoz ibrahim saraçoğlu'/><category term='uykusuzluk şifalı bitkiler'/><category term='dogal tedaviler'/><category term='fibroadenom bitkisel tedavi'/><category term='çabuk zayıflama'/><category term='depresiyon'/><category term='saç bakımı'/><title type='text'>ŞİFALI BİTKİLER-OTLAR-BİTKİSEL TEDAVİ-AHMET MARANKİ-İBRAHİM SARAÇOĞLU-DOĞAL-ALTERNATİF TIP</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>717</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-764033699631846177</id><published>2010-07-11T01:08:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T01:10:23.001+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon düşüren bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon sifali bitkiler'/><title type='text'>Tansiyon Hastalarına Sıcak Uyarısı</title><content type='html'>Yüksek &lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;tansiyon &lt;/span&gt;hastalarının, son derece ölümcül olan beyin kanaması riskine karşı özellikle sıcak havalarda tansiyonu yükseltecek her türlü nedenden kaçınmaları gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memorial Ataşehir Hastanesi Nöroşirürji Bölümü'nden Prof. Dr. Murat İmer, hava sıcaklıklarının gün geçtikçe yükseldiğine dikkati çekerek, özellikle belirli bir yaştan sonra, tansiyon hastalarında görülen beyin kanamalarının sıcak havalarda daha da artış gösterdiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tansiyonun ani ve denetimsiz yükselmesinin beyin kanamasına neden olabildiğini kaydeden İmer, beyin kanamasına doğumsal damar değişiklikleri, pıhtılaşma bozuklukları, pıhtılaşmayı engelleyici ilaç kullanımı, bazı karaciğer hastalıkları, yüksek dozda alkol kullanımı gibi nedenlerin de yol açtığını hatırlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İmer, ''Yüksek tansiyon hastaları, son derece ölümcül olan beyin kanaması riskine özellikle sıcak havalarda tansiyonu yükseltecek her türlü nedenden kaçınmalıdırlar'' görüşüne yer verdi. Tansiyonun düzenli ilaç kullanımı ve sık kontrollerle kontrol altında tutulması sonucu son yıllarda beyin dokusu içine olan kanamaların sıklığında ciddi bir düşüş sağlandığına işaret eden İmer, özellikle yüksek tansiyon hastalarına şu uyarılarda bulundu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Sıcak havaların tansiyon hastalarında beyin kanaması riskini artırdığı bilinmektedir. Bu nedenle özellikle yüksek tansiyonlu hastalar güneş altında uzun süre kalmamaya özen göstermeli, güneşin direk etkilerinden kendilerini korumak için baş bölgelerini koruyacak şapka ile dolaşmalıdırlar. Saat 10.00-14.00 arasında güneş altında kalmamalı, aç kalmamaya dikkat edip sağlıklı ve düzenli beslenmeye özen göstermeli, gün içerisinde artan su ihtiyacını gidermeli, aşırı şiddetli baş ağrısı durumunda dikkatli olmalıdırlar. Tansiyon hastaları ilaçlarını düzenli olarak almalı, tansiyon kontrollerini daha sık yapmalıdırlar.''&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-764033699631846177?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/764033699631846177'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/764033699631846177'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/tansiyon-hastalarna-scak-uyars.html' title='Tansiyon Hastalarına Sıcak Uyarısı'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2117607165280193036</id><published>2010-07-11T01:05:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T01:08:14.766+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Havuzlar Hasta Ediyor</title><content type='html'>Genellikle kış hastalığı olarak bilinen ve soğuk havalarda ortaya çıkan üst solunum yolu enfeksiyonları, yaz sıcaklarında da klima soğutma sistemleri ile havuzlardan bulaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında görülen üst solunum yolu enfeksiyonları genellikle lejyoner hastalığı olarak nitelendiriliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalığın klimalar, soğutma sistemleri ve havuzlardan bulaştığını ifade eden Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü'nden Op. Dr. Kemal Demir, "Bu hastalığı yapan mikroorganizma; bakımı iyi yapılmayan; klimalar, soğutma-havalandırma sistemleri, havuzlar ve suyun göllendiği tesisat sistemlerinde çoğalma imkanı bulur. Bu cihazların içinden geçen suların, havada uçuşan zerreciklerinin solunması veya istem dışı nefes yollarına kaçması ile bulaşır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lajyonerin gribe benzediğini ifade eden Demir, hastalığın belirtilerini şöyle sıraladı: "Ateş, halsizlik, kas ağrıları; daha sonraki süreçte de öksürük, balgam çıkarma, derin nefes alma isteği gibi belirtilerle ortaya çıkar. Grip ile benzer belirtiler gösterir. Ancak insandan insana bulaşmaz."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalıktan korunmak için klimalar ve soğutma-havalandırma sistemlerinin genel bakımının, temizliğinin ve periyodik filtre değişikliklerinin zamanında yapılması gerektiğini vurgulayan Demir, havuzların da bakımına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Demir, gribe benzemesine rağmen lajyoner hastalığında grip ve soğuk algınlığında kullanılan ilaçların doktor önerisiyle alınması gerektiğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;BİLİNÇSİZ KLİMA KULLANIMI HASTA EDER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında bilinçsiz klima kullanımının hasta edeceğine işaret eden Op. Dr. Demir, şu tavsiyelerde bulundu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Klima sık sık açılıp kapatılmamalı. Hafif ama kesintisiz birkaç saat çalıştırılmalı. Sıcaklık ayarı çok düşürülmemeli. İdeal serinliği elde edecek şekilde derece ayarı yapılıp çok değiştirilmemeli. Klimaların bakımı düzenli yapılmalı. Filtreler zamanında yenilenmeli."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Özellikle uyunacak odaların klima yerine pencere yoluyla havalandırılmasını öneren Demir, çok sıcak gecelerde zorunlu kalınırsa klimanın 22-23 derece civarında sıcaklığa ayarlanması gerektiğini açıkladı. Soğuk hava çıkış hızının (üfleme) en düşük şiddette olmasını öneren Demir, "Soğuk hava çıkış yönü odanın tavanına dönük olmalı. Sabit kalmalı. Uyuyan kişilerin üzerine direkt yönlenmemeli. Hem pencere hem klima açık olmamalı. Gece üşüme hissiyle uyanılırsa klima kapatılmamalı, sıcaklık ayarı 3-5 derece artırılmalı" şeklinde konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2117607165280193036?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2117607165280193036'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2117607165280193036'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/havuzlar-hasta-ediyor.html' title='Havuzlar Hasta Ediyor'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4976671888673394416</id><published>2010-07-11T01:02:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T01:04:32.832+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damar hastaligi tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damar hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damar hastalığı'/><title type='text'>Sıcak, Tahammül Gücünü Zayıflatıyor</title><content type='html'>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği dönemlerde, sıcak çarpması vakalarında artış gözlendiğini anlatan Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Acil Tıp Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Gürkan Ersoy, Haziran ayı itibariyle acil servis başvurularının, sıcaklığa bağlı olarak yüzde 10 ila 20 oranında arttığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ersoy, ''Özellikle yaşlılar, çocuklar ve hamileler sıcaktan çok etkileniyor. Kalp hastalıkları, sıcak çarpmaları artıyor. Sıcakla birlikte insanların tahammülü gücü azalıyor ve kavgalar yaralanmalar, darplar artıyor'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcak havanın olumsuz etkileri konusunda çocuklar, hamileler ve yaşlıların yüksek risk grubunda bulunduğunu, ancak çeşitli meslek gruplarında bulunanların da sıcak havadan etkilenme riskine karşı önlem alması gerektiğini belirten Ersoy, şöyle konuştu:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Tatil sezonu başladı ve havalar son derece sıcak seyrediyor. Geçen haftalar biraz serin olmasına rağmen, sıcaklıklar birden arttı. Ağustos ayında görülen sıcaklık değerlerine vaktinden önce ulaşıldı. Sıcak çarpmasına dikkat edilmeli. Sıcak çarpmasına karşı en ucuz ve etkili yöntem, tedbir almaktır. 11.00 ile 17.00 saatleri arasında çok mecbur kalmadıkça dışarı çıkmamak gerekiyor. Dışarı çıkılması gereken hallerde, açık renkli, ince giysiler giyerek, şapka ve şemsiye kullanılmalı, güneş gözlüğü takılmalı ve yüksek koruma faktörlü güneş kreminden yararlanılmalı. Eğer doktorunuz aksini söylemediyse 2 litrenin üzerinde sıvı tüketmelisiniz. Alkol kullanımı, mümkün olduğunca akşam saatlerinde olmalı ve az miktarlarla kısıtlanmalı. Kızartma ve baharatlı yemeklerden uzak durulmalı. Kalp, tansiyon ve böbrek hastalığınız yoksa, kortizonlu ilaç kullanmıyorsanız, doktorunuz tarafından yasaklanmadıysa, aldığınız tuzu biraz artırabilirsiniz. Terle birlikte tuz da kaybettiğimiz için halsizlik, yorgunluk, bitkinlik yapabilir.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;GÜNEŞ ÇARPMASI HALİNDE YAPILMASI GEREKENLER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Doç. Dr. Ersoy, güneş çarpan kişilere yapılacak en önemli yardımın, süratle 112 Acil Servis ekibine haber verilerek, sistemin harekete geçmesini sağlamak olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acil durumların her an gerçekleşebileceği ihtimaline karşı bireylerin ilkyardım eğitimi almasının faydalı olacağını söyleyen Ersoy, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''İlkyardım eğitimi bulunmayan kişilerin yapılabileceği en iyi şey, sağlık ekiplerine haber vermek olacaktır. Doktorlar gelene kadar, hasta, usulüne uygun olarak serin bir yere taşınmalı, üzerine ıslak çarşaf örtüldükten sonra el bileği, kasıklar, koltuk altı gibi damarların yüzeye yakın geçtiği bölgelere havluya sarılı buz torbaları konulmalı, vücut sıcaklığının düşmesi sağlanmalıdır. Eğer şuuru açıksa, vücut sıcaklığını düşürmek amacıyla hastanın soğuk içecekler tüketmesine yardımcı olunmalıdır.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ersoy, sıcak havalarda çocukların kesinlikle otomobilin içinde yalnız bırakılmaması gerektiğini, araç içi sıcaklığın yüksek oluşunun, çocuğun hayatını tehlikeye düşüreceğini sözlerine ekledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4976671888673394416?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4976671888673394416'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4976671888673394416'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/scak-tahammul-gucunu-zayflatyor.html' title='Sıcak, Tahammül Gücünü Zayıflatıyor'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2951591865477082349</id><published>2010-07-11T01:00:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T01:01:58.829+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göz rahatsızlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göz rahatsızlıkları'/><title type='text'>Lens İle Havuza Girmeyin</title><content type='html'>Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Karataş, kontakt lenslerle havuza veya denize girmenin doğru olmadığını söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında güneş ışınlarının kuvvetlenmesiyle birlikte en hassas organlarımızdan gözümüzü korumanın büyük ödem taşıdığını söyleyen Göz Hastalıkları Uzmanı Doktor Ali Karataş, mutlaka gözlük kullanılmasını tavsiye etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artan güneş ışınlarından gözü korumak gerektiğini söyleyen Karataş, "Gözün önüne herhangi bir cam dahi koysanız, gözü kısa dalga boylu zararlı ışınlardan korur. Koruma derecesi camın kalitesine göre artar. Daha iyi camlar görme kalitesini artırır. Daha düşük kaliteli gözlükler ise göz sağlığını olumsuz etkilemez, sadece görme kalitesini düşürebilir" dedi. Dr. Ali Karataş özellikle numaralı gözlük ya da kontakt lens kullanmayan kişilerin güneş gözlüğü kullanmayı ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;LENSLE HAVUZA, DENİZE GİRMEYİN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında kontakt lens kullanan kişilerin de dikkat etmesi gerektiğini söyleyen Doruk Sağlık Grubu Göz Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Karataş, kontakt lenslerle havuza veya denize girmenin doğru olmadığını söyledi. Kontakt lensin gözde iken mikrop kapması durumunda fark edilmeden enfeksiyonun ilerleyebileceğini ifade eden Karataş, "Günlük lenslerle havuza veya denize girdikten sonra çıkarılacağı için mikrop kapma olasılığı azalır" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ÇOCUKLARA ŞAPKA GİYDİRİN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gözlerde alerji sorunlarının da mevsimlerin değişmesi ile arttığını belirten Karataş, polenler nedeniyle göz alerjilerinin ilkbahar ve yaz aylarında daha sık görüldüğüne dikkat çekerken, bu mevsimlerde göz doktorunun reçete ettiği uygun göz damlaları kullanabileceğimizi belirtti. Karataş, küçük yaşlardaki çocuklarda gözlük kullanımı zor ise şapka takmanın da faydalı olabileceğini söyledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2951591865477082349?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2951591865477082349'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2951591865477082349'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/lens-ile-havuza-girmeyin.html' title='Lens İle Havuza Girmeyin'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8416554965082399153</id><published>2010-07-11T00:58:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:59:34.843+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>Güneş Kremiyle İlgili Çarpıcı Gerçek</title><content type='html'>Yapılan bir araştırmaya göre, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;güneş kremi&lt;/span&gt;nin kalitesi pahalı ya da ucuz oluşuna bağlı değil. Hatta ucuz krem daha iyi koruyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Okulların kapanmasıyla aileler çocuklarıyla birlikte tatil bölgelerine akın etmeye başladı. Aileler çocuklarını güneş ışınlarından korumak için en pahalı güneş kremlerini almayı tercih ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Alman kalite standardı kurumu Warentest, güneş kreminin kalitesinin pahalı ya da ucuz olmasıyla ilgisi olmadığını ortaya koydu. Hatta ucuz satılan güneş kremlerinin daha etkili olduğu ortaya çıktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Warentest'in 19 güneş kremi markası üzerine yaptığı araştırmada, 100 miligramının fiyatı 2 eurodan düşük olan güneş kremlerinin güneşten daha iyi koruduğu ortaya çıktı. 100 miligramın 21 euro olan en pahalı güneş kremi ise "ortalama" bir not aldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kremi içeriğine bakarak seçin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Warentest aileleri güneş kremi alırken fiyatından çok içindeki suya ve güneşe karşı dayanıklı olup olmadığına dikkat etmesi gerektiğini belirtti. Warentest ayrıca bir önceki yıldan kalan güneş kremlerinin de rahatlıkla kullanılabileceğini ve güneş kremlerinin bozulmasının pek söz konusu olmadığını belirtti.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8416554965082399153?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8416554965082399153'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8416554965082399153'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/gunes-kremiyle-ilgili-carpc-gercek.html' title='Güneş Kremiyle İlgili Çarpıcı Gerçek'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2416256191234839533</id><published>2010-07-11T00:55:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:57:42.787+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>Cilt Kanserinde Aşı Umudu</title><content type='html'>Ameliyata uygun olmayan cilt kanseri hastaları için başlatılan uluslararası katılımlı klinik araştırmaya Türkiye'de sadece 1 hasta katıldı. Ankara Üniversitesi (AÜ) Tıp Fakültesi Cebeci Hastaneleri Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Demirkazık, cilt kanserlerinin ''malin melanom'' ve ''melanom dışı cilt kanserleri'' olmak üzerek iki grupta incelendiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirkazık, yaygın metastaz yapabilen, ciltteki benlerden kaynaklanan malin melanomun çok tehlikeli olduğunu belirtti. Melanom veya melanom dışı cilt kanserlerinin erken evrelerinde tedavinin cerrahi olduğunu ifade eden Demirkazık, kemoterapi ve benzeri ilaç tedavilerinin ise hastalığın yaygın olması veya nüks etmesi durumlarında söz konusu olduğunu anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirkazık, yurt dışında bu yöntemlerin dışında ''aşı'' tedavisinin en az 20 yıldır yapıldığını belirti. Tedavinin ''hazır aşı'' veya ''kişiye özgü geliştirilen aşı'' şeklinde 2 türlü uygulanabildiğini dile getiren Demirkazık, ''Aşı tedavisi, araştırma amacıyla yapılan bilimsel çalışmalardır ve nüks olmuş melanom başta olmak üzere bazı kanser türlerinde Türkiye'de de seyrek olarak uygulanabilmektedir'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirkazık, hazır aşıların ticari amaçlı üretilmediği için piyasada bulunmadığını, ancak bilimsel araştırma amaçlı olarak hastanelerde kullanıldığını vurgulayarak, şunları kaydetti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Kişiye özgü üretilen aşılar, hastanın kendisinden üretiliyor. Bu aşı için, öncelikle tümörün metastaz yaptığı bölgeden biyopsi alınıyor ve hastadan afrez cihazı ile alınan kan örneği birlikte laboratuvara gönderiliyor. Kanın içerisindeki bağışıklık hücreleri ile tümör hücresi, özel bir ortamda bir araya getirilerek, bağışıklık hücrelerinin tümörü tanıması sağlanıyor. Ardından tümörü tanımış bağışıklık hücreleri, tümörden arındırılarak hastaya geri veriliyor.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uygulama ile bağışıklık hücrelerinin, tümörü düşman olarak algılayıp, vücudu tümörden temizlemesinin amaçlandığını belirten Demirkazık, ''Dünyada yapılan denemelerde, aşı uygulamasının hastanın vücudundaki tümörleri yüzde 20-25 oranında gerilettiği hatta bazılarında tamamen kaybettiği belirlendi'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;UMUT İÇİNDE BEKLEYEN HASTALAR İÇİN BİR KAYIPTIR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Demirkazık, şu anda Türkiye'de kişiye özgü aşı geliştirmeye yönelik klinik bir araştırma olmadığını, ancak cilt kanseri tedavisinde hazır aşı uygulamasının 2009 yılının Ağustos ayı içinde başlatıldığını anımsattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirkazık, araştırmanın ciltte nüks olmuş melanomlu hastalarda, kemoterapi tedavisi ile hazır aşı uygulamasını karşılaştıran bir klinik araştırma olduğunu bildirdi. Projede, ABD ve çok sayıda Avrupa ülkesinin yer aldığını anlatan Demirkazık, klinik araştırmaların Türkiye'de de İzmir, İstanbul, Ankara ve Antalya'da 4 merkezde yapıldığını söyledi ve uygulamaya ilişkin şu bilgileri verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;''Hastalara uygulanacak standart tedavi kemoterapidir. Bu araştırmada da kemoterapiyle aşı tedavisi karşılaştırılacaktı. Araştırma kapsamında, hastalardan birine standart tedavi olan kemoterapi, iki hastaya ise sadece aşı uygulanacaktı. Hastalar, bu iki tedaviden sadece birini alabilecekti. Hastanın hangi tedaviyi alacağı önceden bilinmeyecekti. Bu, internet aracılığıyla hasta kayıtlarının ve bilgilerinin yapıldığı uluslararası telefon bağlantısıyla hiç kimsenin müdahalede bulunamadığı sistem sayesinde otomatik belirlenecekti. Kişileri, yurt dışındaki çalışma merkezi ayarlayacak ve bize hangi tedavinin kime uygulanacağı bildirilecekti.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;"TÜRKİYE'DE KLİNİK ARAŞTIRMALAR İYİ ANLAŞILMIYOR"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Klinik çalışmaların Türkiye'de çok iyi anlaşılmadığı için çok az kişinin araştırmalarda yer aldığını belirten Demirkazık, ''Bilgilendirme ve bunun şu an beklemek dışında hiçbir müdahale yapılamayan hastalarımız için umut olduğunu belirtmemize ve yazılı-görsel basında duyurduğumuz halde üç merkez hiç hasta alamadı. Sadece biz 1 hasta alabildik. Eğer hasta başvuruları olsaydı, her merkez 4-5 hasta alabilirdi. Yani toplam 18 hasta alınmış olsa bunların 12 tanesi aşı, altı tanesi ise standart kemoterapi tedavisi alacaktı. Böyle olunca da Türkiye araştırmanın içinde sonuncu sırada yer aldı. Bu, hem bilim için hem Türkiye için hem de umut içinde bekleyen hastalar için bir kayıptır'' dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demirkazık, bu tür klinik çalışmaların hastalar için de bir fırsat ifade ederek, ''Bunlar piyasada para ile alınamayacak ilaçlardır. Hasta, tek bir kuruş ödemeden böyle bir imkandan yararlanabilmektedir. Çünkü, araştırma ilaçları henüz dünyada hiç bir ülkede ruhsatlı olmadığı için dışarıdan temin edilemez'' dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2416256191234839533?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2416256191234839533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2416256191234839533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/cilt-kanserinde-as-umudu.html' title='Cilt Kanserinde Aşı Umudu'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-3666264773869884555</id><published>2010-07-11T00:52:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:55:15.350+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Çocukları Yaz Hastalıklarından Koruyun</title><content type='html'>Bebek ve çocukların doğrudan güneş ışığına maruz kalmaması gerektiğini söyleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Ebru Tuğrul Sarıbeyoğlu, çocuklara şehirde dolaşırken 15-30 faktör, deniz kenarında ise sudan ve kumdan yansıyan ışık nedeni ile 50 faktör güneş kremi sürülmesi gerektiğini söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;D vitamininin çocuk gelişimi açısından önemli olduğunu hatırlatan ve D vitamini sentezi için direkt güneş ışığına ihtiyaç olduğunu belirten Dr. Sarıbeyoğlu, "Ciltte D vitamini sentezine yarayacak dalga boyundaki ışınlar camdan geçemediği için direkt güneş ışığı ile temas önemli. Ancak güneşin çok dik gelmediği saatlerde çocukların kol ve bacaklarının 20 dakika güneşe maruz kalması yeterli ışın almalarını sağlayabiliyor" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Ebru Tuğrul Sarıbeyoğlu, çocuklarda yazın sık karşılaşılan rahatsızlıklar ve tedavileri hakkında bilgi verdi ve merak edilen soruları şöyle yanıtladı:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SICAK ÇARPARSA BOL SIVI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;"Sıcak çarpması uzun süre güneş ışınlarına maruz kalmakla oluşuyor. Bu nedenle bebek ve çocukların doğrudan güneş ışığına maruz bırakılmaması gerekiyor. Aileler genellikle kemik gelişimlerine katkısı olması için uzun süre deniz ve havuz kenarında çocukların oynamasına, şiddetli güneş ışığının altında kalmasına izin veriyor. Oysa güneş koruyucu bile kullanılsa bebeklerin, çocukların uzun süre, şiddetli güneş ışığına maruz kalmaları sıcak çarpmasına neden olabiliyor. Çocukların özellikle deniz kenarında başlarında şapka ve üzerlerinde açık renkli giysilerle gölgede kalmaları önem taşıyor. Çocuklar gölgede bile olsalar yansıyan ışınlar nedeni ile hem güneş yanığı hem de sıcak çarpması riski altında oluyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;GÜNEŞ ÇARPMASININ BELİRTİLERİ NELER?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Güneşe uzun süre maruz kalınması sonucu vücudun ısı dengesi bozulacağı için başlıca şu belirtiler ortaya çıkıyor:&lt;br /&gt;• Şiddetli baş ağrısı,&lt;br /&gt;• Bulantı,&lt;br /&gt;• Kusma,&lt;br /&gt;• Yüksek ateş,&lt;br /&gt;• Şuur bulanıklığı, uykuya eğilim,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BUNLARI YAPIN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;• Öncelikle çocuk serin bir yere götürülmeli,&lt;br /&gt;• Vücudu sıkan giysiler çıkarılmalı,&lt;br /&gt;• Başa, kasıklara ve koltuk altına soğuk kompres yapılmalı,&lt;br /&gt;• Eğer bilinci yerindeyse, şiddetli kusma yoksa kaybedilen sıvı ve tuzu yerine koymak için bol sıvı (ayran, su, meyve suyu) verilmeli; seçilecek besinler sıvı şeklinde olmalı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BUNLARI YAPMAYIN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;• Çocuğun bilinci yerinde değilse veya şiddetli kusma varsa içecek verilmeyin,&lt;br /&gt;• Alkol koklatmayın,&lt;br /&gt;• Gazlı içecekler vermeyin,&lt;br /&gt;• Katı gıdalar yemesi için ısrar etmeyin,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;NE ZAMAN DOKTORA BAŞVURULMALI?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;• Çocuğun bilinci yerinde değilse,&lt;br /&gt;• Çok kusma varsa,&lt;br /&gt;• Ateş düşürülemiyorsa,&lt;br /&gt;• Ağızdan sıvı alımı mümkün olmuyorsa mutlaka doktora başvurmak gereklidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-3666264773869884555?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3666264773869884555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3666264773869884555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/cocuklar-yaz-hastalklarndan-koruyun.html' title='Çocukları Yaz Hastalıklarından Koruyun'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-396009647035940733</id><published>2010-07-11T00:50:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:52:10.755+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon iyileşme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon bitkisel tedavi'/><title type='text'>Tükenmişlik Sendromu</title><content type='html'>Denizli Devlet Hastanesi'nden psikolog Handan Hasırcıoğlu, 'tükenmişlik sendromu'nun kadınlarda duygusal tükenmişlik, erkeklerde ise duyarsızlaşma ve kişisel başarıdan düşme hissi olarak ortaya çıktığını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Denizli Devlet Hastanesi'nde düzenlenen 'Tükenmişlik Sendromu' konulu konferansta konuyla ilgili bilgi veren psikolog Handan Hasırcıoğlu, "Bireyde ruhsal ve fiziksel açıdan enerjinin tükenmesi olarak ifade edilebilecek olan tükenmişlik kavramı; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda düşme hissi olarak üç alt boyuttan oluşur" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;"KADINLAR DUYGUSAL TÜKENMİŞLİK YAŞIYOR"&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Psikolog Hasırcıoğlu, yapılan çalışmalara göre kadınların erkeklere göre daha fazla duygusal tükenmişlik yaşadığını, erkeklerde ise duyarsızlaşma ve kişisel başarıdan düşme hissinin yaşandığını söyledi. Psikolog Hasırcıoğlu, "Genç çalışanların, mesleğin ilk yıllarında beklentilerinin de yüksek olması nedeniyle daha fazla tükenmişlik hissettikleri ortaya konulmuştur. Kişisel başarıda düşme hissi yaşayan kişilerin ise daha uzun süredir çalışanlar olduğunu ortaya çıkmıştır" diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;EĞİTİM ARTTIKÇA TÜKENMİŞLİK ARTIYOR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eğitim düzeyi yükseldikçe tükenmişliğin arttığının gözlendiğini bildiren psikolog Handan Hasırcıoğlu, "Bu sonuç, eğitim arttıkça stres oluşturan durum ve sorumluluklarla karşılaşma olasılığının artması ile de açıklanabilir. Eğitim arttıkça bireylerin geleceğe yönelik kariyer beklentilerinin artması da bir stres kaynağı olarak görülebilir" şeklinde konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;GERÇEKÇİ HEDEF VE BEKLENTİLER GELİŞTİRİLMELİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tükenmişliği önlemede bireylere önemli görevler düştüğünü belirten psikolog Handan Hasırcıoğlu, "Kişinin tükenmişliğin ne olduğunu ve belirtilerini bilmesi, kendi üzerinde yaşadığı durumu erken tanımasını ve çözüm aramaya yönelmesini sağlayacaktır. Bireyler işle ilgili gerçekçi hedef ve beklentiler geliştirmelidir. Kişilerin duygularını ve zorlukları paylaşmalarının, gerektiğinde yardım istemelerinin, sorunlar artmadan çözümde önemli bir kolaylık sağlayacağı bilinmelidir" dedi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-396009647035940733?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/396009647035940733'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/396009647035940733'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/tukenmislik-sendromu.html' title='Tükenmişlik Sendromu'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5993817528618762914</id><published>2010-07-11T00:44:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:48:26.258+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='botoks'/><title type='text'>Botoks mu Yaptırmalı, Dolgu mu</title><content type='html'>Doğuştan gelen özelliklerin yanı sıra kişilerin karakterleri de, estetik ihtiyaçlarını belirleyen unsurlar arasında yer alıyor. Botoks ve dolguların doğru uygulamalarda büyük bir fark yarattığını belirten Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Akın Yücel, sert mizaçlı insanların kaşlarını çok çatmaları sebebiyle kaş arasında derin bir çizgi oluştuğunu, güleç mizaçlı insanlarda ise dudak kenarlarında ve göz çevrelerindeki çizgilerde geçen yıllarla beraber artış olduğunu söylüyor.  Prof. Dr. Yücel, botoks ve diğer bir yöntem olan dolgunun aynı anda uygulanması sonucunda, bu tür karaktere bağlı oluşan kırışıklıklarda mükemmel sonuç aldıklarını anlatıyor. Prof. Yücel özellikle vücuttan yağ alınarak gerçekleşen dolguların ise pozitif sonuçlar verdiğine dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğanın baharda yenilenmesinin ardından, kadınlar da erkekler de yaza yenilenmiş olarak girmeyi önemsiyor. Bu yenilenmeye yardımcı olarak Botox ve Dolgu işlemine müracaat ediyorlar. Botoks işleminin çok uygun dozlarda, yüz anatomisi iyi incelenerek yapılması önem taşıyor. Sürekli kaşlarını çatan bir görüntüye sahip bir kişinin emin olun alnında ve kaş aralığında yatay ve dikey onlarca çizgi oluşur. Ya da zamanın göz kenarlarında oluşturduğu kırışıklıklar da yine botoksa davetiye çıkarıyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Prof. Dr. Akın Yücel, botoks ve dolgu ile ilgili bilinmeyenleri aydınlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyada estetik ve cerrahi operasyonlar üzerine bilgisi sınırlı olanların dahi ilk sırada söyledikleri uygulamaların başında botoks geliyor. Dünyada neredeyse 500 milyon kişinin tercih ettiği bu uygulamalar doğru kullanıldıklarında kişiler üzerinde büyük bir farklılık yaratıyor. Hem güzellik hem de sağlık açısından yararlı olan botoksun yanı sıra, dolgular da insanların kendileri ile barışık ve güzel bir şekilde yaşamalarına olanak tanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Botoks ve dolguların doğru ve birlikte kullanıldıklarında memnun edici sonuçlar bıraktığını belirten Prof. Dr. Yücel konu ile ilgili olarak görüşlerini paylaştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BOTOKS NEDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Botoks genellikle alında,  kaz ayağı ve kaşları çatınca ortaya çıkan çizgiler ve gerdan (dekolte) bölgesi için kullanılan, temel amacı kırışıklıkları ortadan kaldırmak kullanılan bir uygulamadır. Dünyaya tanıtıldığı 1989 yılından bu yana en popüler cerrahi olmayan estetik operasyonların başında gelen bu uygulama, dünyada milyonlarca kişi tarafından kullanılmakta özellikle 40-59 yaş arası kadın ve erkekler arasında tercih edilmektedir. Botoks kırışıklıklarda iki yönlü olarak kullanılır. Birincisi, botoks kırışıklığa sebep olan kası gevşetir, ikincisi ve daha da önemli olanı, kas gevşedikçe, kişi bu kası kullanarak kırıştırma alışkanlığını bırakır. Botoks böylelikle kırışıklıkların daha da ileri boyutlara ulaşmasını engeller. Botoks’un son zamanlarda kullanımlarına eklenen bir başka bölge ise koltuk altıdır. Özellikle fazla terleyen ya da fiziksel işler ile uğraşanlar için bir kurtarıcı olan botoks, bölgeye uygulanarak koltuk altı ve elde, hatta ayakta oluşan terlemeleri önler. Kısacası botoks, hem güzellik hem de sağlık için çok önemli olan bir uygulamadır. Kamuoyunda oluşan bu operasyon üzerindeki kötü şöhret ise maalesef yanlış, aşırı ve ehliyetsiz uygulamalardan kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BOTOKSUN KALICI OLMASI İÇİN NE YAPMAK GEREKİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Botoks genelde 4 ay sabit kalır, ancak 4-6 ay arasında etkisi hafif hafif azalmaya başlar. 6 ayda bir botoks yaptırmak uygun olabilir. Güneşten korunma önlemlerinin alınması ve nemlendiricilerin kullanılması fazla kırışıklıkların olmasına engel olabilir. Aynı zamanda bu önlemler yapılan botoks işleminin de süresinin ömrünün uzun olmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BOTOKS YÜZÜN HANGİ BÖLÜMLERİNE UYGULANABİLİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Botoks faklı bölgelere uygulanabilir. Genellikle yüzün üst bölgesine, kaz ayağı kırışıklıklarına, kaş arasındaki dikine çizgiler ve alındaki yatay çizgilere uygulanır. Kaş arasında 5-7, alında 4 noktaya, göz kenarında 2-4 noktaya enjekte yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;BOTOKS SONRASI MİMİK HAREKETLERİ KAYBOLUR MU?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bazı mimiklerde kaybolma olabilir. Eğer çok miktarda enjeksiyon yapılmışsa, mimik kaybına neden olabilir, bu daha çok alın ve kaş bölgesinde görülür. Kaş çatma hareketi pek yapılamaz, alın bölgesinde de kaşları kaldırma hareketi yapılamaz. Göz çevresinde hareket sınırlılığı olmaz, çünkü botoks dış köşeye yapılır. Göz kapağı gibi noktalara botoks yapılmadığından o bölgedeki hareketlerde sınırlama olmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BOTOKS KIRIŞIKLILARA HEMEN ETKİ EDER Mİ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Botoks uygulandıktan 2 – 3 gün sonra etkisini gösterir. Üçüncü hafta yüz tamamen kendine gelir. Genellikle 1 hafta sonra hastalarımızı kontrole çağırırız. Botoksun etkisi ise 4-6 ay sürer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BOTOKS ACI VEREN BİR İŞLEM MİDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Botoksun ağrısı olabilir ama bu ağrı dayanılmayacak kadar kötü değildir. Hastaya lokal anestezi ya da uyuşturucu kremler de yapılarak, ağrı en az seviyeye indirilir. Botoks, can yakıcı bir işlem değildir. Sonrasında da ağrı hissedilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ESTETİK DOLGU MALZEMELERİ NEDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yüzümüzde sarkma sonucu oluşan çizgilerin ve derin kırışıklıkların, yaşlanmaya bağlı oluşan çökmelerin (gözaltında, yanaklarda vb.), ciltteki bazı çukur bölgelerin (yara izi, sivilce izleri gibi) doldurulması ve dolgunluk sağlanması; bazen de kontür düzeltilmesi (dudakların daha canlı kıvrımlı ve dolgun görünmesi gibi) amacıyla cilt altında kullanılan malzemelere dolgu malzemeleri diyoruz. Bunlar, kişini kendisi yağ dokusu olabileceği gibi, çok çeşitli kimyasal maddelerden üretilen ve piyasaya sunulan ürünler olabilir. Vücudun kendi yağ dokusu dışında yabancı maddelerin vücut içine enjekte edilmesi pek çok sakınca doğurabileceğinden, birkaç çok güvenilir ürün dışında (kollajen, hyalüronik asit gibi) tercih edilmezler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;NİÇİN KENDİ DOKUMUZ EN UYGUN DOLGU MALZEMESİDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yüz kırışıklarının veya çökme, sarkmalarının tedavisinde kullanılan diğer dolgu malzemeleri (kollejen, enjekte edilen silikon, dikiş materyalleri gibi) zaman zaman alerjik reaksiyonlara yol açabiliyor, enfeksiyon riskleri yağ ve doku kokteyline oranla çok daha fazla olabiliyor. Ayrıca bazı dolgu maddeleri ile son derece kötü, doğal olmayan sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Yağ enjeksiyonlarından sonra alerjik reaksiyonlar görülmez. Enfeksiyon riski çok düşüktür. Bu nedenlerle pahalı ve enfeksiyon, apse oluşumu, yara açılması gibi istenmeyen pek çok sonuçlar doğurabilen yapay dolgu malzemelerinin yerine cerrah ve hastaların biyolojik dolgu malzemelerini tercih etmeleri önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ESTETİK DOLGU MALZEMELERİNİN ETKİSİ NE KADAR SÜRER?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Vücuttan alınan yağlar ile yapılan dolgularda 3 ay sonrasında bile yağlar hala duruyorsa, hayat boyunca duracağı anlamına gelir. Ama yağ erimişse yağ enjeksiyonunu tekrar yapmak gerekir. Özellikle yağ enjeksiyonları verilen bölgede küçük fark olur. Örneğin çene ucuna enjeksiyon yapılıyorsa, bunun kalıcı olma durumu daha fazladır. Çünkü çene kısmında kemik üzerine dolgu verilir, kemik üzeri dokular hareket etmez; bu da kalıcı olmasını sağlar. Elmacık kemikleri de bu şekildedir. Ancak dudağa verilen yağları tekrar etmek gerekir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;HANGİ ESTETİK OPERASYONLARDA DOLGU MALZEMELERİ VERİLİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İlk zamanlarda dolgu maddeleri kırışıklıklarda kullanılırdı. Son zamanlarda ise bu konuda ciddi değişiklikler oldu. Dolgu maddelerini yüzün şeklini değiştirmek için kullanıyoruz. Yüzde zaman içinde kaybolan dolgunluğunu yerine koymak için dolgu malzemelerinden faydalanıyoruz. Gözaltı, üstü ve yanaklarına dolgu işlemi uyguluyoruz. Bu bölgeler zamanla inceliyor ve kayboluyor. Bu dolgunluk kaybını yerine koymak gerekiyor. Şu andaki dolgu maddelerinin kullanmaktaki temel amaç, yanakları, gözaltını doldurmak, göz çevresi ve yüze daha genç ve dinamik bir ifade verebilmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ESTETİK DOLGU MALZEMELERİ YENİLENEBİLİR Mİ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eğer fabrikasyon üretim bir estetik dolgu malzemesi ise yenilenmesinde sakınca yoktur. Fabrikasyon dolgu maddesi bir şekilde sona ereceği için ve hasta yapılan dolguyu beğenmişse, aynı şekilde devam etmek mümkündür. Beğenmediği durumlarda ise, hasta yaptırmamayı tercih edebilir. Vücuttan yağ enjeksiyonu alınıp yapılan ameliyatlarda tekrar edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ESTETİK DOLGU MADDELERİNDE ÇÖKMELER YAŞANABİLİR Mİ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Fabrikasyon olan dolgu maddelerinde erime ve çökmeler mutlaka yaşanır. 4 aylık, 8 aylık, 1 ve 5 senelikler fabrikasyon dolgu maddeleri bulunmaktadır. Ama bunların her biri zamanı geldiğinde erirler. Erken erime gibi bir durum genellikle olmaz. Vücuttan yağ alınıp enjekte edildiği durumlarda ise yüzde 70 civarında kalıcılık vardır. Yağ enjeksiyonları, 3 ay bozulmadan vücutta kalırsa, hayatın sonuna kadar kalma ihtimali vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255); font-weight: bold;"&gt;DOLGULARIN BOTOKSTAN FARKI NEDİR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Enjekte edilebilir dolguların botokstan farkı; kalınlık (sıklık) ve uzun ömürlülük ile ilgilidir. Genel olarak dolgu ne kadar sıkıysa kırışık o denli doldurulacaktır, ancak bu tümseklik (bump) ihtimalinin artmasına yol açacaktır. Özellikle bu tür pütürlüklerin düşük göz kapakları ve kaz ayağı gibi daha ince deride görülme ihtimalleri yüksektir. Bundan dolayı bu noktalarda uygulanacak dolgular işlev anlamında başarılı olurken estetik açıdan iyi görünmeyecektir. Bu bölgelerde sıklığı en az olan Zyderm ve Restylane dolguları kullanılabilir, ancak bunların kullanım süreleri kısa olacaktır. Dolgular ayrıca yüz yapısını korumak için farklı kullanımlara sahiptir. Bu kullanımlardan başlıcaları:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sivilce izlerini doldurmak&lt;br /&gt;Çene kemiklerini daha dolgun ve kesin göstermek&lt;br /&gt;Dudak genişletmek&lt;br /&gt;Dudak asimetrisi ve deformasyonlarını ortadan kaldırmak&lt;br /&gt;Ameliyatsız burun operasyonlarında –özellikle burun kemerinde- kullanmak&lt;br /&gt;Koyu renkteki gözaltı torbalarını ortadan kaldırmak&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;HEM BOTOKS HEM DE DOLGULARI NE ZAMAN KULLANMALIYIZ? HER İKİSİNİ AYNI ANDA UYGULAYABİLİR MİYİZ?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eğer sadece belli kaslarımızı sıktığımızda kırışıklıklar oluyorsa botoks tercih edilecek uygulama olacaktır. Özellikle alın çizgileri ya da yüzdeki kasların bilinçli sıkılması ile oluşan çizgiler en yaygın görülen operasyon bölgeleridir. Herhangi bir kası sıkmaksızın oluşan kırışıklıklar içinse dolgular kullanılmalıdır. Eğer kırışıklıklar devamlı gözüküyorsa ve kaslarımızı sıktığımızda bu kırışıklıklar daha da ilerliyorsa, hem botoks hem de dolgular kullanılmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5993817528618762914?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5993817528618762914'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5993817528618762914'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/botoks-mu-yaptrmal-dolgu-mu.html' title='Botoks mu Yaptırmalı, Dolgu mu'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1764503111811137019</id><published>2010-07-11T00:41:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:42:54.994+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitksel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Sıcaktan Soğuğa Ani Geçiş Yapmayın</title><content type='html'>Klimaların belirli zaman aralıklarında yavaş yavaş ısısını düşürerek kullanılması, klima temizliği ve bakımına önem verilmesi gerektiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Hişam Alahdab, klimaların bilinçsiz kullanılması durumunda üst solunum yolu hastalıkları, gribal enfeksiyonlar ve yüz felci gibi hastalıklara yakalanma riskinin arttığına dikkat çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazın insan vücudu sıcak havayla bağlantılı ortaya çıkabilecek sağlık sorunlarından kendini terleyerek korumaya çalışır, fakat bazı durumlarda bu terleme refleksi yeterli gelmez ve sağlık sorunları ortaya çıkar. Sıcağa bağlı sağlık sorunlarının temel nedeni vücudun aşırı sıvı ve mineral kaybına uğramasıdır. Aşırı sıvı kaybından dolayı susuz kalan vücutta; baş ağrısı, halsizlik, ağız kuruluğu, baş dönmesi, dengesizlik ve mide bulantısı olabilir. Daha ileri aşamalarda kan basıncı düşmesi, yüksek ateş, baygınlık ve bilinç kaybı ile şok durumu oluşabilir. Sıcaktan korunmaktan için kullanılan klimalar en hızlı ve etkili yöntemlerden biridir ancak bilinçli kullanılması son derece önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SICAK ORTAMDAN SOĞUK ORTAMA GEÇERKEN DİKKAT!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sıcakların iyice kendini hissettirdiği bu günlerde klima ile serinlemek isteyenleri uyaran Dr. Hişam Alahdab “Aşırı sıcak ortamdan hızlı bir şekilde soğuk ortama geçmek bazı hastalıkların riskini ciddi anlamda arttırıyor. Bu hastalıklar arasında klimalar ve soğutma sistemlerinde küf mantarların, bakterilerin ve tozların birikmesine bağlı nefes darlığı, astım, alerjik nezle ve alerjik zatürree sayılabilir. Alerjik hastalıklar dışında, bazı viral ve bakteriyel hastalıkların özellikle bakımı yapılmayan veya eskiyen klimalar ve merkezi soğutma sistemlerinden bulaşabildiği biliniyor. Bununla birlikte uygun olmayan havanın solunması sonucu ateş, baş ve kas ağrıları ve halsizlik gibi gribal enfeksiyonel hastalıklara da yakalanma ihtimali artıyor” dedi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;KLİMA BAKIMINI İHMAL ETMEYİN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Klima kullanırken birkaç önemli noktaya dikkat edildiği takdirde hastalık riskinin azalacağını belirten Dr. Alahdab “Klimanın ayarını aniden en soğuk konuma getirmek yerine derecenin belirli zaman aralıklarında yavaş yavaş düşürülmesiyle vücudun ısı değişikliğine adaptasyonu daha kolay olur. Örneğin dışarıda sıcaklık 35 derece ise klima çalıştırılacak ortamda sıcaklık, aralıklarla 5`er derece düşürülmeli ve son olarak 25 derecede sabitlenmelidir. Buna ek olarak klimanın düzenli olarak bakımı ve temizliği yaptırılmalı, doğru kullanım konusunda hassas olunmalıdır” diye konuştu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1764503111811137019?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1764503111811137019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1764503111811137019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/scaktan-soguga-ani-gecis-yapmayn.html' title='Sıcaktan Soğuğa Ani Geçiş Yapmayın'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7002145473578606740</id><published>2010-07-11T00:37:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:40:39.436+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon iyileşme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon dogal tedavi'/><title type='text'>Depresyon Bunama Riskini Artırıyor</title><content type='html'>ABD'de yapılan iki araştırma sonucuna göre, depresyon geçiren kişinin demansa yakalanma (bunama) olasılığı daha fazla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bilimadamları, bu iki hastalık arasında bağlantı olsa da doğrudan bir ilişkiden sözedilemeyeceğini vurguluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Massachusetts Üniversitesi'nden Dr. Jane Saczynski tarafından yapılan ilk araştırmada, 949 yaşlı 17 yıl boyunca takip edildi ve bu zaman zarfında bu kişilerden 164'ü bunamaya yakalandı. Depresyon geçirenlerin yüzde 22'sinde bunama da görüldüğü, bunayanların yüzde 17'sinin ise daha önce depresyon geçirmediği belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ABD'de 1239 kişi arasında yapılan diğer araştırmada ise, araştırmaya katılanların geçirdikleri depresyon sayısıyla bunama arasındaki ilişkiye bakıldı. Bunun sonucunda, bir kişi ne kadar çok depresyon geçirirse bunama riskinin o kadar fazla olduğu saptandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma sonucunda, iki veya daha fazla depresyon geçirenlerde bunama riskinin neredeyse iki kat arttığı belirlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk araştırmayı yapan Saczynski, "Depresyonunun doğrudan bunamaya yol açıp açmadığını kesin olarak bilinmese de, depresyonun bunama riskini artırabildiği bazı durumlar var" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;DAHA FAZLA ARAŞTIRMAYA İHTİYAÇ VAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Saczynski, bir kişi depresyona girdiğinde beyin dokusunda oluşan yangının bunamaya yol açabildiğini, beyinde depresyonla birlikte artan bazı proteinlerin de bunama riskini artırabildiğini kaydetti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimadamları, iki hastalık arasındaki kesin bir bağlantı kurmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunun da altını çizdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma, American Journal of Neurology dergisinde yayınlandı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7002145473578606740?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7002145473578606740'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7002145473578606740'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/depresyon-bunama-riskini-artryor.html' title='Depresyon Bunama Riskini Artırıyor'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5345582813073603319</id><published>2010-07-11T00:36:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:37:40.269+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide ağrısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide yanması'/><title type='text'>Yaz Olunca Midenize Ne Oluyor?</title><content type='html'>Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Serdar Akça, beslenme ve yaşam tarzı ile ilgili alışkanlıkların mevsimlere göre değişmesine dikkat çekerek yaz aylarında mide sorunlarının yaşanmaması ve sağlıklı kalmak için önerilerde bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarında kronik mide rahatsızlıklarının ve mide şikayetlerinin sıklığında bir artış olmamaktadır. Aksine, mide ve on iki parmak bağırsağı ülserlerinin sıklığında azalma görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak yazın gelişi ile birlikte beslenme ve uyku düzenindeki değişiklikler, eğlence yaşamı nedeniyle artan alkol kullanımı, bazı mide sorunlarına neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz sıcaklarında; bebekler, yaşlılar ve kronik hastalığı olan kişilerin susuz kalmaması ve sıcaktan korunması gerekir. Aşırı sıcaklarda bedensel aktivite ile çalışmak zorunda kalanların sıvı ve elektrolitler yönünden sebze, meyve ağırlıklı beslenmeleri ve susuz kalmamaları çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz döneminde ortaya çıkan mide rahatsızlıkları, alışkanlıkların mevsime göre değişmesinden kaynaklanmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Tatil öncesi yaza daha formda ve kilo vermiş olarak girme kaygısı ile yapılan dengesiz diyetler sonucu; hazımsızlık, ülser, gastrit ve reflü gibi hastalıklar ortaya çıkmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Yazın geç saatlere kadar ayakta kalma ve uyku saatlerinin değişmesi, gece geç saatlerde yeme yemek alışkanlıklarını da beraberinde getirmektedir. Uyumadan çok kısa bir süre önce yenen yemekler; hazımsızlık ve reflüye neden olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Artan hava sıcakları nedeniyle sıvı alım ihtiyacının artması ile vücudu serinlettiği düşünülen gazlı ve buzlu içeceklerin kontrolsüz olarak tüketimi; hazımsızlık, gastrit, reflü gibi şikayetlre yol açmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Alkol alma alışkanlıkları da yaz tatili ile birlikte değişmektedir. Tatilde alkol tüketiminin artması; reflü, ülser, gastrit gibi hastalıklara zemin hazırlamaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Yaz sıcakları nedeniyle uygun koşullarda saklanmayan besinlerin daha kolay bozulması ve bunlara bağlı gıda zehirlenmeleri ile ishal ve hazımsızlık gibi sorunlar daha sık görülmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz aylarına özgü ortaya çıkan mide rahatsızlıklarına karşı mide koruyucu önlemler alınması gerekir. Ancak bu önlemler sadece mevsimsel değil, kişilerin mide sağlığı için ömür boyu uyması gereken genel kurallardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz sıcaklarında mide sağlığınızı korumak için neler yapmalısınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Bilinçsiz ve dengesiz beslenerek diyet yapmayın, tek yönlü beslenmeyin, yaz aylarında beslenmenizde sebze ve meyve ağırlığını artırabilirsiniz, susuz kalmayın. Diyetisyeninizin önerilerine uyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Az az, sık sık ve iyi çiğneyerek yemek yiyin. Yemek yediğiniz zaman midenizi tam olarak doldurmayın. Sofradan tam olarak doymadan kalkın. ‘Doydum, daha fazla yiyemeyeceğim’ diyorsanız, midenize fazla yük yüklemişsiniz demektir. Yatmadan önce yemek yemeyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;•Sigara içmeyin, tatilde alkol miktarını artırmayın ve minimum düzeyde tüketin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Aşırı soğuk, aşırı sıcak, aşırı baharatlı, aşırı yağlı, aşırı salçalı yiyecek ve içeceklerden uzak durun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Genel temizlik ve hijyen kurallarına uyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Kronik rahatsızlıklarınız varsa özel diyetinizi ihmal etmeyin ve ilaçlarınızı düzenli olarak alın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;• Stres ile başa çıkma yollarını deneyin, düzenli bedensel aktivite yapın, gerektiği kadar dinlenin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5345582813073603319?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5345582813073603319'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5345582813073603319'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/yaz-olunca-midenize-ne-oluyor.html' title='Yaz Olunca Midenize Ne Oluyor?'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-691226988363155016</id><published>2010-07-11T00:34:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:36:00.662+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelik bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bebek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='prematüre bebek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Anne Adayının Yaptırması Gereken Testler</title><content type='html'>Gebelik boyunca yapılan testler hem anne adayının hem bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşıyor. Bu nedenle her hamilenin rutin gebelik testlerini yaptırmasında yarar var. AHEF (Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu) Başkanı Dr. Hamza Gemici gebelik süresi boyunca anne adaylarının yaptırması gereken testleri anlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik takibinde uygulanan testler; gebelik öncesi ve gebelik dönemindeki testler olarak iki grupta toplanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebe Kalmadan Önce Yapılması İstenen Testler Nelerdir? (Gebelik öncesi testler)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Annenin ve babanın kan grupları bilinmelidir. (Anne Rh-, Baba Rh+ ise Rh uygunsuzluğu&lt;br /&gt;Enfeksiyon tarama testleri.&lt;br /&gt;TORCHS ( TOxoplasma, Rubella, Cytomegalovirus, Herpes, Sifilis)&lt;br /&gt;Bu enfeksiyonlar gebelik sırasında geçirilirse bebekte anomaliler meydana getirebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gebelik Döneminde Yapılması İstenen Testler Nelerdir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-    Tansiyon gebenin her takibinde ölçülmeli. Elde ve ayakta ödem varlığı muayene edilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2-    Kilo takibi (Sabah evde aç karnına)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3-    Karın büyümesinin değerlendirilmesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4-    Gebelik tespiti testleri:&lt;br /&gt;İdrarda ve kanda HCG hormonunun tespiti ile yapılır. Kanda; adet gecikmesini beklemeye gerek kalmadan sonuç alınır.İdrarda; gecikmeden 3 ile 10 gün arasında sonuç alınır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5-    Kan ve İdrar tetkikleri:&lt;br /&gt;Kan tetkiki ile kansızlık ve kanla ilgili diğer konular, idrar tetkiki ile idrar yolları iltihabı ve diğer konular tespit edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6-    Ultrason ile gebelik takibi:&lt;br /&gt;Gebelik haftasının ve son adet tarihini (SAT) hatırlamayan annelerde erken ultrason ölçümü ile SAT belirlenebilir. Anne karnındaki çocukta anomali tespiti, toplumda zeka geriliğiyle bilinen Down Sendromu’nun tespitine yardımcı olarak kullanılabilir. Özellikle beyin ve omur gelişim bozuklukları, çocuğun gelişim bozuklukları (Ölçümlerle gebelik haftasının uyumu) tespit edilebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7-    Kan uyuşmazlığı testi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8-    İkili Test:&lt;br /&gt;11. ve 14. haftalar arasında yapılır. Ultrasonla bebeğin ense pilisi kalınlığı belirlenir. Kanda da iki ayrı madde ölçümü ile Down Sendromu riski belirlenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9- Gebelik Şekeri Taraması:&lt;br /&gt;24. ile 28. haftalar arasında şeker yükleme testi (50 - 100gr olarak → OGTT)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10- Karaciğer, böbrek, tiroit fonksiyonlarını gösteren testler kan alınarak yapılır. Böylece düzenli çalışıp çalışmadıkları kontrol edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;11- Doppler Ultrasonografi:&lt;br /&gt;20. ile 24. haftalar arasında yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;12- Üçlü Test:&lt;br /&gt;16. ile 18. haftalar arasında yapılır. Kanda 3 hormon test edilir. Down Sendromu, Nöral Tüp Defekti gibi anomalilerin tespitini sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TESTLERİN SAĞLADIĞI YARARLAR NELERDİR?&lt;br /&gt;Anne - baba adayları bu testlerden elde edilen sonuçların yardımıyla gebelikte karşılaşabilecek sorunlardan haberdar olabilirler ve erken önlem alabilirler. Her şey yolunda ise sağlıklı bir gebelik süreci geçireceklerini ya da geçirmekte olduklarını bilmelerinin rahatlığıyla doğumu beklerler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kan grupları tahlili → Rh uyuşmazlığı (Kan uyuşmazlığı)&lt;br /&gt;İdrar tahlili → İdrar yolu iltihabı, böbrek taşı-kum tespiti, şeker tespitiyle şeker hastalığı tayini. Protein tespiti ile Preeklampsi (Gebelikte yüksek tansiyonla, idrarda protein olması. Vücutta özellikle ellerde ve yüzde şişme [ödem] ile belirti veren önemli bir hastalık) tespit edilir.&lt;br /&gt;Enfeksiyon Tarama Testleri → Bebekte anomali yapabilecek hastalıkların gebelikten önce geçirilip geçirilmediği&lt;br /&gt;Ultrason ile → Dış gebelik, çocuğun gelişimi, eşin durumu, düşük tehdidi&lt;br /&gt;Şeker Yükleme Testi → Gebelikte şeker hastalığı var mı? Ona göre alınabilecek önlemler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;GEBELİK TAKİBİ NASIL YAPILIR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Bir gebenin, gebelik boyunca en az 4 kez izlem yapılması gereklidir. Doğru olan gebenin ayda 1 kez izlem yapılmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tetanoz aşısı 16. haftadan itibaren 2 doz halinde birer ay arayla yapılması gereklidir. Tetanoz aşısına gebelikten sonra da devam edilmektedir.&lt;br /&gt;Bir gebe Aile Sağlığı Merkezi’ne her gelişinde kilo, tansiyon, nabız, ateş, ödem, TİT, anemi, varis, USG takip ve tetkikleri yapılır. Gebenin varsa gebelikle ilgili şikayetleri dinlenir.&lt;br /&gt;12. haftadan sonra Dopplerle ÇKS dinlenimi ve karın büyümesi takip edilir. Yine 12. haftadan sonra hemogram sonucuna göre kan ilacı kullanılması istenir. Aile Sağlığı Merkezleri ücretsiz olarak gebelere Santafer Fort tablet dağıtımı yapar.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-691226988363155016?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/691226988363155016'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/691226988363155016'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/anne-adaynn-yaptrmas-gereken-testler.html' title='Anne Adayının Yaptırması Gereken Testler'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-926644649322792858</id><published>2010-07-11T00:32:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:33:30.855+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek eritme diyeti'/><title type='text'>Vejetaryen Diyet Depresyona İyi Geliyor</title><content type='html'>İnsan yaşamını olumsuz etkileyen depresyona karşı çözüm yolları arayan bilim insanları, sebze ağırlı beslenmenin ruh sağlığına da iyi geldiğini ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Tokyo'daki Ulusal Sağlık Merkezi'nce yapılan bir araştırma, sebzeler açısından zengin bir diyetin depresyona karşı koruyucu olduğunu gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırma sonuçları, meyve, sebze, mantar ve soya ürünleri açısından zengin bir diyet izlemenin, depresyon belirtilerinin azalmasında da etkili olduğunu ortaya koydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 500 kişiden beslenme alışkanlıkları ve depresyon belirtileri ile ilgili bir form doldurmalarını isteyen bilim adamları, yaptıkları analiz sonunda beslenme modellerini, zengin bir kahvaltıya dayalı klasik Batı diyeti, hayvansal yağlara dayalı diyet ve sebzelerin ön planda olduğu diyet olmak üzere 3'e ayırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu beslenme modellerini depresyon belirtileriyle karşılaştıran bilim adamları, sebzelere dayalı bir beslenme modeli izleyen katılımcılarda hastalık semptomlarının yanlış bir diyet izleyenlere göre yüzde 44 daha az olduğunu gözlemledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmanın amacının diğer beslenme modelleri ile depresyon arasında bir ilişki kurmak olmadığını, böyle bir eşleştirme yapmanın yanlış olacağını da belirten bilim adamları, havuç, kabak, mantar gibi sebzeler, soya peyniri, yosun, meyve ve yeşil çayı kapsayan Japon mutfağının depresyon oluşmasını engelleme olasılığı olduğunu gösterdiğini söyledi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-926644649322792858?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/926644649322792858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/926644649322792858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/vejetaryen-diyet-depresyona-iyi-geliyor.html' title='Vejetaryen Diyet Depresyona İyi Geliyor'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-822160879292703375</id><published>2010-07-11T00:30:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:31:59.798+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='erkek sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Kanser Karşısında Erkekler Daha Vefasız</title><content type='html'>Erkeklerin kansere yakalanması halinde boşanma oranı yüzde 3 iken, kadının hastalanması durumunda oran 7 kat artarak yüzde 21'e çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çağın hastalığı olarak isimlendirilen kanser, insan yaşamı gibi evlilikleri de ciddi risk altına sokuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İtalyan Corriere della Sera gazetesinde çıkan habere göre, Amerikalı bilim adamları, 2001-2006 yılları arasındaki 5 yıllık zaman diliminde gözetim altında tutulan 515 beyin tümörlü hastanın boşanma oranlarını inceledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çiftlerden birinin kansere yakalanması durumunda boşanma ya da ayrılıkla sonuçlanan evlilik oranının yaklaşık yüzde 12 olduğunu kaydeden bilim adamları, özellikle kadınların hastalanmasının evliliğin geleceği açısından çok daha ciddi bir risk unsuru olduğunu gözlemledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evli çiftlerde erkeklerin kansere yakalanması halinde boşanma oranının sadece yüzde 3 olduğunu belirleyen araştırmacılar, kadının hastalanması durumunda ise bu oranın 7 kat artarak yüzde 21'e yükseldiğini tespit etti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genç çiftlerin bu zorlu durumun üstesinden gelirken birlikteliklerini koruyabilme oranının, uzun zamandır evli olan, daha olgun çiftlere nazaran çok daha az olduğunu vurgulayan bilim adamları, ayrılığın hastayı ve tedavi sürecini olumsuz etkilediğine dikkati çekti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, bu tür bir durumla karşı karşıya kalan çiftlere psikolojik destek almalarını ve birbirleriyle korkuları, beklentileri ve gereksinimleri konularında konuşmalarını önerdi.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-822160879292703375?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/822160879292703375'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/822160879292703375'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/kanser-karssnda-erkekler-daha-vefasz.html' title='Kanser Karşısında Erkekler Daha Vefasız'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1049535768688405095</id><published>2010-07-11T00:28:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:30:07.520+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeker hastalığı bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeker hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şeker düşüren bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres şifalı bitkiler'/><title type='text'>Şeker Stresi Azaltıyor</title><content type='html'>Uzmanlar, bir iş görüşmesine giderken ya da zorlu bir toplantı öncesi şekerli bir içecek içmenin stresi ortadan kaldıracağını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İngiltere’deki New South Wales ve Queensland üniversitelerinde yapılan çalışmalarda şekerli içeceklerin stresi azalttığı tespit edildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Psikologlar, şekerli içeceklerin beyne enerji sağlayarak stres altındayken agresif davranışları önlediğini belirledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzmanlar, bir iş görüşmesine giderken ya da zorlu bir toplantı öncesi şekerli bir içecek içmenin stresi ortadan kaldıracağını belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avustralyalı psikologlar, yaptıkları testlerle, şekerli içeceklerin sakinleştirici etkisi olduğunu kanıtlamıştı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1049535768688405095?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1049535768688405095'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1049535768688405095'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/seker-stresi-azaltyor.html' title='Şeker Stresi Azaltıyor'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8049509471607440668</id><published>2010-07-11T00:26:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:27:49.384+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklar bitkisel tedavi'/><title type='text'>Bilgisayarlar, Çocuklar İçin Büyük Tehlike</title><content type='html'>Uzmanlara göre sokakta koşup oynayan çocuklar, bilgisayar başındaki yaşıtlarına göre daha uzun boylu ve sağlıklı oluyor. Bilgisayar ve televizyonun özellikle çalışan anne babaların çocukları için ciddi bir tehdit oluşturduğunu belirten uzmanlar, aileleri çocuklarının zamanlarını dışarıda geçirmesi yönünde uyarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaz tatilinde zamanını dışarıda koşup oynayarak geçiren çocukların, bilgisayar başında oturan yaşıtlarına kıyasla daha güçlü kemiklere sahip, daha uzun ve daha sağlıklı oldukları belirlendi.&lt;br /&gt;Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Burcu Sönmez, aileleri çocuklarının yaz aylarında özgürce koşup oynamaları konusunda uyarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Sönmez, "Çocukların bilgisayar karşısında kiloları artar. Oysa zıplayıp koşarak oyun oynarlarsa kemik yapımları güçlenir. İskeletin yapıtaşı kemiklerdir. Kemiklerin de yaşayan diğer dokular gibi, yapım- yıkım döngüleri vardır: kemik bir yandan üretilirken, bir yandan da yıkılır. Çocukluk döneminde büyüme devam ettiğinden kemik yapımı, yıkım hızından fazladır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte, kemiğin uyarılması sağlandığında büyüme destekleneceği gibi, kemiğin hiç uyarılmaması durumunda da büyüme daha yavaş seyreder" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Sönmez, yaz mevsiminde çocukların güneşten mümkün olduğunca yararlanmaları tavsiyesinde bulunarak, şunları söyledi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Güneş, tene değdiğinde D vitaminini aktive eder. D vitamini de böbrek ve bağırsaklardan kalsiyum emilini uyarır. Uyku sırasında salınan büyüme hormonu da devreye girince çocuklarımızda beklediğimiz "büyüme" en güzel şekli ile meydana gelir. Çocuklarımıza "Yemek, güneş, uyku" sloganı bu bilgilerle anlatılmalı, hatırlatılmalı ve bu sloganla birlikte onların bol bol oyun oynamaları ve hareket etmeleri teşvik edilmelidir. Tabii bu arada öğlen güneşinden sakınılması ve mutlaka uygun koruyucu kremler kullanılması gerektiği de unutulmamalı."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8049509471607440668?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8049509471607440668'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8049509471607440668'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/bilgisayarlar-cocuklar-icin-buyuk.html' title='Bilgisayarlar, Çocuklar İçin Büyük Tehlike'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7920909633173051849</id><published>2010-07-11T00:24:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:25:36.834+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egzema'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egzema bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astım şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astım tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='astım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egzema şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egzema tedavisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='egzema dogal tedavi'/><title type='text'>Çocuk Egzamasında Astım Riski</title><content type='html'>Uzmanlar, çevresel faktörlerin de etkisiyle son yıllarda artış gösteren atopik dermatitli çocuklarda, özellikle inek sütü, buğday, yumurta ve soyaya karşı yüzde 75-90 oranında reaksiyon gelişebildiği; büyük çocuklarda da yer fıstığı, fındık, ceviz, balık ve kabuklu deniz hayvanlarına karşı duyarlılık görülebildiği uyarısında bulundu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlık Bakanlığı Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi Çocuk Alerji Klinik Şefi Doç. Dr. İlknur Bostancı, atopik dermatitin çocukluk çağının en sık görülen kronik, kaşıntılı alerjik deri hastalığı olduğunu söyledi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atopik dermatitin, hayatın ilerleyen evrelerinde gelişecek diğer alerjik hastalıkların ilk belirtisi olabileceğine dikkati çeken Bostancı, ''Çocuklukta görülen atopik dermatit bulguları deri ile sınırlı kalmayıp, astım ve alerjik rinit (bahar alerjisi) diğer alerjik hastalıklar için yatkınlık yaratmaktadır. Deri bulguları geçse dahi hastalık iyi tedavi edilmediğinde çocukta ilerleyen dönemde diğer alerjik hastalıkların görülme riski yüksektir. Hastaların yüzde 50'den fazlasında astım, yaklaşık yüzde 75'inde alerjik rinit gelişebilmektedir'' diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bostancı, atopik dermatitin görülme sıklığının son 30 yılda sanayileşmiş ülkelerde yaklaşık üç kat arttığını belirten Bostancı, atopik dermatitin, çocukluk döneminde yüzde 10-20, erişkin dönemde yüzde 1-3 oranında görüldüğünü, tüm vakaların yüzde 85'inde hastalığın 5 yaşından önce başladığını bildirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bostancı'nın verdiği bilgiye göre, hastalığın bulguları genellikle 6 ay ila 2 yaş arasında çıkıyor. Özellikle yüzde başlayıp, eklem yerlerinde, kulak arkasında ve gövdede de beliren kaşıntılı, kuru, kırmızı lezyonlar şeklinde görülüyor. Sıklıkla beyaz tenlilerin ciltleri son derece hassas oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Hastalığa ilişkin tedavi, bulguların görüldüğü deri üzerinde yapılıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Genel önlem olarak hastalara pamuklu, bedeni sıkmayan ve rahat giysileri tercih etmeleri, aşırı sıcak ve nemden kaçınmaları, terlemenin azaltılması tavsiye ediliyor. Banyoda sabun yerine yağsız temizleyiciler kullanılması, elbiseler ve yatak çarşaflarının sabun tozu ile yıkanması, iyi durulanması, yumuşatıcı kullanılmaması öneriliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7920909633173051849?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7920909633173051849'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7920909633173051849'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/cocuk-egzamasnda-astm-riski.html' title='Çocuk Egzamasında Astım Riski'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7207716078329847076</id><published>2010-07-11T00:22:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:23:48.517+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saglik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>DNA Yapısı Kanserde Etkili</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;DNA'sında "telomer" adı verilen bileşen kısa olan kişilerde kansere yakalanma riskinin daha fazla olabileceği belirlendi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Amerikan Tıp Derneği'nin dergisinde yayımlanan, Avusturya'daki Innsbruck Üniversitesi'nden Peter Willeit ve ekibinin yaptığı araştırma, kromozomların uç kısmında bulunan telomerlerin kısa olmasının kanser riskiyle bağlantılı olabileceğini gösterdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilim insanlarının 10 yıl süren araştırmasına 787 kişi katıldı. Akyuvarlardaki telomerlerin uzunluğunu ölçen bilim adamları, araştırma devam ederken katılımcılardan 92'sinin (yüzde 11,7) kansere yakalandığını, bu hastalardan 44'ünün öldüğünü gördü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hastalardan telomerleri uzun olanlarda kansere yakalanma sıklığının az, kısa olanlarda fazla olduğu belirlendi. Ayrıca, kısa telomerlere sahip olanların kanserden ölme riskinin de uzun telomerlere sahip olanlardan 11 kat fazla olduğu görüldü. Araştırmacılar, telomerlerin kısalığının kromozomlardaki değişkenliğe bağlı olabileceğini, bu durumun da kanser riskini artırabileceğini belirtti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Konuya ilişkin makale Fransız "Le Point" dergisinde de yayımlandı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Danimarkalı bilim adamları daha önce telomerlerin uzunluğu veya kısalığına göre insanların ömrünün değiştiğini öne sürmüştü. Kromozomların uç kısmında bulunan telomer bölgeleri, her hücre bölünmesinde biraz daha kısalıyor ve belirli bir sayıda bölünme sonunda telomer uzunluğu kritik bir noktaya ulaşarak, hücrenin ''artık bölünmemesi gerektiği'' anlamında bir sinyal oluşturuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Telomerlerin her yıl ortalama 21 nükleotid kısaldığı tahmin ediliyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7207716078329847076?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7207716078329847076'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7207716078329847076'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/dna-yaps-kanserde-etkili.html' title='DNA Yapısı Kanserde Etkili'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8437974131159481868</id><published>2010-07-11T00:19:00.000+03:00</published><updated>2010-07-11T00:21:47.256+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çabuk kilo verme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme meyve'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayiflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitkisel tedavi'/><title type='text'>3K İle Hem Tok Kalın, Hem Kilo Verin</title><content type='html'>Yaz mevsimi geldi ve hala forma giremediniz... İşte 3K formülü. Uzmanlar kiraz, kayısı ve karpuz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;3K ile hem tok kalıp, hem kilo verebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme Uzmanı Sinem Paker, "Kiraz bağırsak hareketlerini arttırır vücuttan ödem attırıcı ve kanı sulandırıcı özelliği vardır. Karpuz ise hacimce yüksek ama kalori bakımından düşük bir meyve olduğu için tokluk hissi vermesinden dolayı tavsiye ettiğimiz bir meyvedir. Kuru kayısı ve taze kayısı ile bağırsak hareketleri arttırabilir." dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kiraz, karpuz ve kayısı, öğün yerine tüketildiğinde kilo vermeyi hızlandırıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sinem Paker, "Öğlen ve akşam yemeklerinde karpuz peynir ve ekmek tüketip, ara öğünlerde kiraz ve kayısı tükettiğimiz zaman kilo verme hızımızda biraz daha artış gözlenebilir." diye konuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak, uzmanlar, bu tür meyve diyetlerini iki haftadan fazla yapmayın uyarısında bulunuyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8437974131159481868?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8437974131159481868'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8437974131159481868'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/3k-ile-hem-tok-kaln-hem-kilo-verin.html' title='3K İle Hem Tok Kalın, Hem Kilo Verin'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-9176791068828321115</id><published>2010-07-02T01:41:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:43:20.290+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>KURU CİLT İÇİN TEMİZLEYİCİ-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cilt bakımı&lt;/span&gt;nda ilk adım, günlük temizliktir. Her sabah ve akşam olmak üzere, günde iki defa cildinizi özenle temizlemeli ve tonikle silmelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birçok insan makyaj yapmayı ihmal etmez ama cildin temizliğine önem vermez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysa makyaj yapılsa da yapılmasa da, yüz cildinin düzenli olarak günlük kir birikimlerinden arındırılması gerekir. Yüzünüzü temizlemezseniz, ne de herhangi bir anti aging tedavisine cevap verebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüz temizliğine önce alından başlanmalı sonra sırasıyla; yanak, çene burun ve boyunla devam etmelidir. Alın, burun çevresi ve çene altı daha fazla toz kir tutar. Bu nedenle daha dikkatli temizlenmesi önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Göz çevresindeki deri çok hassastır. Bu nedenle daima özel bir temizleyici tercih edilmeli ve göz çevresine çok nazik davranılmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;KURU CİLT İÇİN BALLI TEMİZLEYİCİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;MALZEMELER :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı kadar bal&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 yenek kaşığı gliserin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 çay kaşığı sıvı sabun&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;YAPIM VE UYĞULAMA  :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm maddeleri karıştırarak temiz bir şişeye koyun. Cildinize masaj yaparak sürün ve ılık suyla yıkayın. Bal cildi hem temizler hem de yumuşatır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu temizleyici özellikle kuru ciltlerde çok etkilidir. Bu temizleyiciyi günde iki kere (sabah-akşam) kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kozmetik Dermatolog Dr. Yasemin Fatih Amato&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-9176791068828321115?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/9176791068828321115'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/9176791068828321115'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/kuru-cilt-icin-temizleyici-yasemin.html' title='KURU CİLT İÇİN TEMİZLEYİCİ-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5704139429853276717</id><published>2010-07-02T01:38:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:40:32.077+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>HER TÜRLÜ CİLT İÇİN TEMİZLEYİCİ-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Malzemeler :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 tatlı kaşığı kuru lavanta&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 tatlı kaşığı kuru gül yaprağı&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 tatlı kaşığı yulaf&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 tatlı kaşığı kaolin (kil)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yapım ve Uygulama:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sabun içermeyen bu temizleyici her türlü ciltte mükemmel sonuç verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kahve çekme makinesinde yulafı lavanta ve gül yapraklarını un haline gelene kadar çekin. Hazırladığınız bu karışıma kili karıştırın ve hava almayan bir kavanoza koyun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanacağınız zaman 1 çay kaşığı kadar tozu biraz su ile avucunuzda ıslatın, yumuşak hamur kıvamına getirin. Cildinize masaj yaparak yayın ve daha sonra soğuk su ile yıkayın. Bu temizleyiciyi günde iki kere (sabah-akşam) kullanabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5704139429853276717?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5704139429853276717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5704139429853276717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/her-turlu-cilt-icin-temizleyici-yasemin.html' title='HER TÜRLÜ CİLT İÇİN TEMİZLEYİCİ-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-689719136160666060</id><published>2010-07-02T01:37:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:38:45.947+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>HASSAS CİLT İÇİN PAPATYADAN TEMİZLEYİCİ-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Malzemeler :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı salatalık suyu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 yemek kaşığı taze papatya çiçeği&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(ya da 1 yemek kaşığı kuru papatya)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 bardak saf  su&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı gliserin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yemek kaşığı aloe vera jeli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yapım ve Uygulama:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu mevsimde taze papatya bulabilirsiniz ama toplamaya zamanınız yoksa papatya çayı poşetlerini de kullanabilirsiniz. Özellikle hassas ciltlerde çok etkilidir. Tüm maddeleri karıştırarak temiz bir kaba koyun. Cildinize masaj yaparak sürün ve ılık suyla yıkayın. Bu  sabun içermeyen hafif bir temizleyicidir... Salatalık suyu, papatya ve aloe vera jeli cildi yatıştırıcı özelliklere sahiptir. Bu temizleyiciyi günde iki kere (sabah-akşam) kullanabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-689719136160666060?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/689719136160666060'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/689719136160666060'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/hassas-cilt-icin-papatyadan-temizleyici.html' title='HASSAS CİLT İÇİN PAPATYADAN TEMİZLEYİCİ-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6458915294240052954</id><published>2010-07-02T01:35:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:37:06.956+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>TONİKLER-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Tonik temizliği tamamlar ve gözenekleri sıkılaştırır. Cildin günlük bakımında, temizlikten sonraki ikinci adım, kalan son artıkları arındıran ve gözenekleri sıkıştırmaya yarayan tonik uygulamasıdır. Tonik, özel bir solüsyondur. Genellikle su ve alkol ile hazırlanır. Bazı toniklerde salisilik asit, portakal çiçeği kolonyası, gül suyu veya daha farklı maddeler kullanılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tonik seçerken alkolsüz olanları tercih edin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sade gül suyu ve maden sodası en iyi toniktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;YAĞLI CİLDE SİRKE TONİĞİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 kaşık elma sirkesi ile 8 kaşık maden suyunu karıştırıp, yağlı cilt için güzel bir tonik elde edebilirsiniz. Cildinizi temizledikten sonra, tonikle ıslatılmış bir pamuk yardımıyla silerek, sabah ve akşam cildinizi canlandırıp sıkılaştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;DOĞAL MADEN SODASI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçindeki zengin mineraller sayesinde tüm ciltler için yararlı ve besleyici bir toniktir. Cildinizi temizledikten sonra, Doğal maden sodası ile ıslatılmış bir pamuk yardımıyla sabah ve akşam cildinizi canlandırıp sıkılaştırın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SALATALIK – BAL TONİĞİ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soyulmuş ve doğranmış 1 orta boy salatalığı mikserde püre haline getirin. Püreyi bir kevgire boşaltın ve kevgirin altına cam bir kap yerleştirin 20 dakika kadar süzülmeye bırakın. Salatalığın suyu iyice süzüldüğünde minik bir kavanoz içine 2 kaşık bal ilave edin. Tahta bir kaşıkla salatalık suyu ve balın iyice karışmasını sağlayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kullanacağınız zaman şişeyi iyice çalkalayın. Makyaj pamuğunuzu bu tonikle ıslatın, sabah – akşam yüz ve göğüs bölgesini silin. 3-4 dakika kurumasını bekleyin. Toniğinizi kapaklı bir kapta en fazla 1 hafta kadar saklayıp kullanabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6458915294240052954?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6458915294240052954'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6458915294240052954'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/tonikler-yasemin-amato.html' title='TONİKLER-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4906048206913680434</id><published>2010-07-02T01:33:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:35:23.347+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit eriten bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yağ eriten çay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit eritme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek eritme diyeti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karın eriten diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek eritme bitkisel tedavi'/><title type='text'>Kafein yağ yakıyor-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Son zamanlarda kahve ile ilgili çelişkili bilgiler alıyoruz. Kahve dost mu, düşman mı emin olamıyoruz. Kafeinle duygusal bir ilişkimiz olduğu ise muhakkak. Kafein hiç tartışmasız, bir ilaçtır. Sıcacık kahve fincanında, mis kokulu çayları yudumlarken hatta birçok meşrubatın içinde ve az da olsa çikolatadan aldığımız, reçetesiz satılan güçlü bir ilaçtır. Kafein aldıktan birkaç dakika sonra vücudumuzdaki etkileri kendini gösterir. 4-6 saat kadar bizimle yaşamaya, hayatımızı etkilemeye devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kafein bizi yatıştıran, sakinleştiren 'adenosin' adlı bir hormonu etkisiz bırakır. Kahve ile canlanmamız ve aynı zamanda uykumuzun kaçmasının nedeni budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Öte yandan bize adeta adrenalin yani cesaret ve heyecan pompalar. Geçici bir canlanmaya yol açar ama ne yazık ki, ardından bitkin düşmemize neden olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;STRES HORMONU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kafeinin bir başka etkisi de stres hormonu olarak tanıdığımız kortizol seviyelerini artırmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kafein vücudumuzdaki dopamin adı verilen bir başka hormonunu da yükseltir. Kendimizi önce iyi hisseder, sonra inişe geçeriz. Kahve tiryakiliğininin altında biraz da dopamin tiryakiliği yatar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kafein idrar söktürücüdür. Bu da genellikle vücudun su kaybetmesine neden olur. Kahvenin yanında bir bardak su getirilmesi oldukça anlamlıdır. Ama nescafe, meşrubat ya da çikolata yanında su içmek aklımıza gelmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SPORDAN ÖNCE YARARLI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kafeinin olumlu tarafı metabolizmayı hızlandırması, egzersizden önce alınırsa yağ yakımını artırmasıdır. Az miktarda kahve, açlık hissini azaltarak kan şekerini dengede tutmaya da yardımcı olur. Yani kafein dostumuz da olabilir, düşmanımız da. Bütün mesele ne kadar ve ne zaman aldığımız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Günde 2 fincandan daha fazla kahve içmeyin. Kola içtiyseniz ya da çikolata yemek istiyorsanız bunların ilave kafein dozu olduğunu aklınızdan çıkarmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Öğleden sonra saat 16'dan itibaren kafeinden uzak durun. Bu maddenin vücutta 6 saat kadar etkili olduğunu aklınızda tutun, uykunuzu riske atmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Spor yapmadan önce bir fincan kahvenin tadını çıkarabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4906048206913680434?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4906048206913680434'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4906048206913680434'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/kafein-yag-yakyor-yasemin-amato.html' title='Kafein yağ yakıyor-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4359781318037108824</id><published>2010-07-02T01:30:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:33:37.129+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet çayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama çayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yağ eriten çay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel çaylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitki çayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflatan çay'/><title type='text'>Yeşil çay diyete yardımcıdır-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Yeşil çayın, hoş bir içecek olmasının ötesinde, sağlığımıza hatırı sayılır katkıları var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çin'de ve Japonya'da binlerce yıldır şifa olarak kullanılan yeşil çayın sırrı; içinde bulunan 'EGCG' adlı müthiş güçlü bir antioksidan. Öyle ki EGCG; C vitamininden ve E vitamininden bile daha etkili! Yeşil çayın önde gelen yararlarına örnek vermek gerekirse...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanseri önler, güneş hasarlarını azaltır, cildi güçlendirir, kolesterol ve tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur, alerjileri önler, grip ve soğuk algınlığına karşı direncimizi arttırır, yaşlanma sürecini yavaşlatır ve içinde bulunan florid diş etlerini korur...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İÇİNDE KAFEİN VAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Normal kahvenin sekizde biri kadar kafein içeren yeşil çay, bu anlamda bir zarar içermiyor. Çünkü ölçülü kafein yarar bile getiriyor... Son yıllarda yeşil çayla ilgili olarak en çok gündeme gelen konu ise, kilo vermeye yardımcı olup olmadığı... Bu konuda birçok araştırma yapıldı, sayısız makale yayınlandı... Varılan sonuçlar, yeşil çayın metabolizmayı hızlandırdığını ve yağların yakılmasına yardımcı olduğunu gösteriyor. Özellikle içine biraz zencefil ve zeytin yaprakları koyup demlerseniz, mucizeler yaratabileceğini söyleyebiliriz... Doğrusunu isterseniz yüzlerce çeşit yeşil çay var... Üstelik bunların çoğu henüz Batı ülkelerine uğramadı bile! Bitkinin yetiştiği yöreye, hasat mevsimine ve işlenişine göre çayın adı değişiyor. Yılda bir gün toplanan bu egzotik çay yapraklarının her biri farklı faydalar sağlıyor. En güzel yeşil çaylar, genç fidanların en üst iki sırasında henüz açılmamış aromatik yaprak filizlerinden elde edilir. Bazen çay kurutulurken içine çiçekler karıştırılır. Kilo vermede en etkili olan çayın ise 'Wulong Tea' olduğu söyleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;NASIL YAPILIR?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Daha önce yeşil çayı denemiş ama hoşlanmamış olabilirsiniz. Ancak ben derim ki, kendinize bir şans daha tanıyın! Gelin bu defa çayı birlikte hazırlayalım... Porselen bir demlik içine kuru haldeki yeşil çayınızı koyun. Ortalama ölçü, her fincan için bir tatlı kaşığıdır. Su kaynama noktasına yaklaşırken altını kapatın. Veya kaynadı ise, çayın üzerine dökmeden önce beş dakika kadar dinlendirin. Sıcak suyu ilave ettikten sonra demliğinizi örtüp servis tepsisine koyabilirsiniz. Yeşil çayın sıcak suda 1-2 dakika demlenmesi yeterlidir. Ancak unutmayın, 1-2 dakika sonra yaprakları çaydan çıkarmanız gerekir. Ayrıca yeşil çayı başka çiçekler ve otlarla birlikte de demleyebilirsiniz. Örneğin zencefil, nane, limon yaprakları ve yasemin yeşil çaya yakışacak otlardır... Üstelik bu katkılar, çayınıza zarar vermeyeceği gibi, yararlarını da artıracaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4359781318037108824?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4359781318037108824'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4359781318037108824'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/yesil-cay-diyete-yardmcdr-yasemin-amato.html' title='Yeşil çay diyete yardımcıdır-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2889246898067901818</id><published>2010-07-02T01:27:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:29:44.455+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>DOMATESLE SİHİRLİ MASKE-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Domates bir sağlık ve güzellik hazinesidir. Vücut direncini arttıran, cildi güzelleştiren, yaşlanmayı önleyen en önemli gıdalar arasında yer alır. Domateste bulunan likopen maddesi, bilinen en etkili antioksidandır. Birçok besinin aksine, domates piştikçe değeri artar ve özellikle zeytinyağıyla birlikte tüketildiği zaman vücut tarafından daha kolay sindirilir. Domates cildimiz için de çok yararlıdır. Cilt hücreleri arasındaki bağları kuvvetlendirir ve güneş hasarlarını önler. Halk içinde arı sokmasında, vücuda batan diken ve camların çıkarılmasında, nasır ve siğilin temizlenmesinde, sarılık hastalığında, ateş ve güneş yanıklarında yaygın olarak kullanılır. Domates vücudumuzdaki nemin korunmasına yardımcı olur. Kışın veya yazın günde 1 domates veya 1 kaşık salça tüketmek 8 bardak su içmek kadar yararlıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SİVİLCELERİ GEÇİRİR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Cildiniz yağlı ise domates maskesi tam sizin içindir! Özellikle komedonlar (siyah noktalar) ve akneleri etkin bir şekilde iyileştirir. Çünkü domates yağ salgısını dengeler ve hafif bir peeling sağlar. Yüzünüzde bir sivilce mi başlıyor? Hemen üzerine biraz domates salçası sürün. Ağrısı geçer ve hızla iyileşir. Domates maskelerini ne şekilde uyguladığınız çok da önemli değildir. Domatesi ortadan kesip yüzünüze sürebileceğiniz gibi, rendeleyebilir yahut 1 kaşık dolusu domates püresi veya salça kullanabilirsiniz. Ardından 10-15 dakika kadar bekleyin ki, domatesin özü cildinize iyice nüfuz etsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;PEELING ETKİSİ YARATIR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sonra bir dilim domatesle hafifçe yüzünüzü ovun. Çünkü domates hafif bir peeling'e de yardımcı olur. Süre dolunca, yüzünüzü ılık su ile hafifçe yıkayın. Yüzünüzdeki belli belirsiz domates kalıntıları cildinizin PH'ını dengelemeye devam eder. Cildiniz kuruysa, domatesin içine biraz zeytinyağı karıştırın. Yine aynı şekilde 10-15 dakika bekleyin ve sonra yüzünüzü ılık suyla yıkayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;MUCİZELER YARATIYOR!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Domates maskesi yaptığınızda cildinizde tatlı bir kıpırtı duyabilirsiniz. Ancak bu yanmaya dönüşürse hemen yıkayın. Çünkü bazı insanların domatese karşı alerjisi vardır. Domates maskesi antiaging bir mucize gibidir. Ben tüm hastalarıma 25 yaşından itibaren bu uygulamaya başlamalarını öneriyorum. Çok yakında her yerde domates kremleri veya peeling'leriyle karşılaşırsanız hiç şaşırmayın!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2889246898067901818?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2889246898067901818'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2889246898067901818'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/domatesle-sihirli-maske-yasemin-amato.html' title='DOMATESLE SİHİRLİ MASKE-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7929350434372434001</id><published>2010-07-02T01:26:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:27:41.273+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bitkisel tedavi'/><title type='text'>FAYDALI GÜZELLİK FORMÜLLERİ-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Üç değerli sır! Basit, etkili ve doğal&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;* Yağlı cilt makyajı tutmaz:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yağlı cilde makyaj yapmak da, kalıcı olmasını sağlamak da zordur. Gelgelelim, zahmetsizce hazırlayabileceğiniz bir maske ile bu sorunu aşabilirsiniz. Önce yüzünüzü güzelce temizleyin, sonra aşağıdaki malzemeleri hazırlayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* 1 yemek kaşığı üzüm suyu&lt;br /&gt;* 1 yemek kaşığı nane suyu (Aktarların çoğunda bulunur)&lt;br /&gt;* 1 yemek kaşığı limon suyu&lt;br /&gt;Bu üç ürünü karıştırıp yüzünüze sürün ve 20 dakika bekleyin. Bu arada gül suyunun içine birkaç parça buz koyun. Hafifçe erimeye başlayınca, yüzünüzü buzlu gül suyu ile yıkayın... Artık makyajınızı yapabilirsiniz! Ve çok daha kalıcı olacağına da emin olun. Tabii kullanacağınız kozmetikler yağsız, toz kıvamında olmalıdır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;AVOKADO BAKIMI&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kuru ciltleri yenileyin:&lt;br /&gt;Bu harika formül cildi besler, nemlendirir, yeniler ve canlandırır. Hazırlaması da gayet kolaydır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Akşamdan 6 tane bademi ıslatın. Ertesi gün onu havanda biraz dövün. Un gibi değil de, kum taneleri gibi olmasını sağlayın.&lt;br /&gt;* 2 çay kaşığı yulaf ezmesi&lt;br /&gt;* 4 çay kaşığı kaşığı çiğ krema&lt;br /&gt;* Yarım muz veya avokadoyu iyice ezin.&lt;br /&gt;Bu malzemeleri güzelce karıştırın. Yüzünüze sürün ve 20 dakika bekleyin. Sonra tülbent gibi yumuşak, pamuklu bir kumaşı sütle nemlendirip onunla yüzünüzü silin. Son olarak da soğuk suyla yıkayın...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SAÇLARA MAYONEZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Güneş saçlarımızı kuruttu: Yaz sonuna yaklaşırken saçlarımızın sıcağa dayanacak hali kalmadı. Kimisi dökülüyor, uçları kırık, kuru, cansız bizden yardım bekliyorlar. Aşağıdaki maske, her tür saça gayet iyi gelir. Derin nem sağlar, kuru ve hasar görmüş saçları onarır, ışıl ışıl parlatır... Mayonezin içindeki yumurta ve zeytinyağı saçlarınıza yararlıdır. Özellikle avokado ile karıştırınca harika bir nem maskesi elde edersiniz!&lt;br /&gt;* 1 avokado&lt;br /&gt;* Yarım çay bardağı sade mayonez.&lt;br /&gt;Avokadoyu ezin, mayonez ile karıştırıp saç diplerinden ucuna kadar masaj yaparak uygulayın. Başınıza bir duş bonesi takıp yarım saat bekleyin. Sonra da ılık su ile güzelce çalkalayın...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7929350434372434001?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7929350434372434001'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7929350434372434001'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/faydali-guzellik-formulleri-yasemin.html' title='FAYDALI GÜZELLİK FORMÜLLERİ-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2413657618030738922</id><published>2010-07-02T01:24:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:25:15.870+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama alternatif tip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayiflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Sabah kahvaltısı obeziteyi önler-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Biliyor musunuz, kilolarla başı dertte olanların çoğu sabah kahvaltısı yapmazlar.  Kimisi öğün atlamayı kâr sayar, birçoğu da sabahları kendilerini aç hissetmez. Oysa sabah kahvaltısı, tüm sağlığımız ve kilo kontrolü açısından tahmin edemeyeceğiniz kadar önemlidir. Sabah kahvaltısını atlayanların, kilolu olmaya daha eğilimli olduğu biliniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sabah kahvaltısı uzun vadeli sağlıklı beslenme ve kilo kontrolü hedefinin en önemli anahtarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Sabah iştahsızlığı ise üzerinde durulması gereken bir sağlık sorunudur, çünkü birçok hastalığın ilk habercisi olabilir. Ergenler ve gençler için de durum farklı değildir. Gençlerin yüzde 58'i sabah uyandıklarında aç olmadıklarını söyler ve kahvaltı etmek istemezler. Sonra da abur cubur yemeye başlarlar. Bu arada yenilenler çoğunlukla dışarıda satılan hazır kek, pasta, çörek, börek, bisküvi gibi yararı olmayan, zararı ise bol yiyeceklerdir. Zaten sabah yemeyenlerin genellikle öğleden sonra iştahları açılır ve yatıncaya kadar atıştırmaya devam ederler. Özellikle işadamları en ağır yemekleri akşamları yerler ve sabah yataktan kalkınca kesinlikle iştahları olmaz. Ve devamlı surette kilo alırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Eğer siz de böyle bir eğilim içindeyseniz alışkanlığınızı değiştirin ve nasıl kilo vermeye başlayacağınızı görün. En azından kilo alımını durdurabilirsiniz. Kolay olmadığını biliyorum ama yapılabilir. Hafif şeylerle başlayın; yoğurt, meyve, meyve suyu, süt ve müsli veya bir sandviç ya da tost. Sonra yavaş yavaş sabah kahvaltısında yediklerinizi arttırın. Bu öğünü domates, bir kaşık bal, ceviz, birkaç fındık, badem ile zenginleştirin. Bütün bunların günlük kalori alımını arttıracağından korkmayın. Tam tersine, sabah yedikleriniz metabolizmayı harekete geçirir. Ve günün geri kalan bölümünde, özellikle akşamları aşırı yeme isteğini önler. Öğün atlamak, sanılanın aksine genelde kilo almamıza neden olur. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu 'kıtlık' olarak algılar ve enerjiden 'tasarruf etmeye' karar verir. Organizma kendini savunmaya alır ve tüketilen her besini vücutta yağ şeklinde depolamaya başlar. Özellikle sabahları aç kaldığımızda karbonhidrat depolarımız boşalır, kan şekerimiz düşer, günün ilerleyen saatlerinde tatlı isteğimiz artar, iş verimimiz düşer ama yağlar yerli yerinde kalır! Dengeli beslenmek için yalnız yasaklar değil, en az onun kadar, mutlaka yenilmesi zorunlu olan gıdalar ve öğünler önem taşır. Metabolizmayı hızlandırmanın, yaşam kalitesini yükseltmenin ve yağları eritmenin başka bir çaresi yoktur&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2413657618030738922?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2413657618030738922'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2413657618030738922'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/sabah-kahvalts-obeziteyi-onler-yasemin.html' title='Sabah kahvaltısı obeziteyi önler-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7162680966224218997</id><published>2010-07-02T01:20:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:22:17.209+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalıkları'/><title type='text'>Cildinizi kıştan koruyun-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Kış mevsiminde cildimiz iki büyük sorunla karşı karşıya kalır. Bunların ilki soğuk, ikincisi ısıtılan ortamlardaki kuru havadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle cildimiz hızla nem kaybederek kurur. Bütün bunlardan en fazla yüzümüz, göz çevresi, dudaklarımız ve ellerimiz etkilenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Ne soğuk ne sıcak!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi ve cildinizi elden geldiğince soğuktan koruyun. Bu havalarda sokağa çıkarken atkı, bere, eldiven ve özellikle gözlük takmayı ihmal etmeyin. Soğuktan olduğu kadar, aşırı kuru ve sıcak ortamlardan da korunun. Yaşadığınız odalarda buhar makinesi çalıştırın veya ısıtıcıların üzerine su kapları koyun. Ani ısı değişimleri hem vücut direncimizi düşürür hem de cildimizi mahveder. Örneğin sıcak bir ortamdan sonra hemen sokağa çıkmaktan sakının. Birkaç dakika binanın içinde bekleyin. Hele bir de rüzgar varsa daha iyi korunmak gerekir. Soğuk rüzgar yüzümüzde kılcal damar çatlamalarını artırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Nem kaybı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kışın insan susamadığını zanneder. Oysa bu mevsimde suya ihtiyacımız kesinlikle daha az değildir. Günde 2.5 litre kadar su içmeye devam etmeliyiz. Taze meyve suları, ıhlamur, adaçayı, yeşil çay gibi bitkisel çaylar ise vücudumuzdaki ısı ve su dengesinin korunmasına yardımcı olur. Öte yandan cildimizi dışarıdan nemlendirmeye de özen göstermeliyiz. Yüzümüze biraz daha besleyici bir nemlendirici, dudaklarımıza koruyucu rujlar sürmeliyiz. Soğukta veya aşırı sıcakta nem kaybeden cildimiz bazen çatlar. Bu çatlaklar derinin koruyucu görevini zorlaştırır. Uçuklar kışın da yakamızı bırakmazlar ve cildimizin koruma kalkanına zarar verirler. Nezle olduğumuzda burun çevresindeki deri soyulur ve kılcal damarlarda çatlaklar oluşur. Bunları lazer veya koter ile yakmak gerekebilir. Kılcal damarları belirgin olanlara K vitaminli kremler iyi gelir. Karlı ortamlar iki yönlü çalışır. Bir yandan soğuğun tüm etkilerini taşırlar, bir yandan da kardan yansıyan güneşin sorunlarını getirirler. Kayak yapmaya gidip de güneş yanıkları ile dönenlerin sayısı az değildir. Böyle ortamlarda en iyi dostumuz güneşten koruyuculardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kilo almayın!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soğukların bir başka bedeli de yüksek kalorili gıdalara, özellikle tatlılara karşı isteğimizin artmasıdır. Böylece her yıl birkaç kilo üzerimize yapışıp kalabilir. Vücut direncinizi arttırmak ve formunuzu korumak için mevsim meyvelerini ve sebzelerini bol bol tüketin. Bir yandan da düzenli olarak C Vitamini alın. C vitamini hem cildimiz hem de soğuk algınlığından korunmak için en yararlı vitamindir. Kış mevsiminde tüm doğa dinlenir ve baharda yeniden doğmaya hazırlanır. Bize gelince, baharda çiçek açmak istiyorsak, şimdi cildimizi korumanın, beslemenin, gerekli tüm bakımlarla canlandırmanın zamanıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7162680966224218997?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7162680966224218997'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7162680966224218997'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/cildinizi-kstan-koruyun-yasemin-amato.html' title='Cildinizi kıştan koruyun-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1958220756413184681</id><published>2010-07-02T01:18:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:20:02.635+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama alternatif tip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayiflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme'/><title type='text'>Akıllı yürüyüşler-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Yürümek önemli, evet biliyoruz. Ama aklımıza birçok soru takılıyor. Ne kadar yürümeliyim, hızlı mı olmalı, yavaş mı olmalı, geri geri mi olmalı, koşar adım mı? Ya da kilo verebilmek için nasıl yürümem gerekir gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Sağlık için yarım saat&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Doğru YürüyüşUzmanlar, yetişkinlerin günde en az 30 dakika, çocukların ise 1 saat aktif olmaları gerektiğini belirliyor. Her gün olmasa bile haftanın 4-5 günü yapılması zorunlu. Bu seviyedeki bir aktivite, ortalama 150 kalori yakılmasını sağlar, bağışıklık sistemini güçlendirir, hastalık riskini azaltır. Tabii eğer extra şekerlemeler, tatlılar, börekler atıştırarak, attığınız toksinleri fazlasıyla yerine koymazsanız. Yine de ne olursa olsun, hareket kilodan bile önemlidir!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Tempo önemli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kilo kaybı ve vücudun yeniden şekillendirilmesi ise ayrı bir konudur. Kilo vermek istiyorsanız, haftanın 4-5 günü birer saatlik yürüme programı yapmanız gerekir. Bu süre içinde sizi zorlamayan ortalama bir tempo ile yürümek, birikmiş yağları eritmenize yardım eder, metabolizmanızı hızlandırır ve daha fazla kas yapmanıza yardımcı olur. Aynı zamanda sizi her türlü kalp ve damar hastalığından da korur. Beslenme şeklinizi değiştirmeseniz bile, bu aktivite extradan 300 kalori harcamanızı sağlar ki, bu 6 ayda 4 kg verebileceğiniz anlamına gelir. Yediklerinize biraz dikkat edip daha sağlıklı beslenirseniz ve gerektiği kadar su içerseniz, bu hayal değildir. Yürüyüşe başlarken, her şeyden önce, kaslarınızı uykudan uyandırmalı ve biraz hareket ettirerek mahmurluğunu atmasını sağlamalısınız. 5-10 dakika kadar yavaş bir tempoda yürürseniz kaslarınızı uyarmış olursunuz. Anlarlar ki öyle uyuşuk uyuşuk oturamayacaklar, stoklarındaki şekerleri yakmaya başlamaları gerekecek ve o da yetmezse yedekteki yağ depolarını yardıma çağırmak zorunda kalacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İpuçlarına dikkat!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* İşte tam da bu nedenle, ister yürüyüş bandında, ister açık havada gerçek ortamda yürümeye başlarken, metabolizma ayarlamasını yapmanız önemlidir. Kaslarınız sizin çok kararlı olduğunuzu ve sizi taşımak için elinden geleni yapması gerektiğini anlamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kaslarınızın ısındığını hissettiğinizde ritmi arttırın. Ancak kalp atış hızı sizi rahatsız etmeyecek bir canlılıkta olmalı. Nefesinizin farkında olun. Ancak yanınızda birisi ile konuşabilecek kadar da dışa dönük kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Bu nasıl bir tempodur? Şöyle diyebilirim; Bir randevuya ucu ucuna, oyalanmadan yetişmeye çalışıyorsunuz ama içiniz rahat...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Böylece yarım saat kesintisiz yürürseniz, vücudunuzdaki yağ stoklarının rahatı bozulmuş olur, aynı zamanda kaslarınız gelişir ve bazal metabolizma hızını yeniden ayarlar. Kuşkunuz olmasın vücudunuz gün boyunca daha fazla enerji üretmeye devam eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Eğer hızınızı aldıysanız, rahatsanız, kendinizi enerjik hissediyorsanız ve vaktiniz de varsa, bu yürüyüşü uzatmayı deneyin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1958220756413184681?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1958220756413184681'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1958220756413184681'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/akll-yuruyusler-yasemin-amato.html' title='Akıllı yürüyüşler-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8351968029567325089</id><published>2010-07-02T01:16:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:18:04.106+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit giderici yağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit eriten bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit eritme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit'/><title type='text'>Selülitlere etkin çözüm: Radyo frekansı-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Mart geldi, yarısı geçti... Bazen kapıdan baktırıyor, bazen kazma kürek yaktırıyor ama yaz günlerinin yaklaştığını da haber veriyor. Aynalar gerçekçidir, size neler söylüyor?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kilolar, selülitler biraz ilgi mi gerektiriyor? Çoğumuz için bu sorununSelülitler yanıtı 'Evet'tir. Bu süpriz değil tabii. Biliyoruz selülit çok inatçı bir sorundur. Hiç ihmale gelmez, çünkü sürekli bir oluşumdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size birçok kez bunları yazdım, bugün tekrar etmeyeceğim, Bu defa daha iyi haberler vereceğim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Radyo frekansı sellülit tedavileri&lt;/span&gt; ve bölgesel incelme amacıyla ülkemizde en az 1.5 yıldır daha yaygın olarak kullanılıyor. Kendi hastalarımı incelediğimde, onları hiç bu kadar iyi görmediğimi söylemeliyim. Geçen yıl selülitli bölgelere radyo frekansı uygulamaya başladığım kişilerde, seansları tamamladığımızda harika sonuçlar aldık. Onlar bu yazı çok daha mutlu karşılayacaklar... Biliyorsunuz selülit, özellikle kalça, basen ve baldır gibi yağ depolanmasının fazla olduğu bölgelerde oluşur ve birkaç evrede gelişir. Erken teşhisle tedavisi çok daha kolaydır ama ilerleyince işimiz zorlaşır. Ancak radyo frekansı ile en inatçı selülitlerde bile belli bir oranda düzelme sağlayabiliyoruz. Radyo Frekansı ile selülit tedavisi teknolojinin ulaştığı son noktalardan biridir. Amerikan FDA onayına sahip olması da önemli bir güvence oluşturuyor. Selülitin portakal kabuğunu andıran yumrulu ve pütürlü görüntüsü çoğunlukla lifli bağların ve ödemlerin yağ dokusunu sıkıştırması ile oluşur. Radyo frekansı enerjisi bu lifli bağlara ve yağ tabakasına ısı gönderir. Bu şekilde hücre enerjisi canlanır, hücrelerdeki su molekülleri harekete geçer. Bağlar gerilir, ödem birikintileri çözülür, yağ hücreleri parçalanır, o bölgenin metabolizması artar. Sorunlu bölgedeki dalgalı görünüm bir ölçüde hafifler. Sonuç olarak daha sıkı, düzgün bir cilt ile genel bir incelme ve toparlanma ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Tedavi keyif veriyor&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Klasik termaj, ortalama 70 dereceye yakın bir ısıya yükselir. Ancak bölgesel incelme ve selülit için kullanıldığında en fazla 45 derecede uygulama yapılır. Selülitli bölgelerde sistem bir ütü gibi gezdirilir. Bir bakıma, sıcak bir masaj gibidir ve çoğu hasta tedaviden keyif alır. Bu ısı ile Radyo Frekansı, kolajen dokuyu uykudan uyandırır, faaliyete geçmesini, canlanmasını ve kendini yenilemesini sağlar. Tedavi sonunda özellikle kalça ve üst bacaklar gözle görülür bir şekilde gençleşir, gerilir ve basenler yukarı kalkar. Kollardaki sarkmalar, bel ve karın bölgesindeki gevşemeler toparlanır. Kalıcı değişim için, haftada 1 kez olmak üzere 10-12 seans yapılmasını öneriyoruz. Radyo Frekansı her türlü cilt rengine yapılabilir. Lekelenmeye yol açmaz, güneşe karşı hassasiyeti artırmaz ve şu ana kadar kullandığımız yöntemler içinde en uzun ömürlü, kalıcı sonuçları almamızı sağlar. Ayrıca yaz kış her mevsim yapılabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8351968029567325089?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8351968029567325089'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8351968029567325089'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/selulitlere-etkin-cozum-radyo-frekans.html' title='Selülitlere etkin çözüm: Radyo frekansı-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8279713562674162770</id><published>2010-07-02T01:12:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:14:29.251+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ağız kokusu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel çaylar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitki çayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedavi'/><title type='text'>AĞIZ KOKUSU DOGAL TEDAVI-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Zaman zaman herkesin ağzı kokabilir. Özellikle de sabahları! Bazen karnımız acıktığında veya diyet yaparken, hele soğan, sarmısak gibi şeyler yediğimizde kokudan kurtuluş yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birisi ile konuşurken başını geri çektiğini fark ederiz veya kendimiz ağzımızı kapatma ihtiyacı hissederiz. Her ikisi de birbirinden kötüdür. İnsan rezil olur! Ağız kokusuna genel olarak ağızda artakalan ve damakla dişler arasına sıkışan yiyecek parçaları neden olur. Ağız kokusunun ardında kötü beslenme alışkanlıkları veya bazı sağlık sorunları da gizlenebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;TÜKÜRÜK ARINDIRIR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Tükürüğün arındırıcı bir özelliği vardır. Tükürük salgısı azalınca bakteriler çoğalır ve kokmaya başlarlar.&lt;br /&gt;Örneğin;&lt;br /&gt;-Sabahları ağzımız kokabilir, çünkü tükürük salgısı uykuda hemen hemen sıfırlanır.&lt;br /&gt;-Karnımız acıkınca ağzımız kokar. Sakız çiğnemek tükürük salgısını arttırdığı için biraz yardımcı olur.&lt;br /&gt;-Vücut susuz kalınca da ağız kokar, çünkü tükürük salgılaması azalır.&lt;br /&gt;-Bazı hastalıklar, ilaçlar ve alkol de tükürüğü azaltır. Kokulu yiyecekler, sigara, çürük diş, dişeti sorunları, diş taşları, dişetlerinde plaklar oluşması, ağız ve boğazda iltihaplanmalar dışında; solunum yollarındaki sorunlar, diyabet, reflü, karaciğer ve akciğer hastalıkları da ağız kokusuna yol açan etkenlerdir. Eczaneler ve marketler ağız kokusuna karşı ürünlerle dolup taşar. Ama çoğunun içinde sert kimyasallar bulunur ve ağız kokusunu kısa bir süre için maskeleyip bastırırlar. İsterseniz aşağıdaki önerilerimi deneyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;DİŞ MACUNU YAPIN:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kendinize gayet sağlıklı bir diş macunu ve gargara hazırlayabilirsiniz. İhtiyacınız olan tüm malzemeler; yemek sodası ile biraz hidrojen peroksittir. Antiseptik gücünü arttırmak için birkaç damla çay ağacı yağı veya okaliptüs yağı da ekleyebilirsiniz. İşte diş macununuz hazır!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SU : &lt;/span&gt;Ağzınızın kurumasına izin vermeyin. Tükürük vücudun doğal deterjanı gibidir. Onun daima bol bol salgılanmasına yardımcı olun. Tükürüğünüz arttıkça bakteriler azalır. Bunun yolu da su içmekten geçer.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çay ve maydanoz ağız kokusunu önler&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;MAYDANOZ:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Ağız kokusundan şikâyetçiyseniz daha az et ve daha az yağ tüketin. Beslenmede meyve ve sebzelere ağırlık verin. Her gün taze mayalanmış yoğurt yiyin. Maydanozun her zerresi şifalıdır. İçindeki klorofilden ötürü ağız kokusuna karşı da son derece etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;ÇAY KEYFİ:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Siyah çayın içinde ağız kokusuna yol açan bakterileri etkisiz hale getiren önemli bileşikler bulunur. Yemeklerden sonra içerseniz gayet iyi gelir. Bazen de yeşil çay veya nane çayı ile değişiklik yapabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8279713562674162770?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8279713562674162770'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8279713562674162770'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/agiz-kokusu-dogal-tedavi-yasemin-amato.html' title='AĞIZ KOKUSU DOGAL TEDAVI-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1690744810522567341</id><published>2010-07-02T01:10:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:11:52.742+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt hastalığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çatlak'/><title type='text'>Cildimizdeki çatlaklar için ne yapalım-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Çatlaklar, kozmetik dünyasında daima önemini koruyan bir konudur. Tabii yalnız kozmetik dünyasını değil, birçoğumuzu düşündüren, güç durumda bırakan bir sorundur. Bunlar hızlı kilo alıp verme, gebelik, kortizon kullanımı, hormonal nedenlerle oluşabilir. Kadınlarda olduğu gibi erkeklerin de başına gelebilir. Ayrıca hem beyaz hem esmer ciltlerde ortaya çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Gebeliklerde oluşur&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kilo alınca gerilen, alışılmadık ölçüde genişleyen ve sınırları zorlanan deri dokuları çatlayıverir ve beyaz çizgilerle dolar. En kolay etki altında kalan yerler mide, karın, kollar, bacaklar, göğüsler ve kalçalardır. Neredeyse bütün gebeliklerde, en azından karın bölgesinde çatlamalar oluşur. Çatlakları önlemek, tedavi etmekten daha kolaydır. En azından ilk belirtileri görüldüğünde bir şeyler yapmaya çalışırsak, başarı şansımız çok daha yüksek olur. Özellikle gebelik çatlakları, henüz pembe veya mor renkte iken, tedavi edilmeleri mümkündür. Beyazlaştıktan sonra iş işten geçmiş olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Suya doyurun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Özellikle vücudunuzda yapısal olarak yağ çıkıntıları varsa, kilo aldığınızda en fazla bu kısımlar yağ toplar ve deri içeriden gelen basınca dayanamayıp çatlar. Ona bol bol nem vermek, deriyi içten ve dıştan suya doyurmak, esnekliğini arttırmak gerekir. Kremler ve losyonlar önemlidir. Aloe vera, A ve E vitaminleri, kakao yağı çatlamaya niyeti olan ciltleri korurlar. Onu nemlendirirler, beslerler ve sağlıklı hücrelerin çoğalmasına yardımcı olurlar. Bunları uygulamadan önce hafif bir peeling yaparsanız cilde nüfuz etmelerini kolaylaştırırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Gerçekçi olmalıyız&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Çatlakların tedavisi için ne yazık ki henüz kesin bir çözüm bulunabilmiş değil. Çatlağın rengi, yüzeyin gerginliği, çatlağın kaç senedir var olduğu göz önüne alınarak birçok yöntem denenmektedir. Mikrodermabrazyon, Foto IPL, Fraksel lazer ve karbondioksit tedavileri çatlak tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır. Bu yöntemler doğumdan kısa bir süre sonra uygulandığında, çatlakları gidermekte veya azaltmakta başarılı olmaktadır. Beyaz tenlerde fraxel lazer gayet iyi sonuçlar veriyor. Esmerlerde TCA peeling ve karboksi terapi daha etkili oluyor. Öte yandan kozmetik boyama, lazer cerrahi gibi farklı uygulamalar da yapılmaktadır. Kremlere gelince... Bunların en iddialısı, içinde peptid hormonu olanlardır. Buna rağmen, esas olarak çatlakların yeni başladığı dönemlerde yardımcı olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı durumlarda liposuction ile veya doğrudan cerrahi kesi ile sorunlu bölgeler azaltılabilmektedir. Özetle... Siz fazla kilo alıp vermekten kaçının ve çatlaklarla karşılaşırsanız gecikmeden bir dermatoloğa başvurun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Yasemin Fatih Amato&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1690744810522567341?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1690744810522567341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1690744810522567341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/cildimizdeki-catlaklar-icin-ne-yapalm.html' title='Cildimizdeki çatlaklar için ne yapalım-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6444594009335478414</id><published>2010-07-02T01:08:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:09:46.187+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><title type='text'>CİLT BAKIMI NEDEN GEREKLİ-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cilt bakımına neden gideriz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazıları düzenli olarak cilt bakımı yaptırır, bazıları ise buna gerek duymaz veya cilt bakımının ne işe yaradığı konusunda kesin bir fikirleri yoktur. Cildi gençleştirmenin ötesinde, cilt bakımı çok temel bir konudur. Akneler, kırışıklar, lekeler veya cilt kalınlaşması gibi farklı nedenlerle yapılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cildimiz 28 günde bir yenilendiğine göre üzerinde daima en azından ölü deriler birikir. Bunların arındırılması şarttır. Haftada 2 kez ev tipi peeling veya bir kez hafif hamam kesesi yaparak cildi arındırabiliriz. Özellikle çukur sivilce izlerinde daha fazla kir birikir. Günlük temizleme jeli ve tonik temizliği bu tip ciltler için yeterli değildir. Daha önce birçok defa yazdığım gibi, cildimiz sebum adı verilen bir yağ üretir. Bu yağ salgısı yavaşça cildin üst tabakasına doğru ilerleyerek, cildimizi nemlendiren etkenlerden birini oluşturur. Genellikle makyaj artıkları, çevre kirliliği ve ölü deriler gözenekleri tıkama eğilimi gösterirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;SİYAH NOKTALAR!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu durumda sebum dışarı çıkamaz ve diğer kirlerle birleşerek katılaşır. Hava ile temas edince oksitlenip siyah noktaları oluşturur. Bu siyah noktalar iltihaplanınca sivilcelere dönüşür. Siyah noktaları kendiniz sıkmaya kalkışırsanız, çukurlar yaşam boyu sizinle kalabilir. Bu durumda, profesyonel cilt bakımı vazgeçilmezdir. Klinikte, steril bir ortamda, usta eller tarafından siyah noktalar temizlenir, dezenfekte edilir, cildi yatıştıran maskeler yapılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CİLT BAKIMINA GİDİN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Her gün az veya çok makyaj yapanlar, ciltlerini ne kadar iyi temizlediklerini zannetseler de, ayda bir kere derin temizlik yaptırmaları yararlıdır.&lt;br /&gt;* Bundan başka sigara içenler, uyumakta zorluk çekenler, gün boyunca gerginlik yaşayanlar cilt bakımına daha fazla ihtiyaç duyarlar. Çünkü uykusuzluk ve stres cildin yağ dengesini olumsuz yönde etkiler.&lt;br /&gt;* Bu dengeyi bozan başka etkenler de vardır. Örneğin lityum ve kortizon tedavileri, bazı doğum kontrol ilaçları, adet dönemi sıkıntıları gibi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;OLGUN CİLTLERE OKSİJEN!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşlı ciltlerde yağ dokusu ve hücre içi su miktarı azalır. Yani cilt kurur. Aynı zamanda da incelir. Bu nedenle peeling'e karşı ihtiyatlı olunması gerekir. Ancak derin temizlik yine de gereklidir. Biz olgun ve kuru ciltlere oksiterapi tavsiye ediyoruz. Bu tedavi, hem ölü cilt tabakalarını temizler hem de dokuya derinlemesine nüfuz eden oksijen ve nem sağlar. Böylece ciltte hücre yenilenmesi canlanır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6444594009335478414?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6444594009335478414'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6444594009335478414'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/cilt-bakimi-neden-gerekli-yasemin-amato.html' title='CİLT BAKIMI NEDEN GEREKLİ-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-3156564065178405698</id><published>2010-07-02T01:05:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:07:09.682+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><title type='text'>Vücut ritmi ve cilt bakımı-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Bizi sabahları uyandıran o içsel saati gayet iyi Vücut ritmi ve cilt bakımı tanırız. Bu, yaşamın en temel taşlarından biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akşamları mışıl mışıl uyutan, bizi her gün yeniden uyandıran, ne zaman kalkmaya alışmışsak, daima aynı saatte harekete geçen sessiz ama güçlü bir uyarı alırız. Sanki birisi içimizde bir düğme çevirir ve artık yatakta duramayız. İşte tüm bu vücut ritmimizi ayarlayan iç saatimizin sesidir. Ve cildimizi de fazlasıyla etkiler. Bir gün doğumundan diğer gün doğumuna kadar 24 saatlik bir süreç içinde olup bitenler doğa bilimleri ile uğraşanların en önemli şifrelerinden biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günün farklı saatlerinde vücut ısısı bile değişir. Cildimiz de bu düzenin içinde yer alır. O da tüm vücut işlevleri gibi 24 saatlik periyotlarla tamamlanan bir biyolojik döngü içinde yaşar. Ve cildin kendisini yenilemesi özellikle geceleri uyku sırasında doruğa ulaşır. Cildin kendini büyük ölçüde geceleri ve uykuda yenilediğini bilmek, çok daha etkili bir cilt bakımı için önemli bir ipucu niteliğindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cilt metabolizması geceleri yükselir.&lt;br /&gt;* Buna bağlı olarak geceleri cildin su kaybı da artar. Bu gerçekler gece kremlerinin nasıl olması gerektiğini belirler. Demek ki akşamları yatmadan önce süreceğimiz kremler; yararlı besinlerle dolu olmalı, cilde kolayca nüfuz edebilmeli, bir yandan da su kaybını önlemelidir. Gece kremleri; kuru ciltler için yüzde 80, yağlı ciltler için yüzde 45 oranında yağ içerir. Bileşimlerinde mineral yağlar, bitkisel yağlar veya vazelin kullanılır. Gece kremlerine çeşitli vitaminler veya östrojen ilave edilir.&lt;br /&gt;* Yeşil çay, soya özü, E vitamini ve C vitamini kremleri cildimizi çok güzel besler.&lt;br /&gt;* Kolajen kremleri ve dolgularda kullandığımız Hyaluronik asit içeren ürünler alt derideki gerçek kolajen dokuyu etkilemez ama cildin su kaybını önleyen etkili bir tabaka meydana getirir.&lt;br /&gt;* Yeni silikon teknolojisiyle yapılan kremler nemi çok iyi korur.&lt;br /&gt;* Gliserin gibi nem tutucu maddeler cildin içine su aktarımı yapar. Cildimizin tüm bunlardan en iyi şekilde yararlanması için öncelikle yumuşak bir temizlik yapmalı ve düzenli olarak cilt yüzeyindeki ölü derileri temizleyen peeling bakımı uygulamalıyız. Hayatımızın yaklaşık olarak üçte biri uykuda geçer. Kendini yenilemek için vücudumuz elinden geleni yapar. Biz de ona yardım edersek, bu doğal ritme aktif olarak katılmış ve doğayla uyum içinde ondan yararlanmış oluruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-3156564065178405698?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3156564065178405698'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3156564065178405698'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/vucut-ritmi-ve-cilt-bakm-yasemin-amato.html' title='Vücut ritmi ve cilt bakımı-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7974244656490494055</id><published>2010-07-02T01:01:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T01:03:22.471+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelik bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamile olmak için bitkiler'/><title type='text'>GEBELİĞE BAĞLI DEĞİŞİMLER-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>Hamilelik döneminde birçok kadın hem gereğinden fazla kilo alır, hem de ciltleri bozulur. Vücut formunun bozulması, cilt lekeleri, dolaşım bozuklukları, kılcal damar çatlamaları, varisler, karın ve göğüslerdeki çatlaklar gibi sorunlarla karşılaşır. Gebelik sırasında cilt daha fazla yağ üretir, ter bezleri ise daha yavaş çalışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Bu sorunların tümü üç nedenden kaynaklanır:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1. Östrojen hormonunun yükselmesi&lt;br /&gt;2. Kilolarla artan vücut ağırlığı ve hareketsizlik&lt;br /&gt;3. Güneş etkileri Hamilelik bilinçli bir şekilde yaşanacak olursa, bunların çoğu önlenebilir. Bir kısmı zaten doğumdan sonra geçer. Gebelik boyunca beslenme ve harekete özen gösterilmesi çok önemlidir. Böylece hem bebek daha sağlıklı olur, hem anne doğumdan sonra kolayca formuna kavuşur, hem de çatlaklar ve ödemler büyük ölçüde önlenir. Düzenli egzersiz yapın. Hareket varisleri, ayak bileklerinde ve ayaklarda su birikmesini (ödem) önler, karın kaslarını kuvvetlendirir, doğumu kolaylaştırır. Çatlaklara gelince... Karın ve göğüslerin hacmi genişlediği için deri gerilerek çatlar. Bu çatlaklar yeni oluştuğunda tedavi edilmeleri mümkündür. Özellikle mikrodermabrazyon uygulaması, hamilelik çatlaklarında çok etkilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;KİLO VARİSE YOL AÇAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hamileliğin ileri aylarında, vücut ağırlığı bacak damarları üzerindeki basıncı artırır. Bunun sonucunda hamile kadınların bazılarında varisler meydana gelir. Bu nedenle ne kadar az kilo alınırsa, o kadar iyidir. Varisler en çok baldırlarda, üst bacak bölgesinde, vajina ve anüste görülür. Doğumdan sonra kilo verilince, nispi bir düzelme olur. Neyse ki, varisleri gidermek için gayet etkili tedavi yöntemleri uygulanmaktadır. Hamileliğin özellikle son aylarında az veya çok herkeste ödem görülür. Önlem olarak gebelik boyunca tuzu azaltın. Gebelik süresince ödem söktüren ilaçlar kullanmayın. Bu tür ilaçlar vücut sıvısının atılmasına yol açar ve bebek için tehlike yaratır. Ayaklarınız şişiyorsa, her fırsatta biraz yükseğe kaldırıp uzatın. Uyurken, altına yastık koyun. Gebelikteki ödemler, doğumdan sonra kaybolur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;LEKELERİN ÇOĞU GEÇİCİDİR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Gebelik sırasında ciltte çeşitli lekeler oluşabilir. Bunların çoğu östrojen seviyesinin yükselmesine bağlıdır. Bu lekeler doğumdan sonraki ilk yıl içinde kaybolur. Ancak güneş bu lekeleri pekiştirir. Bu nedenle hamilelik boyunca cildin güneşten korunması gerekir. Gördüğünüz gibi; doğru beslenip, doktorunuzun tavsiye ettiği egzersizleri yaparsanız ve fazla kilo almazsanız, güneşten de korunursanız gebelikten korkmanıza gerek yok. Hormonal değişikliklerin yol açtığı tüm sorunlar ve lekeler, doğumdan sonra geçer. Bebeğinizi emzirirken, karın kaslarınız toparlanır. Kalıcı lekeler sadece güneşten kaynaklanır. Vücudun deformasyonu ise fazla kiloların ve hareketsizliğin eserleridir. Doğurmak, yeniden doğmak gibidir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7974244656490494055?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7974244656490494055'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7974244656490494055'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/gebelige-bagli-degisimler-yasemin-amato.html' title='GEBELİĞE BAĞLI DEĞİŞİMLER-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2646962107813787603</id><published>2010-07-02T00:51:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T00:52:43.631+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bitkisel tedavi'/><title type='text'>K Vitamini şimdi de estetiğin hizmetinde</title><content type='html'>Kırışmanın şifresini bozacak bir şeyler olmalı, daha kolay, daha ucuz, daha kalıcı ve daha erişilebilir bir iksir bulunmalı. Gözlerin kenarında yelpaze misali katlanan o çizgiler, ağız çevresinde derinleşen oluklarla baş etmenin köklü bir çaresi olmalı. Tüm kozmetik dünyasının düşü bu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilimsel müjdeler&lt;br /&gt;Cildin aşırı kırışmasına yol açan bir hastalık var; adı (PXE). Hollanda'da bu hastalığa karşı bazı araştırmalar yapıldı. Sonuçlar dermatoloji dünyasında yeni umutlara yol açtı. Çünkü K Vitamininin bu hastalığın sonucu olan kırışıklıklardan korunmada ve tedavisinde kilit bir rol oynadığı anlaşıldı. Uzmanlar cildin esnekliği ve gerginliği ile K Vitamini arasında önemli bir ilişki olduğu sonucuna vardılar. Şimdi büyük bir heyecanla K Vitamini'nin kırışık önleyici etkileri, oluşmuş kırışıklıklarda nasıl kullanılabileceği gibi konularda, araştırma ve deney devam ediyorlar. Biz de sonuçları bekliyoruz... K Vitamini kanın pıhtılaşmasındaki en önemli etkenlerden biridir. Eksikliğinde kanamaya eğilim artar, pıhtılaşma süresi uzar. Bu nedenle K Vitaminini kozmetik dünyasında kılcal damar çatlamaları, varisler ve gözaltı morlukları tedavisinde kullanıyorduk. Çünkü ciltteki temel fonksiyonunu kan pıhtılaşmasını sağlaması olarak dikkate alıyorduk. Etkili de oluyordu. Kırışıkları önlemesi, geçirmesi ise yepyeni bir konu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Morarmaya karşı...&lt;br /&gt;* Kılcal damarlar üzerindeki etkisi nedeniyle K Vitamini gözaltı morluklarını geçirir, en azından hafifletir.&lt;br /&gt;* Bazı ciltler en küçük bir çarpmada morarırlar. Bu derdin dermanı da K Vitaminidir.&lt;br /&gt;* Varis tedavilerinde haricen kullanılır. Cildin gözeneklerinden derinin alt katmanlarına doğru iner ve hasar görmüş olan kan damarlarını onarır, sızıntıların kapanmasını sağlar, dokunun kendi kendini onarmasına yardımcı olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil çay yine başrolde&lt;br /&gt;K Vitamini; lahana, camembert peyniri, karnabahar, çedar peyniri, yeşil çay, yulaf, soya fasulyesi, ıspanak, karaciğer, tereyağı, marul ve şalgamda yeteri kadar bulunur. Bağırsaklardaki bakteriler de K vitamini üretirler. Bunların arasında yeşil çay (100 gr.'da 700 mikrogram) tüm K Vitamini kaynakları içinde önde gelirken, siyah çaydaki miktarı sıfır seviyesindedir. Şimdi gözaltı morluklarında neden yeşil çay kompresleri önerdiğimiz daha iyi anlaşılıyor sanırım. Bu listeye bakarak lahana, tereyağı, karnabahar maskeleri de önerebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kırışıklık önleyen diyet&lt;br /&gt;* Yoğurt, kefir, asitlenmiş süt; bağırsaklardaki bakterilerin K Vitamini üretmesini kolaylaştırır.&lt;br /&gt;* Gıda hassasiyeti ve antibiyotikler ile bağırsakta emiliminin bozulması, K Vitamini üretimini engeller.&lt;br /&gt;* Fazla E Vitamini, K Vitamini emilimini bozar. C vitamini, E vitamini, peptidler derken, şimdi de sıra K Vitaminine geldi. Acaba K vitaminin daha etkin, daha iyi emilebilen bir kullanımı ile kırışıkları önlemek, en azından geciktirmek ve hafifletmek mümkün olacak mı? Şimdi merakla bu sorunun cevabını bekliyoruz...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2646962107813787603?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2646962107813787603'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2646962107813787603'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/k-vitamini-simdi-de-estetigin.html' title='K Vitamini şimdi de estetiğin hizmetinde'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5848921302170505104</id><published>2010-07-02T00:46:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T00:51:23.963+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yasemin amato'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri silme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><title type='text'>YUMURTA AKI MUCİZESİ-YASEMİN AMATO</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Yumurta beyazının çoğunluğunu oluşturan ovalbumin, tam bir  protein kaynağıdır. Ovamin ise virüslere ket vurur. Yumurta beyazı ile  natürel cilt bakımı yapabilirsiniz...&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; display: block; width: 312px; height: 208px;" alt="Yumurta beyazı ile natürel cilt bakımı" src="http://i48.tinypic.com/oiyv0o.jpg" /&gt;Cilt bakımında en sevdiğim konulardan birisi doğal natürel ürünler  kullanarak bir bakım programı yaratmaktır. Kendimi eski şamanların  öğrencisi gibi hissederim her zaman. Tabi bunun için hangi bitkinin ne  amaçlı kullanılabileceğini, hangi besinin yendiği gibi topkal olarak  uygulandığında nasıl bir etki yaratacağını çok iyi tecrübe etmiş olmak  gerekir. Örneğin buzdolabında yumurta beyazı olmayanımız yoktur, fakat  yumurta beyazının nelere iyi geldiğini ve hangi sebeplerden dolayı  cildimizi yenileyebileceğini biliyor muyuz? Gelin bu hafta yumurta  beyazını mercek altına koyup inceleyelim… &lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cilt temizleyici bir maske&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yumurta  beyazı, bazen albumin olarak da isimlendirilir, teknik olarak  yumurtanın sitoplâzmasıdır. Yumurta beyazının çoğunluğunu oluşturan  ovalbumin, tam bir protein kaynağıdır, ovomisin ise virüslere ket vurur.  Yumurta beyazının cilt temizleyici olmasının sebebi, lisozim adı  verdiğimiz mikrop öldürücü bir enzim yönünden zengin olmasıdır. Bu  enzimin ana görevi bakteriyel hücre duvarlarını temizlemesidir. Birçok  besine doğal koruyucu madde olarak eklenen lisozom enziminin aynı  zamanda yumurta beyazı maskesi şeklinde kullanıldığında, siyah ve beyaz  noktaları temizleyebileceği düşünülmektedir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cilt sıkılaştırma etkisi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Uzun  süre olmasa da yumurta beyazının face lift etkisi zaten çoğumuz  tarafından bilinen bir uygulama sanırım. Akneleri temizleyebileceğini  düşündüğüm halde, bu konuda yumurta beyazı üzerine daha çok klinik deney  yapılması gerektiğine inanıyorum. Yumurta beyazının protein (kollajen)  bakımından zengin olması ve tam bir amino asit zinciri içermesi,  karıştırdığınız zaman su içeriğinde buharlaşma meydana getirir..  Cildinize sürdüğünüzde, nem oranı düştüğünden geriye kalan madde bir  streç film gibi gerilir ve gözeneklerde geçici bir sıkılaşma meydana  getirir. Aklınızda bulunsun. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;İtfaiyeci yanık tedavisi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yumurta  akı kullanılarak yanıklar basit ve etkin biçimde tedavi edilebilir mi  dersiniz? Bu yöntem itfaiyecilerin eğitimi sırasında ders olarak  veriliyor:&lt;br /&gt;Bir yanık meydana geldiğinde, kapsadığı alan ne olursa  olsun ilk yardım, etkilenen alanı sıcaklık azalıncaya ve deri  tabakalarını yakmayı bırakıncaya kadar soğuk suyun altına tutmak ve  sonrasında bu bölgeye yumurta akı uygulamaktan oluşmaktadır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;İtfaiyecilerimizden birisi, elinin büyük bir kısmı kaynar su ile  yandığında, duyduğu büyük acıya rağmen elini soğuk su musluğunun altına  tutmuş ve sonrasında 2 yumurta kırmış, aklarını ayırmış ve çırpmış ve  elini içine daldırmıştır. Eli o denli yanmış durumdadır ki yumurta akı  uygulanır uygulanmaz derisi kurumuş ve yumurta akı bir film tabakası  oluşturmuştur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Daha sonra bu kişi yumurta akının doğal bir kollajen (bir tür  albüminoid) olduğunu öğrenmiş ve en az bir saat boyunca eline tabaka  üzerine tabaka gelecek şekilde yumurta akı uygulamıştır. Öğleden sonra  hiçbir acı duymaz olmuştur. Ertesi sabah yanık bölgesinde nerdeyse  belirsiz bir kırmızımsı leke kalmıştır. Elinde sürekli ve feci görünüşlü  bir yara izi kalacağını düşünürken 10 gün sonra geride hiçbir yanık izi  kalmamış ve hatta deri eski normal rengine yeniden kavuşmuştur! Yanan  bölge yumurta akında mevcut ve aslında vitamin dolu bir plasenta (etene)  olan kollajen sayesinde tamamen yenilenmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; display: block;" src="http://i50.tinypic.com/ilac2e.jpg" height="268" width="297" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Peeling etkili bir maske: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yumurta  akını iyice çırptıktan sonra içine bir kaşık yulaf ezmesi ve çok az bal  koyun ve karıştırıp bekletmeden yüzünüze- boynunuza iyice yedirin. 10  dakika kurumasını bekleyip durulayın. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Sıkılaştırıcı bir maske: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Bir  yumurta akını ayırın, aynı miktarda alkol ile karıştırıp maske yapın. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yağlı ciltler için yararlı bir maske: &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yumurta  akını iyice çırptıktan sonra içine bir çay kaşığı limon suyu koyun ve  bekletmeden yüzünüze-boynunuza sürün.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Gözlere lifting etkisi : &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Yumurta  akını iyice çırptıktan sonra ince bir tabaka göz altlarına sürün.  Kurumasını bekledikten sonra ince bir tabaka daha sürün ve durulamadan  göz makyajınızı yapın. Göz altlarınızın lifting etkisini  hissedeceksiniz.&lt;/p&gt; Nasıl, beğendiniz mi? İnanın tümü de çok etkili. Bu sayfayın değerini  deneyince anlayacaksınız…&lt;a href="http://www.xprodoksit.com/bolum/yaseminamato"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/a&gt;&lt;strong&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;a href="http://www.xprodoksit.com/bolum/yaseminamato"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5848921302170505104?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5848921302170505104'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5848921302170505104'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/yumurta-aki-mucizesi-yasemin-amato.html' title='YUMURTA AKI MUCİZESİ-YASEMİN AMATO'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i48.tinypic.com/oiyv0o_th.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1661144515300934570</id><published>2010-07-02T00:37:00.000+03:00</published><updated>2010-07-02T00:39:53.818+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet çayı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dilara koçak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek eritme diyeti'/><title type='text'>YAZ DİYETLERİNDE YANLIŞLAR</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yazın pek çok kişi yemek yerine karpuz-peyniri tercih eder. Kimi de zayıflamak için bu ikilinin ideal bir seçim olduğunu düşünür. Oysa sadece karpuz-peynir yenilerek  zayıflamaya çalışmak doğru değil&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Dilara Koçak : &lt;/span&gt;Yaz aylarında bazen canım hiçbir şey yemek istemez, sıcak hava nemle birleştiğinde nefes alamaz gibi olursunuz ya işte o zaman ilk aklıma gelen karpuz-peynir olur. Karpuz yaz meyveleri içinde su oranı en yüksek olandır. Aynı zamanda uygun fiyatlı olması, serinletme özelliği, lif içermesi ve tatlı tadı da birçok kişi için ilk akla gelen seçim olmasını sağlar. Ancak karpuz ve peynir ikilisinden mucize beklemeyin. Çünkü her gün almamız gereken beş temel besin grubunun sadece ikisini temsil eder bu kombinasyon. Yani ekmek grubu, sebze grubu, yağ grubu eksik kalır. Peynir bazen et grubu bazen de süt grubu yerine kullanılabilir. Çünkü hem iyi bir protein hem de iyi bir kalsiyum kaynağıdır.&lt;br /&gt;Peynir seçiminizde dikkat etmeniz gereken hususları şöyle sıralayabiliriz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Eğer yüksek tansiyonunuz varsa veya böbrekleriniz sebebiyle tuz kısıtlamanız varsa mutlaka tuzsuz peynir tercih edin veya peyniri bir gece önce ılık suya yatırın ve yemeden önce suyunu değiştirip 1 saat daha bekletin&lt;br /&gt;-Diyet yapıyorsanız veya kolesterolünüz yüksekse, karaciğer yağlanmanız varsa mutlaka az yağlı peynir tercih edin. Normal peyniri suda bekletmek yağını azaltmaz bu konuda yanılgıya düşmeyin. Yağsız sütten kendiniz de peynir mayası ile süt yapmayı deneyebilirsiniz&lt;br /&gt;-Kemik erimesi veya kalsiyuma daha fazla ihtiyacınızın olduğu bir döneminizdeyseniz gebelik dönemi emzirme dönemi gibi kalsiyum oranı yüksek olan sert peynirleri tercih edin.&lt;br /&gt;-Peynir tüketirken iki parmak kalınlığında yaklaşık 30 gramlık ortalama bir dilimin, 1 köfte kadar ete eşdeğer protein ve kalori içerdiğini unutmayın.1 dilim peynir yaklaşık 70 kalori içerir.&lt;br /&gt;Sadece karpuz-peynirle zayıflamak mümkün mü?&lt;br /&gt;Benim önerilerim “ölçülü beslenmek” üzerine kurulu; yani tüm besin gruplarından azar azar yiyerek beslenmeyi tavsiye ediyorum, hiçbir besini yasaklamadan. Sağlıklı yaşamak mümkün. Bu yüzden bütün gün sadece karpuz-peynir yediğinizde, demir, çinko, magnezyum, omega 3, folik asit, tiamin ve daha birçok besin öğesini yetersiz almış olursunuz.&lt;br /&gt;Karpuz su oranı yüksek olduğu için mideyi şişirir, serinletir ve düşük kalorilidir. Tok tutarak kolay bir zayıflama yolu gibi görünür. Ancak aşırı tüketilmesi şeker içeriği sebebiyle doğru değildir. Sağlıklı bir bireyin günlük 3 - 4 porsiyon meyve tüketmesi yeterlidir. Bu meyve seçimini tamamı karpuz olacak ise günlük 4 dilim karpuz yeterlidir. Ancak meyvenin en bol olduğu bu mevsimde sürekli karpuz yemek diğer meyvelere ve kendinize büyük haksızlık olur.&lt;br /&gt;Karpuzu peynirle yemek, tek başına yemekten daha doğru&lt;br /&gt;Karpuz karbonhidrat içeriği sebebiyle aşırı yenildiğinde kan şekerini yükseltir. Oysa yanında protein kaynağı olan peynir tüketmek kan şekerinin hızlı yükselmesine engel olur. Bu da dengeli insülin salınımı için çok önemlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 dilim karpuz&lt;br /&gt;Kabuksuz 200 gram karpuz ölçülebilir veya orta büyüklükte kayık şeklinde dilimlenmiş bir karpuzun, iki  parmak kalınlığındaki bir dilimidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sıcaklarda sağlıklı beslenmek ve zindeliği korumak için&lt;br /&gt;- Sıcak havalarda aşırı yağlı ve şekerli yiyecekler yerine; su, vitamin ve mineral içeriği yüksek meyve, sebze ve tam tahıllara dayalı bir beslenme şekli daha uygundur.&lt;br /&gt;- Balık, zeytinyağlı sebze, meyve, peynir ve salata iyi bir yaz mönüsü seçimidir.&lt;br /&gt;- Sıcakla birlikte terleme oranı arttığı için elektrolit dengesini sağlayacak yoğurt, ayran ve cacık tüketimi de unutulmamalıdır. Aşırı ter vücutta sodyum ve potasyum dengesini bozar, bu özellikle kalp ve tansiyon hastaları için tehlikelidir.&lt;br /&gt;- Kızartmalar, aşırı yağlı gıdalar ya da sakatatlar yerine ızgara, buğulama ve haşlama olarak hazırlanmış, yağı alınmış etler yenilmelidir.&lt;br /&gt;- Omega 3 yağ asitlerini içeren balık haftada iki kez tüketilmelidir.&lt;br /&gt;- Kan şekerinin hızla yükselip, hızla düşmesine sebep olan yağlı, şekerli ve ağır tatlılar yerine dondurma veya sütlü tatlılar tüketilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;YAZ MEYVELERİNE DİKKAT!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yaz meyveleri çeşitlilik ve vitamin içeriği açısından çok iyidir, ancak miktarlara dikkat etmek gerekir. 15 üzüm veya 12 kiraz veya   1 dilim karpuz veya 1 incir;   1 prosiyon meyve olarak düşünülmeli. Kadınlar günde   3-4, erkekler 4-5 porsiyon meyveden fazlasını tüketmemelidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok geç yemek yemeyin&lt;br /&gt;Yaz aylarında da, tıpkı diğer zamanlarda olduğu gibi, uyumadan iki saat önce yemeyi kesmek uygundur. Akşam yemeği ise en geç 20.30’da yenilirse, çok iyi olur. Ancak yaz akşamlarında davetler ve özel geceler daha fazla olur. Bu durumda Saat 21.00’e kadar yemek yemeyi beklerseniz çok acıkır ve açlığınızı kontrol edemezsiniz. Bu du-rumda bulunduğunuz ortama göre, saat 19.00 gibi peynir ve salata veya 10-15 fındık ile kuru kayısı veya ayran ile grisini veya 1 dilim ekmek-peynirden oluşan bir öğün yapabilirsiniz. Saat 21.00’de ise başlangıç yemeği ve salatayı geçip, sadece ana yemeği yiyerek, aşırı kalori alımından kaçınabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1661144515300934570?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1661144515300934570'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1661144515300934570'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/07/yaz-diyetlerinde-yanlislar.html' title='YAZ DİYETLERİNDE YANLIŞLAR'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7487754684976557361</id><published>2010-06-21T00:57:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:59:18.797+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama alternatif tip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dilara koçak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayiflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme'/><title type='text'>KOLAY ZAYIFLAMA ÖNERİLERİ-Dilara KOÇAK</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;Kontrolü elden kaçırıp kilo alanlardan bugünlerde  “&lt;strong&gt;diyet&lt;/strong&gt;”, “&lt;strong&gt;zayıflama&lt;/strong&gt;”, “&lt;strong&gt;kilo  kaybı&lt;/strong&gt;” gibi kelimeleri daha yakından takip ediyorlar. Aslında  bu üç  kelimeyi de hayatınızdan çıkarıp formda kalmak mümkün bu kelimelerin  yerine  ihtiyacınız olan cümle şu “&lt;span style="color: rgb(255, 0, 0);"&gt;&lt;strong&gt;dengeli  beslenme ve  düzenli egzersiz&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;”  sürekli kilo alıp vermek, zayıflama  listelerini biriktirmek kilo kaybederken sağlığınızı kaybetmenize sebep  olabilir. Bedeninize iyi bakın kısa vadeli ve hızlı hedefler yerine ufak  ama  uzun süreli hedeflere odaklanacağınız değişikliklerle yola çıkın. Bu  konuda size  yardımcı olacak bazı öneriler hazırladık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;3 ana 3 ara öğün yapın daha çabuk  zayıflayın&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük  olarak  tüketeceğiniz miktarları 6 öğün olacak şekilde ayarlamaya çalışarak az  ve sık  beslenin. 3 saatten fazla aç kalmamaya özen gösterin ki kan şekerinizde  dalgalanmalar yaşamayın. Ara öğünler tatlı krizlerinden uzak durmak,  metabolizma  hızınızı arttırmak ve kolay kilo vermek için yardımcıdır. Bazı ara öğün  seçeneklerini sayfanın sonunda inceleyebilirsiniz.&lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="color: rgb(255, 102, 0);"&gt;&lt;strong&gt;Geç yenen yemeklere dikkat&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;div align="justify"&gt;Günlerin uzamaya başlaması ile birlikte akşam  yemeği saatlere  daha geç saatlere kaymaktadır. Ancak bu dönemde geç saatlerde yapılan  atıştırmalara dikkat etmemiz gerekmektedir çünkü özellikle gece yapılan  atıştırmaları vücudumuz daha zor yakar bu nedenle de yediklerimizin yağa  dönüşme  ihtimali yüksektir. Fiziksel aktivitenin en az olduğu gece saatlerinde  atıştırma  yapılacaksa tercihlerde; enerjisi düşük ve bol lif içeren çeri domates,  salatalık, havuç, kereviz sapı gibi besinlere yer vermek kalori alımı  bakımından  daha doğru olacaktır.&lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hareket etmeye başlayın&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;div align="justify"&gt;Havaların ısınmasıyla birlikte spor yapmamak için  yağmurlu  havaları bahane etme döneminizde sona erdi. Bunun için açık havada bol  oksijen  alarak yürüyüş yapmaya başlayabilirsiniz. Ya da size en uygun, zevk  alacağınız  başka bir aktiviteye yönelebilirsiniz yeter ki hareket edin. Bizim  önerimiz  cardio tarzı egzersizlerinizi aç karnınıza yapmanız olacaktır ki; sabah  kanda  bulunan serbest yağ asidi miktarı daha yüksektir, yakılmaya hazır halde  bulunur  ve bu durumda daha fazla yağ yakmış olursunuz. Tabii yapılan aktivitenin  süresi  de önem taşımaktadır. Normalde egzersize başladıktan 18- 22 dk sonra yağ  yakımı  başlar çünkü büyük yağ depolarının ufak yağ asitleri haline gelmesi için  bu süre  geçmektedir. Sabah spor yapma imkanı olmayanların ise yemeklerden 1 saat  kadar  sonra spor yapmaları uygun olacaktır.&lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hafiflemek için daha hafif beslenin&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;div align="justify"&gt;Tam tahıllı ürünleri tüketmeye özen gösterin.  Yağ  alımını sınırlamak için kızartma ya da kavurma yerine ızgara, buğulama,  haşlama  ya da fırında yöntemleri tercih edin. Antioksidan ve vitamin- mineral  ihtiyacınızı karşılamak farklı renklerde 5 -7 porsiyon kadar meyve ve  sebze  tüketin. Süt, yoğurt ve peynirin az yağlı olanlarını tüketmeye  alışkanlık haline  getirin. Et ve tavuğun görünür yağlarını ayırın, bu kısımları  tüketmeyin. Sebze  veya baklagil yemeklerini pişirirken 1 kilograma 2 yemek kaşığı kadar  sıvı yağ  ilave edin. Öğle ve akşam ki öğünlerinize salata ekleyin ancak sos  olarak sadece  1 tatlı kaşığı zeytinyağı, limon ve sirke kullanın. &lt;/div&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(102, 102, 204);"&gt;Su, su, su&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; Bu dönemlerde terlemeyle birlikte sıvıya olan  ihtiyacımız  artmaktadır 2-2,5 lt kadar su tüketilmesi önem taşımaktadır. Aslında  herkesin  bildiği ancak ya geçiştirdiği ya da unuttuğu bir konu su tüketimi.  Lütfen su  tüketmek için susamayı beklemeyin, susama hissettiğinizde vücudunuzda %1  lik su  kaybı gerçekleşmiş demektir aşırı su kaybı konsantrasyon güçlüğü ve  hafıza  bulanıklığı yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Ara öğün seçenekleri&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;3   kuru kayısı, 2 parça ceviz&lt;br /&gt;Yarım paket diyet bisküvi+ 1 bardak süt  ile  kahve&lt;br /&gt;1 kutu yoğurt +10 -15 adet yaban mersini&lt;br /&gt;1 kutu az yağlı  süt, 1 adet  taze meyve&lt;br /&gt;2 adet grisini, 1 bardak ayran&lt;br /&gt;Yarım paket diyet çubuk  kraker +  ayran&lt;br /&gt;½ simit, peynir&lt;br /&gt;1 -2 dilim ekmek, 1 dilim beyaz peynir&lt;br /&gt;Light   kaşarlı kepekli tost, söğüş sebze&lt;br /&gt;1 kutu meyveli yoğurt, 10 fındık&lt;br /&gt;Yarım   paket mısır pirinç çıtırı ve az yağlı kaşar ( fırınlanabilir)&lt;br /&gt;1 su  bardağı  yağsız patlamış mısır, 1 avuç kuru üzüm&lt;br /&gt;Çiğ sebzelerden oluşan salata  tabağı,  1 dilim peynir, diyet kraker&lt;br /&gt;1 avuç beyaz leblebi, 1 bardak kefir&lt;br /&gt;5  adet  kuru erik, 10 badem&lt;br /&gt;Yarım yufkadan sebzeli yağsız gözleme, 1 bardak  light  ayran&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7487754684976557361?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7487754684976557361'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7487754684976557361'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/kolay-zayiflama-onerileri-dilara-kocak.html' title='KOLAY ZAYIFLAMA ÖNERİLERİ-Dilara KOÇAK'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6102648573189682315</id><published>2010-06-21T00:53:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:55:02.050+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dilara koçak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek eritme diyeti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitkisel tedavi'/><title type='text'>KARIN BÖLGESİNDEKİ YAĞLAR NASIL ERİR-Dilara KOÇAK</title><content type='html'>Eğer bu yıl ki hedefiniz karın bölgenizde toplanan yağları eritmekse, yeşil çayı da diyetinize eklemeyi unutmayın! Yapılan çeşitli çalışmalar yeşil çayın egzersize bağlı kilo kaybını artırıcı özellikte olduğunun ipuçlarını veriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Göbekte Yağlanma &lt;/span&gt;Sorunu132 obez yetişkin kişide yapılan bir çalışmaya göre katılanların hepsi uygun kaloride aynı diyeti tüketmişler ve haftada 180 dakika orta şiddette egzersiz yapmışlardır. Ayrıca bir grup 39 miligram kafein içeren içeceklerden fakat diğer bir grup ise 625 miligram kateşin içeren yeşil çay içmişlerdir. 12 hafta sonunda, yeşil çay içen katılımcılar 2 kg, kontrol grubundakilerin ise 900 gram kaybettikleri görülmüştür. Yeşil çay içen grupta total karın yağlarında, deri altı karın yağlarında ve trigliseridlerde büyük bir düşüş olmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yeşil çayın &lt;/span&gt;tam olarak nasıl bir mekanizmada çalışıp, etki ettiği henüz tam olarak anlaşılamamıştır, fakat araştırmacılar yeşil çayın vücuttaki yağın yıkılım hızını arttırdığına inanmaktadırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yapılan diğer çalışmalar…&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yeşil çay, vücudun insüline duyarlılığına yardımcı olmakta ve diyabet riskini azaltmaktadır. Çalışma Florida ve Japonya'daki araştırma merkezlerinin yanı sıra Tufts Üniversitesi'ndeki Jean Mayer USDA Yaşlanma Üzerine İnsan Beslenme Araştırma Merkezi'ndeki araştırmacılar tarafından yürütülmüştür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil çayla ilgili başka bir çalışmada, yıllar boyunca oldukça fazla miktarda yeşil çay tüketmenin göğüs kanseri riskini azaltmakta bir etkisi olabildiğidir. Bu çalışma Çin’de yaşları 20 ila 74 arasında değişen 7.000 kadın üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmaya katılan kadınların göğüs kanseri insidansları ve yeşil çay tüketimleri değerlendirilmiştir. Yeşil çay içenler, içmeyenler ile karşılaştırıldığında, içenlerin göğüs kanseri risklerinin daha düşük olduğu görülmüştür. Yeşil çay tüketiminin uzun dönemde kadınlar üzerinde birçok faydası olduğu kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Journal of American Medical Association” dergisinde yayınlanmış olan araştırmaya, 40-79 yaşları arasındaki 40 bin 530 yetişkin katılmıştır. Yeşil çayın yaygın olarak tüketildiği kuzeydoğu Japonya’da yapılan araştırmaya katılanlar 11 yıl boyunca takip edilmiştir. Araştırmada, günde 5 bardaktan fazla yeşil çay içenlerin herhangi bir hastalıktan ölme risklerinin, günde bir fincandan az çay içenlerden % 16 kez daha az olduğu bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeşil çayda bulunan “epi-gallo-kateşin-3-gallat" adı verilen ve kısaca EGCG olarak isimlendirilen bir biyolojik aktif öğenin LDL kolesterolü (kötü kolesterol) azaltıcı etki gösterdiği,  kan basıncının düzenlenmesi ve bağışıklık sistemi üzerinde olumlu etkileri olduğu,  buna ek olarak tümör oluşumu veya gelişiminde de azaltıcı rol alabildiği de yapılan çalışmalarda saptanmıştır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6102648573189682315?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6102648573189682315'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6102648573189682315'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/karin-bolgesindeki-yaglar-nasil-erir.html' title='KARIN BÖLGESİNDEKİ YAĞLAR NASIL ERİR-Dilara KOÇAK'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5519399492754751237</id><published>2010-06-21T00:50:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:52:36.649+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon düşüren bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dilara koçak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tansiyon bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kalp hastalığı'/><title type='text'>KADINLARDA KEMİK ERİMESİNE KARŞI-Dilara KOÇAK</title><content type='html'>Bir okurum “Maden suyunun faydalarını biliyorum ama yüksek tansiyonum var. İçebilir miyim? Cevabınız “evet” ise miktarı ne olmalı?” diye soruyor. Bu konuda  daha detaylı bilgi vermek istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Günlük kalsiyum ihtiyacına destek&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kadınlarda menopoz sonrası dönemde oluşan kemik kaybının azaltılmasına yönelik olarak günlük kalsiyum ihtiyacı artar, bu dönemde kadınların günde 1300 - 1500 mg kadar kalsiyum almaları gerekir. Kalsiyumlu maden suları kalori içermediği için kilo bağlantılı ‘yan etkileri’ yoktur, hem kalsiyum desteği sağlar hem de kadınların önemli bir sağlık sorunu olan kemik kaybının önlenmesinde etkin rol oynayabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kalp ve damar sağlığı için &lt;/span&gt; &lt;br /&gt;Son yıllardaki çalışmalar, şişelenmiş mineralli su içenlerde kalp ve damar sağlığı üzerindeki başlıca risklerin gerilediğini, kan yağları, kan şekeri ve kan basıncı yüksekliği gibi olumsuz biyokimyasal göstergelerin düzeldiğini ortaya çıkardı. Özelikle sodyum, kalsiyum veya magnezyum bikarbonatlı maden sularını, günde 0.7 ila 1 litre kadar düzenli içen kişilerde, kalp ve damar işlevlerinin desteklendiği yönünde artık güçlü bilimsel kanıtlar bulunuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Hipertansiyonda maden suyu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Son zamanlara kadar, mineralli sulardaki bazı iyonların, örneğin sod-yumun özellikle hipertansiyonlu kişilerde negatif etkileri olabileceği- hipertansiyonla sofra tuzu ve dolayısıyla da sodyum arasındaki negatif ilişkiye dayanılarak-ileri sürülüyordu. Sodyumdan zengin mineralli suların içilmesi hipertansiyonlu kişilere yasaklanıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yakın zamanda yayınlanan bir çalışma, sodyumdan zengin ve yüksek düzeyde bikarbonat içeren şişelenmiş maden sularının, hipertansiyonu gerilettiği yönünde sonuçlar ortaya koyarak, kişilerin bu doğal hazineden daha çok faydalanmasının yolunu açtı. Benzer sonuçlar, daha önceki yıllarda yalnızca hayvan deneylerinde gösterilmişti. Yeni yayınlanan insan çalışmaları da hipertansiyonlu kişilerde yüksek sodyumlu maden sularının kısıtlanmasının yanlış olduğunu, tam tersine bu tip suların herhangi bir yan etkiye yol açmadan rahatlıkla tüketilebileceğini kanıtladı.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5519399492754751237?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5519399492754751237'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5519399492754751237'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/kadinlarda-kemik-erimesine-karsi-dilara.html' title='KADINLARDA KEMİK ERİMESİNE KARŞI-Dilara KOÇAK'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4710460486474836539</id><published>2010-06-21T00:45:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:48:47.656+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><title type='text'>DİLARA KOÇAK'TAN ŞİFALI BESİNLER-Dilara KOÇAK</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;1- NANE&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Nanenin özellikle sindirimi kolaylaştırıcı ve mideyi rahatlatıcı etkisi vardır. Pankreas, göğüs ve karaciğer tümör gelişimini yavaşlattığını, kolon, deri ve akciğer kanserlerini de önleyici olduğu, yapılan çalışmalarda görülmüştür.&lt;br /&gt;Bulantılara iyi gelir, bu nedenle nane ve limon kaynatılıp içilmesi tavsiye edilir. Anti-mikrobiyal etki gösterir. Manganez, A ve C vitaminin çok iyi bir kaynağıdır. Aynı zamanda folat, demir, magnezyum, kalsiyum, potasyum, omega 3 yağları ve B2 vitaminlerinden zengindir. Özellikle yoğurda, omlet/ menemene, her türlü meyveye, pişmiş lahana, havuç, bezelyeye çok yakışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;FERAHLATAN İÇECEKLER&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Maden suyu, buzlu çay, limonata ve gazlı içecekleri naneyle tatlandırabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;2- MAYDANOZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Maydanoz, A vitamini kaynağıdır. Ayrıca C ve K vitamini, demir, potasyum, kükürt, kalsiyum ve magnezyum yönünden de zengindir. Güçlü bir antioksidan kaynağıdır. Diüretik etkisi vardır. Toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar. Posa   içeriği ile ince bağırsaktaki peristaltik hareketleri artırır, kabızlık tedavisinde etkilidir.&lt;br /&gt;Yapılan bazı çalışmalarda adet sancılarının azaltılmasında da etkili olduğu saptanmıştır. Mide ve bağırsaklardaki gaz sıkıntılarını önler.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;BOL YEŞİLLİ  KISIR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;- 1/2  demet maydanoz, 1/2 demet taze nane, 1/2  demet roka, 1/4 demet dereotu, 1 orta boy domates, 2 adet taze soğan, 4 yemek kaşığı haşlanmış iri bulgur, limon, sirke, 1 tatlı kaşığı nar ekşisi&lt;br /&gt;- Maydanoz, nane, roka ve dereotu doğranıp karıştırılır. Üzerine domates ve soğan küçük parçalar halinde kesilerek eklenir. Son olarak daha önceden haşlanmış bulgur, nar ekşisi, limon ve sirke eklenip servis edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;3-PORTAKAL&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kış mevsiminin vazgeçilmez meyveleri arasında yer alan portakal özellikle içerdiği zengin C vitamini ile hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını kuvvetlendirir. Portakal, C vitamininin yanı sıra B vitamini, potasyum, kalsiyum, magnezyum da içermektedir. İçerdiği yüksek potasyum tansiyonun dengelenmesine yardımcı olur. Bunların dışında da, damarları ve kılcal damarları güçlendirerek kalbin zarar görmesini engeller. Ayrıca, içerdiği vitaminler ve antioksidanlar sayesinde de, kanın pıhtılaşmasını, mide ve pankreas kanserini engeller ve yaraların da daha çabuk iyileşmesini sağlar. Portakalda bulunan en önemli flavon olan herperidin kandaki kolesterol seviyesini azaltmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;C VİTAMİNİ DEPOSU&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;- 1 adet elma, 1 adet portakal, yarım greyfurt,   2 adet havuç sıkılıp içilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;4-GREYFURT&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Mayhoş ve keskin kokusuyla greyfurt, pembe - kırmızı rengini içerdiği likopenden alır. Her ne kadar her mevsim bulunabiliyor olsa da en iyi kış mevsiminde yetişir.&lt;br /&gt;Bağışıklık sistemini güçlendirmeye yardımcı olan C vitaminin mükemmel bir kaynağıdır. Araştırmalar düzenli olarak pembe-kırmızı greyfurt tüketiminin prostat kanseri riskini azalttığını gösteriyor. Bir çalışmada da sarı ve kırmızı renkli greyfurtun LDL kolesterol (kötü huylu) düzeyini; kırmızı greyfurtun ise trigliserit düzeyini düşürdüğü bulunmuştur.&lt;br /&gt;DİKKAT: İlaç kullanırken, greyfurt suyu tüketmek isteyen bireyler, herhangi bir ters etki görmemek için mutlaka doktora danışmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;5- TARÇIN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Kan şekeri üzerindeki olumlu etkisi birçok araştırmayla kanıtlanmıştır. Ayrıca anti-mikrobiyal besin olarak anılır. Beyin aktivitesini de artırıcı etkisi vardır. Diyet lifinin iyi bir kaynağıdır. Özellikle geleneksel Çin tıbbında, taze zencefille karıştırılmış tarçın, soğuk algınlığı ve gripten koruyucu olarak tüketilmektedir.&lt;br /&gt;Manganezin çok iyi, demir ve kalsiyumun iyi kaynakları arasında yer alır.&lt;br /&gt;Tatlı tadında bir baharat olan   tarçın, özellikle yoğurda, her türlü  meyveye, et yemeklerinden yahniye, sebze yemeklerinden kabak ve tatlı patatese çok yakışır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;TARÇINLI FARKLI TATLAR&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;- Tavuklu salatanıza, 1/4 çay kaşığı tarçın, bir yemek kaşığı kuru üzüm, bir adet dilimlenmiş kuru kayısı ilave edebilirsiniz.&lt;br /&gt;- Meyve tatlılarının üzerine, kek ve kurabiyelere hazırlama sırasında lezzetlendirmek için tarçın ilave edebilirsiniz. 1 çay kaşığı tarçın, 5 kalori içerir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;6- KEREVİZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Hipokrat, 2500 yıl önce, “Gergin   sinirlerinizin ilacı kereviz olsun”        demiştir. Maydanozgillerden, kokulu, otsu bir bitkidir. K ve C vitaminin mükemmel bir kaynağıdır. Lif, potasyum, folat, molibden, manganez ve B6 vitaminin çok iyi, ayrıca kalsiyum, magnezyum, triptofan, fosfor, demir, B1, B2 ve A vitaminlerinin de iyi bir kaynağıdır.&lt;br /&gt;120 gram kereviz yaklaşık 20 kalori içerir. Gut, osteoartrit ve romotoid artrit gibi romatizmal hastalıklara karşı koruyucu etki gösterir. Kan basıncını dengeleyici etkisi vardır.&lt;br /&gt;Yapılan çalışmalar diüretik aktivitesiyle ödem atıcı etkisi olduğunu gösteriyor. İçerdiği aktif bileşen olan ‘phthalides’ ile arterler çevresindeki kasları rahatlatır ve damar tıkanıklığını önler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;PORTAKALLI KEREVİZ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;- 4 adet halka şeklinde doğranmış kereviz, 1 orta boy halka şeklinde doğranmış kuru soğan, 2 su bardağı taze sıkılmış portakal suyu, 1 yemek kaşığı zeytinyağı, tuz&lt;br /&gt;- Dilimlenmiş soğanlar tencerenin en alt kısmına dizilir. Üzerine halka şeklinde dilimlenmiş kerevizler konur. Üzerine 2 su bardağı portakal suyu dökülür. Az tuz  ve sıvı yağ eklenerek pişirilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4710460486474836539?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4710460486474836539'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4710460486474836539'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/dilara-kocaktan-sifali-besinler-dilara.html' title='DİLARA KOÇAK&apos;TAN ŞİFALI BESİNLER-Dilara KOÇAK'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4502042880820039627</id><published>2010-06-21T00:42:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:44:29.356+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dilara koçak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gut hastalığı'/><title type='text'>GUT HASTALIĞI İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ-Dilara KOÇAK</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;GUT HASTALIĞI İÇİN "SADECE ETi KISMAK"  YETMEZ.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;54 yaşındayım, &lt;strong&gt;gut hastasıyım&lt;/strong&gt;. Doktorum ilaç  kullanmadan önce perhiz yapmamı önerdi. Proteinli besinleri ve eti  azalttım, biraz da fazla kilom var. Haftada 3 - 4 gün 45 dakika  yürüyorum, bol su içiyorum. Haftada 3 - 4 kadeh rakı içerdim ama tamamen  bıraktım. Tatlı genelde sevmem, ama tam olarak neler yemem gerektiği  konusunda emin değilim. Bilgilendirirseniz müteşekkir olurum.  Ahmet S.  -  Kütahya&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gut daha çok 40 yaş üstündeki - genellikle  - şişman erkeklerde,  alkol ve protein tüketimi fazla olan bireylerde görülür. Gut  vücudumuzdaki ürik asit fazlalığından oluşur. Hastalığın gelişmesinde  kırmızı et ve hayvansal proteinin aşırı tüketiminin etkisi var, ama  tedavide bazı bitkisel kaynaklı besinler de sınırlanmak zorunda. Bol su  içmeye lütfen devam edin, ürat kristallerini atmak için önemli, yürüyüş  ve kilo verme de tedaviye olumlu etki yapar.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;SINIRLI TÜKETİN&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;(Aşağıda  önerilen besinlerden her gün &lt;strong&gt;SADECE BİRİ&lt;/strong&gt;  tüketilmelidir. Liste dışında kalan sebzeler rahatça tüketilebilir.)&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;(Günde sadece 1 seçim)&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yağsız  dana eti, tavuk&lt;br /&gt;veya hindi, balık   2 köfte kadar&lt;br /&gt;Kuru  baklagiller   8 çorba kaşığı&lt;br /&gt;Karnabahar, ıspanak,&lt;br /&gt;pazı, brokoli,  brüksel &lt;br /&gt;lahanası, semizotu  8 çorba kaşığı&lt;br /&gt;Bezelye, kuşkonmaz  veya&lt;br /&gt;veya mantar   4 çorba kaşığı&lt;br /&gt;Bulgur     8 çorba kaşığı&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;YEMEYİN!&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;-Tam yağlı  süt, yağlı et suları ve bunlarla yapılmış yemekler (az yağlı / yağsız  tüketilebilir)&lt;br /&gt;-Sakatatlar (karaciğer, böbrek, dalak, işkembe, dil,  beyin, kokoreç)&lt;br /&gt;-Sucuk, pastırma, sosis, salam&lt;br /&gt;-Alkollü içecekler&lt;br /&gt;-Havyar,  midye, kalamar, istakoz, ançuez, sardalya&lt;br /&gt;-Leblebi, kuruyemişler&lt;br /&gt;-Tam  yağlı peynirler (az yağlı / yağsız tüketilebilir.)&lt;br /&gt;-Yağda  kızartılmış, kavrulmuş, sos eklenmiş yemekler&lt;br /&gt;-Kepekli, çavdarlı,  yulaflı ekmekler, krakerler (beyaz ekmek ve mısır ekmeği yenebilir.)&lt;br /&gt;-Hamur  işi, börek, çörek, pasta, kurabiye, kek (yağsız sütten tatlı veya  meyveli tatlı tercih edilebilir.)&lt;br /&gt;-Kaymak, krema, mayonez&lt;br /&gt;-Hayvansal  yağlar (tereyağı, kuyruk yağ)&lt;br /&gt;-Av etleri  (Kaz, ördek, keklik,  bıldırcın, tavşan)&lt;/p&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; display: block;" src="http://i47.tinypic.com/2dv3exl.jpg" /&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; display: block;" src="http://i50.tinypic.com/2cqlnj4.jpg" /&gt;&lt;img style="text-align: center; margin: 0px auto 10px; display: block;" src="http://i48.tinypic.com/s6sytz.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Uzm.Diyetisyen &lt;strong&gt;Dilara KOÇAK&lt;/strong&gt;&lt;strong&gt;  (Dilarakocak.com.tr)&lt;/strong&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4502042880820039627?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4502042880820039627'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4502042880820039627'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/gut-hastaligi-icin-beslenme-onerileri.html' title='GUT HASTALIĞI İÇİN BESLENME ÖNERİLERİ-Dilara KOÇAK'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i47.tinypic.com/2dv3exl_th.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7187924513486021333</id><published>2010-06-21T00:38:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:41:38.677+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama alternatif tip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dilara koçak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayiflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme'/><title type='text'>YULAF İLE SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK-Dilara KOÇAK</title><content type='html'>Bilimsel araştırmalar, yılafın içerdiği betaglukan isimli bir etken maddenin kolestrolü düşürmeye, kan şererini dengelemeye ve kilo kontrolü sağlamaya yardımcı olduğunu gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yulaf; diğer tahıllara göre daha yüksek oranda çözünür posa içeriyor. Ayrıca demir, manganez, çinko ve E vitamini, tiamin, niasin, riboflavin, folat ve diğer B grubu vitaminlerinin de kaynağı... Yulaf aynı zamanda iyi bir selenyum deposu. Selenyum ise vücut için önemli bir antioksidan, astım ve kalp hastalıklarına karşı koruyucu, DNA tamiri ve özellikle kolon kanseri olmak üzere kanser riskini azalttığını da söylemek de fayda var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yulaf, magnezyum minerali açısından da zengin. Magnezyum, vücudun glukoz ve ensülin salınımında görev alan 300'den fazla enzimi destekliyor. Yulaf bu olumlu etkilerinin yanı sıra barsak ve sindirim sistemine da yardımcı. Bu etki için yulafın içinde bulunan 'betaglukan' dediğimiz etken maddeden düzenli olarak günde en az üç gram alınması gerekiyor. Yulaf betaglukanının kan şekeri üzerindeki etkileri hakkında yapılan araştırmalar, yemek sonrası kan şekerinin yüzde 36 seviyesinde düşük çıktığını göstermekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yemek sonrası oluşan fazladan ensülin ihtiyacının da yüzde 44 gerilediği görülüyor. Düzenli tüketim ile 'kötü' LDL kolesterolünüzü düşme ve toplam kolesterol seviyenizde de yüzde 10'a kadar varan bir azalma sağlamakta. Yulaf betaglukanının kolesterolü düşürücü etkisi son 20 yılda yapılan pek çok detaylı araştırma ile ortaya koyulmuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yulaf betaglukanı nedir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yulaf betaglukanı suda çözünen bir lif. Suyla birleşince jel oluşumu meydana getiriyor. Sağlık üzerindeki olumlu etkilerin sırrı da bu bal kıvamındaki jelle ilişkili. Jel olmazsa etki de olmuyor. Günde üç gram yulaf betaglukanı alabilmeniz için en az 2-3 porsiyon yulaf tüketmeniz gerekmekte ya da eczanelerde bulabileceğiniz betaglukanı hesaplanmış doğal yulaf gevreğini de kullanabilirsiniz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Fazla yulaf yemenin bir yan etkisi ya da zararı olabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yulaf ya da betaglukan ile zenginleştirilmiş ürünler yemenin bilinen zararlı bir yan etkisi yok. Yetişkin bir kişi günde 25-30 gram kadar lif tüketebilir, bu da sağlığını olumlu etkiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Yulafı daha fazla nasıl tüketebilirsiniz?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Benim sevdiğim ve önerdiğim, yulaf ezmesinin su ya da sütle kaynatıldıktan sonra bir kaşık bal eklenerek sıcak bir öğün olarak sabahları tüketilmesi. Betaglukanı zenginleştirilmiş yulaf gevrekleri ise ara öğünlerde sade ya da yoğurtla birlikte tüketilirse uzun süreli tokluk verdiği için abur cubur yemenizi engelleyerek kilonuzu korumanızı sağlar, bu gevrekleri çorbanıza da ekleyebilirsiniz.Marie Claire Nisan 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzm.Diyetisyen Dilara KOÇAK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7187924513486021333?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7187924513486021333'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7187924513486021333'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/yulaf-ile-saglikli-zayiflamak-dilara.html' title='YULAF İLE SAĞLIKLI ZAYIFLAMAK-Dilara KOÇAK'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8856414989979950046</id><published>2010-06-21T00:33:00.001+03:00</published><updated>2010-06-21T00:37:58.012+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit giderici yağ'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dilara koçak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit eritme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='göbek eritme diyeti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='selülit'/><title type='text'>DİLARA KOÇAK SELÜLİT VE DİYET-Dilara KOÇAK</title><content type='html'>Diyet, selülit tedavisinde tek başına etkili değildir. Sadece diyet yaparak, var olan selülitler azalmaz. Ancak diyet, selülit oluşumu ve ilerlemesine karşı önemli bir destektir.  Lesitin, esansiyel yağ asitleri, bazı aminosaitler, antioksidanlar ve bol sıvı tüketimi, selülit tedavisindeki önemli yapıtaşlarıdır. Soya, karnabahar, fıstık ezmesi, zeytinyağı, kanola yağı, yağlı tohumlar, üzüm, ananas, nar ve turunçgiller özellikle tavsiye edilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);"&gt;SELÜLİT VE DİYETBaşarıyı artırmak için:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1- Şekerli içecekleri azaltın.&lt;br /&gt;2- Tuzu mümkün olduğunca az tüketin.&lt;br /&gt;3- Yağlı besinlerden uzak durmaya çalışın.&lt;br /&gt;4- Rafine edilmiş karbonhidrat tüketmeyin.&lt;br /&gt;5- Düzenli egzersiz yapmaya özen gösterin.&lt;br /&gt;6- Sigara içiyorsanız mutlaka bırakın.&lt;br /&gt;7- Alkolden uzak durun.&lt;br /&gt;8- Her gün 1 gram C vitamini alın.&lt;br /&gt;9- Kafein alımını azaltın.&lt;br /&gt;10- Yeterli miktarda su için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Sık ve az yiyin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Açlık hissetmeden zayıflamak  ve verdiğiniz kiloları tekrar geri almamak için basit ama en etkili kurallardan biri ‘ara öğün’lerdir. Ara öğün alışkanlığının yerleşmesi için kolay ve lezzetli seçenekler keşfetmeniz bu öğünleri keyiflendirecektir. Az ve sık yiyerek açlık duygusu ve sınırlanmışlık gibi negatif duygulardan kurtulmak daha kolaydır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);"&gt;ARA ÖĞÜN İÇİN 15 ÖNERİ:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 3 kuru kayısı, 2 ceviz&lt;br /&gt;* Yarım paket diyet bisküvi + 1 bardak süt &lt;br /&gt;* 1 kutu yoğurt + 10-15 yaban mersini&lt;br /&gt;* 1 kutu az yağlı süt, 1 taze meyve&lt;br /&gt;* 2 grisini, 1 ayran&lt;br /&gt;* Yarım paket diyet çubuk kraker + ayran&lt;br /&gt;* 1/2 simit + peynir&lt;br /&gt;* 1-2 dilim ekmek + 1 dilim beyaz peynir&lt;br /&gt;* Light kaşarlı kepekli tost, söğüş sebze&lt;br /&gt;* Bir meyveli yoğurt + 10 fındık&lt;br /&gt;* Yarım paket mısır pirinç çıtırı + az yağlı kaşar&lt;br /&gt;* 1 su bardağı yağsız patlamış mısır + 1 avuç kuru üzüm&lt;br /&gt;* Çiğ sebze salatası, 1 dilim peynir + diyet kraker&lt;br /&gt;* Bir avuç beyaz leblebi + 1 bardak kefir&lt;br /&gt;* 5 kuru erik + 10 badem&lt;br /&gt;* Yarım yufkadan sebzeli yağsız gözleme, 1 bardak light ayran&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);"&gt;HAFTALIK DİYET MÖNÜSÜ&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;6 GÜN&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;1000 - 1200 kalori&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sabah&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 4 yemek kaşığı müsli&lt;br /&gt;* 1 yemek kaşığı dolusu kuru üzüm&lt;br /&gt;* 1 bardak light süt (200 ml)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ara&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 8 adet çilek&lt;br /&gt;* Yeşil çay&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Öğle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 3 köfte kadar ızgara tavuk (90 gr)&lt;br /&gt;* Salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı)&lt;br /&gt;* 1 dilim tam buğday ekmeği (50 gr)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ara&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 1 dilim yağsız elmalı kek&lt;br /&gt;* 1 fincan light süt (100 ml)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Akşam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 8 yemek kaşığı zeytinyağlı kabak ( yemek tarifine bakınız)&lt;br /&gt;* 3 yemek kaşığı light yoğurt&lt;br /&gt;* 1 dilim tam buğday ekmeği (25 gr) veya 2 yemek kaşığı sade makarna&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ara&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 12 adet kiraz&lt;br /&gt;* 10 badem&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1300 - 1400 Kalori&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sabah&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 1 bardak light süt&lt;br /&gt;* Yarım muz&lt;br /&gt;* 10 adet fındık&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ara&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* Yarım pk. diyet bisküvi 1 Bitki çayı&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Öğle&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 2 adet zyt. Biber dolması&lt;br /&gt;* 3 yemek kaşığı light yoğurt&lt;br /&gt;* Salata (yağsız)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Ara&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 3 adet yulaflı kurabiye&lt;br /&gt;* 1 fincan light süt (100 ml-istenirse nescafe ilave edilebilir)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Akşam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;* 4 adet ızgara köfte (120 gr)&lt;br /&gt;* 4 yemek kaşığı bulgur pilavı&lt;br /&gt;* Salata (1 tatlı kaşığı zeytinyağı)&lt;br /&gt;Ara&lt;br /&gt;* 2 porsiyon meyve+ tarçın ilaveli&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);"&gt;KURU MEYVELİ YULAFLI KURABİYE&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Malzemeler:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;2 adet yumurta&lt;br /&gt;1.5 kase yulaf ezmesi&lt;br /&gt;1 kase yaban mersini/kuru üzüm/kuru kayısı/kuru erik karışımı&lt;br /&gt;1 paket vanilya&lt;br /&gt;1 çay bardağı light yoğurt&lt;br /&gt;1/2 çay bardağı sıvı yağ&lt;br /&gt;1/2 paket kabartma tozu&lt;br /&gt;1-2 çay bardağı kepekli un&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yapılışı:&lt;/span&gt; Sıvı yağ, un, yumurta ve yoğurdu karıştırın. Sonrasında diğer malzemeleri ekleyerek yoğurun. İsteğe göre şekillendirdikten sonra önceden 170 derece ısıtılmış fırına koyup, 15 -20 dakika kadar pişirin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uzm.Diyetisyen Dilara KOÇAK&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8856414989979950046?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8856414989979950046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8856414989979950046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/dilara-kocak-selulit-ve-diyet-dilara.html' title='DİLARA KOÇAK SELÜLİT VE DİYET-Dilara KOÇAK'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4860213365177075759</id><published>2010-06-21T00:24:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:26:38.500+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanseri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kanser'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><title type='text'>SARKOM TEDAVİSİ-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınlarda rahimde meydana gelen bir tür kanser olan sarkomun bir an önce tedavi edilmesi gerekiyor. Çünkü tehlikeli ve hızlı ilerleyen bir hastalık. En etkili tedavi yolu cerrahi operasyon. Ardından kemoterapi yapılabilir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Sarkom diye bir hastalığım var, ne yapmalıyım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 yıl önce rahim ameliyatı oldum ve Sarkom denen bir hastalık olduğu söylendi. Ameliyat sonrasında bana radyoterapi yapıldı. 2-3 aydır karnımda ağrı ve göbeğimin hemen altında bir sertlik oluşmaya başladı. Tekrar doktora gittim. Göbeğin hemen altında oluşan sertlikten biyopsi alındı ve "Hastalık tekrarlamış" denildi. Ayrıca rahmin alındığı yerde de bir kitle görüldü. Onun da aynı tümörden olduğunu söylediler. Bana ne yapacaklarına hala karar veremediler. Kemoterapi yapmayı düşünüyorlar. Siz ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    "Sarkom hızlı gelişen ve epey tehlikeli bir hastalık. En etkin tedavisi cerrahi (yani ameliyat) bunun dışında radyoterapi ve kemoterapiden çok yarar sağlanamıyor. Sizin durumunuza gelince jinekolojik onkoloji dalında uzman kişilerce hemen görünmeniz şart. Yapılacak testlerin sonunda eğer başka yerlere yayılma yoksa en kısa zamanda ameliyat edilip içerideki tüm tümörlerin çıkarılması gerekir. Belki ondan sonra kemoterapi düşünülebilir. Ameliyat olmadan kemoterapinin hiç faydası olmayacaktır sanıyorum."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Prof.Dr. Derin KÖSEBAY&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4860213365177075759?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4860213365177075759'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4860213365177075759'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/sarkom-tedavisi-derin-kosebay.html' title='SARKOM TEDAVİSİ-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1550609742782588795</id><published>2010-06-21T00:21:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:23:33.531+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancıları şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancıları bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancı bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancıları'/><title type='text'>ADET SANCISI-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Soru :&lt;/span&gt; Adet sırasında çektiğim ağrılar kesildi ama akıntı başladı 24 yaşındayım, 2 yaşında bir çocuğum var. Doğumdan sonra adetim çok ağrılı geçiyordu. Hastaneye gidip iğne yaptırıyordum. Bir kadın doğum doktoruna gittim ve bana ağrı kesici ile doğum kontrol hapı verdi. Yaklaşık iki aydır ilaçlarımı düzenli kullanıyorum ama sarı renkli, kokulu kaşıntılı bir akıntı başladı. Hiç kesilmiyor. Eşimle ilişkiye girmiyoruz. Bazen rahim bölgemde yaralar çıkıyor. Şimdi adet sırasında çektiğim ağrılarım yok ama akıntı hiç kesilmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sancılı adet için doktorunuzun verdiği doğum kontrol hapı bu sancıların azalması hatta geçmesi için çoğu kere yeterlidir. Başlangıçta kullanmanız için verdiği ağrı kesici hap ise ancak gerekli olursa kullanılmalı. Bahsettiğiniz akıntı şikayetinin bu ilaçlarla bir İlişkisinin olduğunu sanmıyorum. Herhalde bir enfeksiyon söz konusu. Bunun için tekrar doktorunuza başvurursanız gerekli testleri yapar ve uygun ilaçları size verir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1550609742782588795?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1550609742782588795'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1550609742782588795'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/adet-sancisi-derin-kosebay_20.html' title='ADET SANCISI-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2506489500528409496</id><published>2010-06-21T00:19:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:21:37.205+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet düzensizliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet'/><title type='text'>ADET GÖRMEMEK-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Soru :&lt;/span&gt; 15 yaşında bir genç kızım. Sorunum hâlâ &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;adet görmemek&lt;/span&gt;. Benim yaşıtlarımın çoğu adet gördü. Bu durum beni psikolojik olarak etkiliyor. Annem genetik olduğunu iddia ediyor. Ama ben çok üzülüyorum. İleride çocuk sahibi olamayacak mıyım?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Anneniz haklı da olabilir. İlk adet yaşı güney ülkelerde 9-10 yaşına kadar düşerken kuzey ülkelerinde 16-17'ye çıkabiliyor. Benim tavsiyem bir kadın doğum uzmanına muayene olmanız. Adet olmamanın genetik dışında da pek çok nedeni vardır. Hormonal nedenler, yapısal nedenler (Rahmin, yumurtalıkların gelişmemiş olması, kızlık zarının tam kapalı olması) ve kromozomal nedenler akla ilk gelenler. Zaten bu yaştaki her genç kız Avrupa ve Amerika'da (daha doğrusu gelişmiş ülkelerin hepsinde) mutlaka bir kadın doğum muayenesinden geçiyor. Bence ihmal etmeyin. Sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2506489500528409496?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2506489500528409496'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2506489500528409496'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/adet-gormemek-derin-kosebay.html' title='ADET GÖRMEMEK-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-9155993227921092465</id><published>2010-06-21T00:16:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:19:00.831+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti  şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>ÇİKOLATA KİSTİ İÇİN AMELİYAT-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Çikolata kistlerinden pek çok kadın dertli. Ancak bu kistler için ilaç tedavisi bir işe yaramıyor. Eger çikolata kisti 1-2 ay içinde gerilemiyorsa mutlaka ameliyat edilmeli, ardından da hormon tedavisi yapılmalı ki kadın rahat etsin.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Soru : &lt;/span&gt;Sol yumurtalığımda 2 adet, boyutları 2-3 santim arasında olan çikolata kisti bulunuyor. Tedavi olarak doğum kontrol hapı önerildi. Ancak ben yaptığım birtakım araştırmalarda bu kistin yumurtalığa zarar verdiğini, ileride gebe kalmamda problemler çıkabileceğini öğrendim. Şimdi çok tedirginim. Bu durumda yumurtalığıma zarar vermeden başka bir tedavi yöntemi mümkün müdür?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Çikolata kistleri (Endometrioma)&lt;/span&gt; ilaç tedavisi ile geçirilemez. Önce endometrioma tanısının doğru olup olmadığı değerlendirilmeli. Bir, iki ayda gerilemeyen, görüntüsü de endometriomaya uyan kistler bence ameliyat edilmeli. Karın içindeki muayenede görülemeyen endometriozis odakları çıkarılmalı ve ameliyat sonrası dönemde hormon tedavisine başlanmalıdır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-9155993227921092465?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/9155993227921092465'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/9155993227921092465'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/cikolata-kisti-icin-ameliyat-derin.html' title='ÇİKOLATA KİSTİ İÇİN AMELİYAT-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5871388505416004718</id><published>2010-06-21T00:13:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:15:40.007+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık doğal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık bitkisel çözüm'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><title type='text'>Benim çocuğum olmayacak mı-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Benim çocuğum olmayacak mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;23 yaşındayım ve 1.5 yıllık evliyim. Adetlerim düzensiz oluyor, ilaç kullandım. Yumurtalıklarım çalışmıyormuş. Ancak 2 kere hormon testi yaptırdım, sorun yoktu. 7 aydır başka bir ilaç içiyorum ama adet görmüyorum. Sabah ve akşam içtiğim ilaçlarım var ancak bir de gece yarım içtiğim bir hapım daha var. Kilo aldığım ve tüylenme olduğu için 2 gündür doktorumun bilgisi olmadan bıraktım. Doktorum ilaçları tüylenme olmasın diye içtiğimi söyledi. Çocuk istiyorum ama 7 aydır adet düzensizliğimle ilgili hiçbir gelişme yok. Ne yapmam gerekiyor? Çocuğum olmayacak mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle kortizon tipi ilaçları doktorun bilgisi olmadan bırakmanız çok yanlış. Sizde hormonal bir bozukluk var ve bunun tedasi için doktorunuzun verdiği tedavi planını aynen uygulamalısınız. Yumurtalıklardaki bozukluk pek çok organı etkiler (tiroid, böbreküstü bezi gibi), tedavide bunların hepsini beraber değerlendirmek gerekiyor. Çocuk konusuna gelince; gebeliğin olmaması sadece hormonal bozukluklardan kaynaklanmaz. Daha pek çok faktör gebeliği engelleyebilir (Eşinizin sperm durumu, rahim kanallarının açık olup olmaması, tubaların ve rahmin iç yapısı vb). Bunların da incelenmesi gerekiyor. Ben jinekolojik endokrinoloji ağırlıklı çalışan bir merkeze müracaat etmenizi önereceğim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5871388505416004718?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5871388505416004718'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5871388505416004718'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/benim-cocugum-olmayacak-m-derin-kosebay.html' title='Benim çocuğum olmayacak mı-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8968012397691050836</id><published>2010-06-21T00:11:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:12:32.737+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı doğal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı bitkisel tedavi'/><title type='text'>Vajinal bölgede kuruluk ve isteksizlik başladı-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Vajinal bölgede kuruluk ve isteksizlik başladı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaklaşık 3 aydır doğum kontrol hapı kullanıyorum. Vajinal bölgede kuruluk cinsel isteksizlik başladı. Bu rahatsızlıkların kullandığım hapla ilgisi var mıdır?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Yaşınızı yazsaydınız belki daha doğru tahminde bulunabilirdim. Doğum kontrol hapları genel olarak bahsettiğiniz şikayetleri yapmaz. Ayrıca bahsettiğiniz şikayetlerin tek bir nedeni yok. Menopoza yakın dönemdeki kadınlar vajinada kuruluktan, bazıları da cinsel isteksizlikten şikayet eder. Bunun yanında psikolojik nedenlerden dolayı genç kadınlarda da benzer şikayetler olabiliyor. Sonuç olarak sizin doğum kontrol haplarını sorumlu tutmanız doğru olmayabilir. Kadın doğum uzmanıyla görüşmeniz sanırım uygun olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8968012397691050836?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8968012397691050836'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8968012397691050836'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/vajinal-bolgede-kuruluk-ve-isteksizlik.html' title='Vajinal bölgede kuruluk ve isteksizlik başladı-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5526483462395937684</id><published>2010-06-21T00:07:00.000+03:00</published><updated>2010-06-21T00:10:56.079+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menopoz şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menopoz bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menopoz şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menopoz doğal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='menopoz alternatif tıp'/><title type='text'>MENOPOZDA KANAMA VARSA-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kadınlar adetten kesildikten sonra rahmin en iç tabakasının incelmiş ve 5 milimetrenin altında olması gerekir. Bu kalınlık artmışsa ve menopoza girmiş bir kadında kanama olmuşsa mutlaka rahim içinden kürtajla parça alınıp tahlil yapılması gerekir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Rahim kalınlaşmış, ameliyat olmalı mıyım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 yıl önce menopoza girdim. Geçtiğimiz gün az da olsa kanamam oldu. Doktora gittim. Ultrason çektiler ve rahim kalınlaşması teşhisi konuldu. Acilen kürtaj olmam gerektiğini söylediler. Sizce de uygun olan bu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Adetten kesildikten sonra rahmin en iç tabakası (Bu tabaka her adet kanamasında dışarı atılır ve adetten hemen sonra bakılınca kalınlığı çok azdır 2-3 mm, fakat yaklaşıldığı zaman bu kalınlık 12-15 mm olabilir) incelmiş ve 5 mm'nin altında olması gerekir. Eğer bu kalınlık artmışsa ve menopoza girmiş bir kadında kanama olmuşsa kesinlikle rahim içinden kürtaj ile parça alınıp tahlil edilmesi gerekir. Rahim içinde polip gibi masum şeyler olabileceği gibi bu belirtiler rahim kanserinin erken belirtisi de olabilir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5526483462395937684?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5526483462395937684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5526483462395937684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/menopozda-kanama-varsa-derin-kosebay.html' title='MENOPOZDA KANAMA VARSA-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8628428995874258562</id><published>2010-06-16T05:17:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:18:12.247+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedavi'/><title type='text'>Parmak Uzunluğu Sosyal Davranışı Etkiliyor</title><content type='html'>&lt;span style="color: black;"&gt;Liverpool ve Oxford Üniversiteleri’ndeki  araştırmaya göre, parmak uzunluğunun davranış hormon düzeylerini rahimde  varoluştan beri etkilediği kanıtlanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Hormonlar androjen  olarak adlandırılan erkeksi güçleri, saldırganlık ve güç gibi,  geliştirebilmektedir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Testesteron gibi  androjenlerin yüksek düzeyleri ikinci parmağa göre dördüncü parmağın  uzunluğunu daha çok artırır. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Hormonlara maruz kalma  düzeyine göre parmak uzunlukları değişkendir. İkinci parmağın  dördüncüden uzun olması, rekabetçilik özelliği gelişmiş demektir. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Aynı zamanda, i&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal; font-family: ’Liberation Serif;"&gt;şaret ve  yüzük parmakları aynı uzunlukta olan kişilerin kalp krizi geçirme riski  daha fazladır. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal; color: black; font-family: ’Liberation Serif;"&gt;Başka bir araştırmaya göre ise,  yüzük parmağı, işaret parmağından uzun olan kadınların, diğer kadınlara  oranla spora daha yatkın olduğu kanıtlanmıştır. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal; color: black; font-family: ’Liberation Serif;"&gt;Yüzük parmağı, işaret  parmaklarından uzun olanların, koşuya daha yatkın ve koşu gerektiren  sporlarda daha başarılı olduğu da kaydedildi. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal; color: black; font-family: ’Liberation Serif;"&gt;Erkeklerde parmak uzunluğu,  idrak kabiliyeti ve sperm sayısına ölçü olarak gösteriliyor. yüzük  parmağı işaret parmağına göre ne kadar kısaysa, kişinin fevri olması,  şiddete eğilim göstermesi ihtimali o kadar artıyor. &lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-weight: normal; color: black; font-family: ’Liberation Serif;"&gt;Kadınlar için, işaret parmağının  uzun olmasının doğurganlık oranını gösterdiğini düşünülüyor.&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8628428995874258562?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8628428995874258562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8628428995874258562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/parmak-uzunlugu-sosyal-davrans.html' title='Parmak Uzunluğu Sosyal Davranışı Etkiliyor'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6755276729341222034</id><published>2010-06-16T05:11:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:12:03.446+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anksiyete şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anksiyete'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Ruh Sağlığı ve Anksiyete Hakkında 3 Genel Bilgi</title><content type='html'>&lt;p&gt;Genel ruh sağlığımız tüm hayatımızı etkiler. Kendimizi kötü  hissetmemiz yaşamımızdaki olayları kısıtlar. Ruh durumumuzu kontrol  altına almak, ruhumuza iyi bakmak bizim elimizdedir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;İki temel faktör herkesin ruh sağlığında etkilidir. Kalıtım ve çevre.  Şizofreni, manik depresif ruh hali gibi ruhsal rahatsızlıklar  kalıtsaldır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Sağlıklı bir zihin ve sağlıklı bir beden kişide bir bütündür. Kişinin  kendine olan saygı ve sevgisi ilk kuraldır. Kendine vakit ayırmak, özen  göstermek, örneğin, dişleri fırçalamak, sinemaya gitmek, çok  istediğimiz bir konsere bilet almak, banyo yapmak, bakım yapmak  kendimize zaman ayırmak çok önemlidir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Değerli olduğumuzu kendimize hissettirmemiz çok önemlidir. Bebeklik  ve çocuklukta bu dönem başlar. İyi eğitimli bir çocuk ve mutlu aileye  sahip bir çocuk hep böyle hisseder. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Disiplini elden bırakmadan huzurlu ve iyi eğitim çocuklukta başlar ve  böyle devam eder. Kronik baş ağrısı, ülser gibi hastalıklar ruhsal  sıkıntılardan ileri gelir.&lt;br /&gt;Ruhsal ve zihinsel gerçekleri kabul  etmemiz gerekir. Kendimiz, yapımız, kişilik ve huylarımız nasılsa  öyleyizdir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Değiştirmemeye çalışmalı, ileri derecede ruhsal sıkıntılarımız varsa  tıbbi yardım almalıyız. Modern psikoterapi yöntemleri ile rahatlamaya  çalışırız. Bunu desteklemek için temiz havada doğa sporları yapabiliriz.  &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Rüya analizi ve hipnoz yöntemi en son tıbbi tekniklerden biridir.  Kendimizi her halükarda sevmeli ve düşünmeliyiz. Böylece hiçbir ruhsal  sorun karşısında çaresiz kalmayız.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6755276729341222034?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6755276729341222034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6755276729341222034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/ruh-saglg-ve-anksiyete-hakknda-3-genel.html' title='Ruh Sağlığı ve Anksiyete Hakkında 3 Genel Bilgi'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5314504604503089459</id><published>2010-06-16T05:10:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:11:06.371+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon iyileşme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresiyon şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon dogal tedavi'/><title type='text'>Bu depresyon başka</title><content type='html'>Psikolog Ferahim Yeşilyurt, sonbahar depresyonu hakkında merak  edilenleri yanıtladı: Yaz mevsimi insanların rutin işlerinin azaldığı,  doğanın tazelendiği, tatillerin yapıldığı bir mevsim. Bu arada gündüzler  uzamış ve insanların iş sonrası kendilerine ayırabildikleri zaman da  artmış oluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Deniz kenarları ve parklar vaktini değerlendirmek isteyenler için  bekliyor. Yazın yaşanan tüm bu canlanmaya karşın sonbahar ve kış  döneminde tersine bir dönem yaşanıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Gündüzler kısalmaya, havalar değişmeye, doğa hüzne bulanmaya  başlıyor. Bu değişimden insanlar da nasibini alıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu da sonbahar depresyonuna neden oluyor.Sonbahar gelince neden  depresif oluyoruz? İlkbahar doğanın canlanmasına, sonbahar ise  canlılığını azaltmasına karşılık gelir. Bu nedenle sonbahar hüznü  çağrıştırır. Havaların kötüleşmesi açık alanlardan tekrar güneşsiz  kapalı alanlara gidilecek olması keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir.  Güneşli güzel günlerin artık gerilerde kaldığı, çetin kış koşullarının  tekrar gelmek üzere olduğunu hatırlatır. Bu nedenle sonbahar hüzün  mevsimi olarak anılır.Güneşi az görmek, iş sorumluluklarının artması,  okulların başlaması, havaların serinlemesi insanlarda birtakım ruhsal  değişimlere neden olur.HaberTürk’ün haberine göre&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ferahim Yeşilyurt sonbahar depresyonunun en sık rastlanan  belirtilerinin hüzün, yorgunluk ve enerji azlığı olduğunu belirtirken,  diğer belirtileri şöyle sıraladı: •&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sabah uyanmakta güçlük çekme•    Yataktan kalkmak istememe•     Karamsarlık•    Cinsel enerjide azalma•    Çabuk sinirlenmeDepresif ruh  halinden çıkmak için neler yapılmalıdır? İyi bir tatil sonrasında  yeterince dinlendiğimizi düşünmek lazım.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;“Bu kadar tatilden sonra yeniden yeni sorumluluklar alabilirim.” diye  düşünmek lazım. Yeni planlar hazırlamakta fayda var. Yeni planlar hem  bizi bir şeyler yapmak için zorlar hem de hareketlendirir. Uyku ve  beslenme alışkanlıklarımızı yeniden tatil öncesine göre düzenlemek  gerekir. Yeni amaçlar, hedefler oluşturmak gerekir. Yazın bazı  güzellikleri olsa da sonbahar ve kış mevsiminin de benzer güzellikleri  olduğu hatırlanmalı. Yazın çoğunlukla sinema ve tiyatroya gitmek  istenmezken, bu dönemlerde bu faaliyetlerle ilgilenilebilir.Gün ışığının  azalması depresyonu artırıyor mu? Güneş ışınlarının daha az olduğu kış  aylarında depresif duyguların daha fazla arttığı bilinir. Hatta  depresyonda “ışık tedavisi” adında bir yöntem bile vardır.  Özellikle  İskandinav ülkeleri gibi kış aylarının çok yoğun geçtiği bölgelerde bu  tedaviden yararlanılır.Enerjimizi artırmak amacıyla neler  önerirsiniz?•    Düzenli egzersiz yapın. Günde bir saat yürüyüş bile  yeterli.•    Sağlıklı beslenmeye özen gösterin.•    Düzenli uyuyun. Aynı  saatte yatıp, aynı saatte kalkın.•    Güne mutlaka iyi bir kahvaltıyla  başlayın.•    Arkadaşlarınıza vakit ayırın.•    İşyerinde kısa molalar  verin.•    Keyif aldığınız aktiviteleri planlamaya çalışın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor? Depresif duygu durumu,  çökkünlük, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu  nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü  söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış  kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar.   Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha  fazla risk taşırlar.Yiyeceklerin de ruh halimiz üzerinde etkisi var mı?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Beyaz şekerden uzak durmak gerekir. Kan şekerini hızla yükseltip  düşürdükleri için halsizlik, yorgunluk hislerine neden olabilirler ya da  artırabilirler.  Bunun yerine şekeri doğal meyvelerden kullanmak daha  iyidir. Tatlı, çikolata ve pastaların fazla tüketimi fayda sağlamaz.  Diğer taraftan vitamin eksikliğine bağlı olarak da yorgunluk halsizlik  hissedilebilir. Bunu gidermek için doğal ya da medikal vitaminler  kullanılabilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5314504604503089459?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5314504604503089459'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5314504604503089459'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/bu-depresyon-baska.html' title='Bu depresyon başka'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8045756785201974984</id><published>2010-06-16T05:08:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:09:28.428+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktif çoçuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktivite maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktif bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktivite bitkisel tedavi'/><title type='text'>Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu</title><content type='html'>&lt;p&gt;Hiperaktif, dikkatsiz ve düşüncesiz davranışlar topluluğudur.  Uygunsuz ve şiddetli davranışlar olarak tanımlanır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ruh hali, anksiyete, dürtüsellik, düşmanlık, kötü konsantrasyon, uyku  bozuklukları, baş ağrısı, migren ve mide bozuklukları gibi şikayetler  görülür. Zayıf doğan kişilerde daha çok görülür. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dikkatsizlik kadında, hiperaktivite bozukluğu erkekte sık görülen  şikayetlerdir. Büyüme çağındaki çocuklarda görülen hastalık çevresel  faktörler ve beslenme ile paraleldir. Bunlar beyin gelişimi ve işlevini  etkiler.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Zararlarını, sonuç ve nedenlerini çocuklara öğretmek gerekir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Davranış bozukluğunun olası nedenleri şunlardır:&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;çocuğun yaşamında ani bir değişiklik, anne, baba kaybı, boşanma, ya  da ebeveynlerin iş kaybı, taşınma, nöbetler, orta kulak sorunları, kısa  süreli işitme sorunları, görme sorunları, beyin sorunları, başarısızlık,  öğrenememe ve okul korkusu, anksiyete ve depresyon.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Araştırmalara göre, demir ve yağ eksikliği, çinko eksikliği DEHB ile  ilişkilendirilmiştir. Otizm, şizofreni, depresyon gibi hastalıklarda da  aynı şekildedir. Yağlar, beyin ve merkezi sinir sistemi temel yapısal ve  işlevsel görevinde rol oynar ve gelişmesinde önemli bir faktördür. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yumurta sarısı ve beyaz etlerde bulunan demir ve yağ çocukların  davranış özelliklerinin gelişimi için önemlidir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8045756785201974984?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8045756785201974984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8045756785201974984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/dikkat-eksikligi-ve-hiperaktivite.html' title='Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1050009386545420021</id><published>2010-06-16T05:07:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:08:20.168+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuk sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='çocuklar bitkisel tedavi'/><title type='text'>Çocuğunuzun Kişisel Gelişimine Katkıda Bulunun</title><content type='html'>Pek çok çift için iyi anne baba olamama, adeta bir fobidir. Bu fobinin  üstesinden gelme yolu da çocuğunun üzerine titreyen, mükemmel kişilik  yaratma takıntısı ile hareket eden anne baba rolüne bürünmektir. Oysa  uzmanlar, bu modelinin doğru olmadığı konusunda birleşiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;b&gt;Birey olarak kabul edin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İyi anne baba olmanın ilk koşulu,  çocuğunuzu doğduğu andan itibaren bir birey olarak kabul etmektir.  Dolayısıyla sizin, onun üzerindeki isteklerinizden ziyade, onun ne  istediğine önem vermek gerekiyor. Çoğu anne baba demez mi, “Benim  yapamadıklarımı çocuğum yapsın istiyorum”… &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Bağımlılık ilişkisi yaratmayın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İyi anne baba, çocuğunun  kişilik gelişimine katkıda bulunan, kendine güven duymasını sağlar. Çoğu  zaman karıştırılır; fakat anne babaya bağlanma ayrı, bağımlılık  ayrıdır. Aslolan birincisidir. Çocuğun yeteneklerini keşfetmek ve  kendisinin keşfetmesine izin vermek, onu baskı altına almamakla olur.  Çocuk her hareketi kontrol altında tutularak değil; koşarak, zıplayarak,  oynayarak büyümeli. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Kafanızdaki şablona oturtmaya çalışmayın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İyi ebeveyn,  çocuğunu seçim yapmaya yönlendiren anne babadır. Çocuğu kafanızdaki  şablona oturtmaya çalışmak, yapabileceğiniz en büyük hatadır. O sizden  başka bir canlı, başka bir birey. Özellikle ergenlik döneminde ailenin  beklentisi ile çocuğun istekleri çatışacağından, ortaya başedilmez  sorunlar çıkabilir. Bu noktada çatışmak ve beklentilerinizi dayatmak  yerine, anlamaya yönelik bir sohbet ortamı yaratarak iletişim kurmanız  önemlidir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Güven duygusu aşılayın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Kendine güvenen bir çocuk  yetiştirmenin yolu, çocuğun başkalarına güvenmesini sağlamaktan geçer.  0-3 yaş aralığında ağlatılmayan çocukta başkalarına karşı güven duygusu  gelişir. Kendine güven için çocuğun kendi cinselliğinden hoşnut olması  gerekir. Cinsel kimliğin oluşması da 4 yaşında olur. Eşlerin iyi birer  sevgili olarak rol model olması, çocuğunuzun cinsel kimliğinin  oluşmasına olanak yaratır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Yarışabilmesini sağlayın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İyi anne baba, çocuğunun girişimci  ruhunun gelişmesine katkıda bulunur. Bu da oyuncaklarıyla,  arkadaşlarıyla, kapalı alanda ya da doğada oynaması için imkan  yaratılmasıyla olur. 6-11 yaşlarında çocuğun yarışabilmesi, rekabet  etmeyi öğrenmesi gerekir. Bunun için yaşıtlarının arasında bulunmasına  fırsat vermelisiniz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Eğlenme zamanları yaratın&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Bir  çocuk hayatı boyunca pek çok kez sınava tabi tutuluyor. Bu sınavlara  önem vermeniz, başarılı olmasını sağlamanız önemli. Ancak onun için  eğlenme, dinlenme, yeteneklerini geliştirme alanı da yaratmanız gerekir.  Elinizdeki imkanlar ölçüsünde onun yeni alanlarla tanışmasına izin  verin. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Sorgulamadan dinleyin&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çocukla iletişim kurmak, diğer  yetişkinlerle iletişim kurmak gibidir aslında. Tıpkı yaşıtlarınız gibi  onu da anlamaya çalışmak, duygularına ayna tutmak gerekir. Bu da soru  sormak, direktif vermek, öğüt vermek, “ben çocukken böyle yapardım”  şeklinde karşılaştırma yapmakla değil; çocuğun ne istediğini anlamaya  çalışmakla olur.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1050009386545420021?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1050009386545420021'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1050009386545420021'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/cocugunuzun-kisisel-gelisimine-katkda.html' title='Çocuğunuzun Kişisel Gelişimine Katkıda Bulunun'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1249068947898640682</id><published>2010-06-16T05:06:00.001+03:00</published><updated>2010-06-16T05:06:55.829+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk alternatif tıp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uykusuzluk bitkisel tedavi'/><title type='text'>Uykusuzluk-İnsomnia</title><content type='html'>Uykusuzluk diğer adıyla insomnia dinlendirmeyen hatta yoran uykudur.Araştırmalara göre daha çok kadınlarda görülür.Yaş ilerledikçe uykuya ihtiyaçta azalmaktadır.Hani hep görürüz babalarımız, dedelerimiz kafasını koyduğu an uyur :) işte bunun sebebi bu.Yaşlandıkça uykuya dalma süresi azalır.Gençlerde buna imrenir ara sıra :).Uykusuzluk her türlü soruna yol açar.Dikkat bozukluğu, kırgınlık, yorgunluk gibi.Uykusuzluğu ilaçlar da etkileyebilir.Ne kadar az stres o kadar kolay uyku !&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1249068947898640682?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1249068947898640682'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1249068947898640682'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/uykusuzluk-insomnia.html' title='Uykusuzluk-İnsomnia'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1079734242444717265</id><published>2010-06-16T05:04:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:05:29.607+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres şifalı bitkiler'/><title type='text'>Eşler arasındaki anlaşmazlıklar nasıl çözülür</title><content type='html'>&lt;p&gt;Bir kadının ve bir erkeğin her konuda anlaşması pek mümkün bir durum  değildir elbet. Önemli olan arada yalanan tartışmaları ve  anlaşmazlıkları sakin ve doğru yollarda çözebilmektir. Biz de bu konuda  Terapist Ebru Tuay Üzümcü’nün önerilerine kulak verelim dedik…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Eşler arasındaki anlaşmazlıklar nasıl çözülür?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Terapist  Ebru Tuay Üzümcü, çiftlerin, sorun yaşanan anda değil daha sonraki bir  zamanda sıkıntılarını konuşmalarının en önemli önerilerden biri olduğunu  belirtiyor. Belki o günün akşamına, belki bir iki gün sonrasına;  öfkenizin geçtiği sakin bir anda konuyu konuşmak için sohbet ortamını  yaratmanız sağlıklı olacaktır. Çünkü bu şekilde hem siz konuşmaya daha  müsait bir enerjide, karşınızdaki kişi de duymaya daha müsait bir  enerjide olacaktır.&lt;/p&gt;&lt;b&gt;Eşler tartışırken nelerden kaçınmalıdır?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Özellikle hangi  konuda tartışılıyorsa ona odaklanılması gerektiğini unutmamak gerek.  Terapist Ebru Tuay Üzümcü “Zaten geçen sefer de böyle olmuştu”  şeklindeki daha önceki yaşantıları o ana getirmenin çok yanlış olduğunu  vurguluyor. O andaki problemde kaldığınız müddetçe sorunu çözebilmeniz  de çok daha kolay olacaktır. İkinci önemli nokta, tartışma esnasında  asla kişiliğe yönelik değil, davranışa yönelik derdinizi anlatabilmek,  eleştirinizi yapabilmektir. Susmak ve tartışmayı bırakıp gitmek, eğer  tartışmayı o anda saygılı bir biçimde sürdüremeyecekseniz bir seçenek  olmalı. Eğer tartışmayı sürdürebilecek bir tutum içerisindeyseniz,  konuşmaya devam etmekte fayda vardır.&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1079734242444717265?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1079734242444717265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1079734242444717265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/esler-arasndaki-anlasmazlklar-nasl.html' title='Eşler arasındaki anlaşmazlıklar nasıl çözülür'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6349285750255128025</id><published>2010-06-16T05:02:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:03:51.588+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saglik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedavi'/><title type='text'>Panik atak nedir, panik atak nedenleri, belirtisi ve panik atak tedavisi</title><content type='html'>&lt;p&gt;Halk arasında panik atak olarak bilinen ve asıl adı “panik bozukluk”  olan hastalığın tanımını Depresyon ve Panik Bozukluk Merkezi’nden Dr.  Nihat Kaya şöyle yapıyor:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;“Herhangi bir neden olmadan ortaya çıkan, özellikle kalbin hızlı  çarpması, nefes alamama, boğazda tıkanıklık hissi, kontrolü yitirme ve  ölüm korkularının eşlik ettiği panik nöbetleridir.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu hastalığın nedeninin tam olarak bilinmediğini söyleyen Dr. Kaya;  bazı araştırmacılara göre panik bozukluğun psikolojik etkilenmeler,  örselenmeler sonucu meydana geldiğini; bazı araştırmacılara göre ise  durumun biyolojik temelleri olduğunu belirtiyor.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Şehir hastalığı&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Panik bozukluğun en çok 30’lu yaşlarda ortaya çıktığını ifade eden  Dr. Kaya, “Hastalığın çocuklukta görülme sıklığı oldukça az, 45 yaşından  sonra başlaması ise olağan değil” diyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Son yıllarda panik bozukluğun adeta moda gibi yayılmasının  nedenlerini Dr. Kaya şöyle açıklıyor:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;“Özellikle büyük şehirlerde hırsızlık, trafikteki keşmekeş, hava ve  çevre kirliliği, insan ilişkilerindeki yapaylık ve bencillikler,  hormonlu gıdalar, teknolojik kirlenme, yüksek binalar, asansörler, köprü  ve viyadükler, metro gibi taşıma vasıtaları, iş yaşamındaki rekabetler,  ayakta kalma mücadeleleri, insandaki kaygı düzeyini artırıyor. Kırsal  alanda panik atak daha az görülüyor.”&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Panik atak belirtileri&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dr. Nihat Kaya, tipik panik atak belirtilerini şöyle sıralıyor:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;    * Taşikardi (kalbin normalden fazla çarpması)&lt;br /&gt;   * Göğüs  ağrısı ve bazen sol kolda ağrı&lt;br /&gt;   * Titreme, terleme, sıcak-soğuk  basmaları&lt;br /&gt;   * Baş dönmesi, göz kararması, baygınlık hissi&lt;br /&gt;   *  Bedende uyuşma ve karıncalanma&lt;br /&gt;   * Olayları, nesneleri bir sis  perdesinin arkasında görme&lt;br /&gt;   * Kontrolünü kaybetme ya da  çıldırmaktan korkma&lt;br /&gt;   * Bulantı ya da karın ağrısı, midede  şişkinlik ve gaz&lt;br /&gt;   * Şiddetli ölüm korkusu&lt;br /&gt;   * Kendine ve  çevreye yabancılaşma hissi&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kimler panik atağa daha yatkın?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;    * Birinci derece akrabalarında panik ya da anksiyete (kaygı)  bozukluğu olanlar&lt;br /&gt;   * Sıkıntılı, telaşlı, aceleci, mükemmeliyetçi  insanlar (Özellikle sanat, sahne, medya ve tekstil sektöründe  çalışanlar)&lt;br /&gt;   * Düşünce ve duygularını dışarıya yeterince  yansıtamayan, içe dönük insanlar&lt;br /&gt;   * Alkol ya da başka maddelere  yatkınlık ve bağımlılığı olanlar&lt;br /&gt;   * Sürekli verici davranıp,  “hayır” diyemeyenler&lt;br /&gt;   * Sürekli baskı altında olup engellenen ya  da kendi kendini baskılayanlar&lt;br /&gt;   * Cinselliği baskılayan, cinsel  tatminsizlik yaşayan, yoğun bilinç dışı aldatma dürtüleri ve gizli  homoseksüel eğilimleri olanlar&lt;br /&gt;   * Aşırı hırslı, sürekli başarıyla  beslenen, başarısızlıklarda sürekli kendini suçlayanlar&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Panik atak nasıl davranır?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;    * Sürekli kalbini ve nabzını dinleme&lt;br /&gt;   * Tansiyon aletiyle  dolaşma, sürekli tansiyonunu ölçme&lt;br /&gt;   * Sürekli yanında birilerinin  bulunmasını isteme, yalnız kalamama, sokağa çıkamama, kapalı ve  kalabalık yerlere girememe, toplu taşıma araçlarına binememe&lt;br /&gt;   *  Tatile çıkamama&lt;br /&gt;   * Birçok sağlık sigortasına üye olup kartları  yanında taşıma&lt;br /&gt;   * Sık sık acil ünitelerine başvurup kalp  grafikleri çektirme, check-up yaptırma&lt;br /&gt;   * Kuaföre, diş hekimine  gidememe&lt;br /&gt;   * Sutyen takmaktan sıkıntı duyma&lt;br /&gt;   * Kriz gelir  diye seksten uzaklaşma&lt;br /&gt;   * Cenaze arabası, ambulans, itfaiye aracı  görünce ve hastanelere gidince fenalaşma hissi&lt;br /&gt;   * Uyanamama,  uykuda panikle ölürüm diye uyumama, herkes uyurken uyanık kalıp herkes  uyanıkken uyuma davranışıyla kendini garantiye alma&lt;br /&gt;   * Tansiyon  yükselecek, kalp krizi geçirilecek veya felç kalınacak korkusuyla aşırı  rejim uygulama&lt;br /&gt;   * Uçağa, vapura binememe&lt;br /&gt;   * Tek başına banyo  yapamama, tuvalete gidememe, kapıda birini bekletme&lt;br /&gt;   *  Tünellerden, köprülerden geçememe, yüksek yerlere çıkamama, kendini  aşağı atma korkusu&lt;br /&gt;   * Issız ve şehirden uzak yerlere gidememe&lt;br /&gt;    * Hem giysisinin cebine kriz anında kullanılmak üzere ilaç koyma&lt;br /&gt;    * Panik süresince tuvalate gitme isteği&lt;br /&gt;   * Dini inanç varsa  bunu derinleştirip ibadetlere başlama, yoksa dine yönelme&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Panik atak tedavisi nasıl olur?&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu hastalığın kesinlikle kontrol altına alınabildiğini söyleyen Dr.  Nihat Kaya, tedavide ana ilaç olarak antidepresan, yardımcı olarak  sakinleştirici, yatıştırıcı ve bedensel belirtileri önleyici ilaçlar  kullanldığını; bunların yanı sıra bilişsel ve davranışsal terapiler  uygulandığını belirtiyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yakınınızda biri panik atak geçiriyorsa…&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Psikolog Uğur Dalan, panik atak geçiren birine ne yapılması gerektiği  konusunda şunları söylüyor:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;“İlk önce gerçekten o kişinin panik atak geçirip geçirmediğinden emin  olunması gerekir. Eğer kişinin panik atak geçmişi varsa ve siz de o  anda panik atak geçirdiğinden eminseniz, ilk olarak onu rahat  olabileceği ve etrafında onunla ilgilenen çok fazla kimsenin olmadığı  bir yere götürün. Olabildiğince sakin ve serin kanlı olmalısınız. Kişi o  anda çok kötü bir şey olduğunu, öleceğini düşünüyordur; siz de sanki o  kişi ölecekmiş gibi panik bir şekilde hareket edersiniz kişiyi daha da  kötü bir duruma sokabilirsiniz. Panik atak geçiren kişiye bunun 10  dakika ile 20 dakika arasında geçeceğini, bu yüzden herhangi bir şey  olmayacağını, sakinleşmesi gerektiğini söylemek ve nefes egzersizi  yapmasını sağlamak, çok yerinde ve rahatlatıcı bir davranış olacaktır.”&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6349285750255128025?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6349285750255128025'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6349285750255128025'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/panik-atak-nedir-panik-atak-nedenleri.html' title='Panik atak nedir, panik atak nedenleri, belirtisi ve panik atak tedavisi'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7187307158847024437</id><published>2010-06-16T05:00:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T05:02:21.502+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Hipnozun Beyin Üzerindeki Olumsuz Etkileri</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman TUR;"&gt;Hipnoz  beyin taramaları&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;nda kullanılan bir yöntemdir. Beyni eskiye  döndürerek geçmişi hatırlatma yoluyla sorunların derinine ve kaynağına  inilebilir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;Sigara içmeyi durdurmak, bazı ciddi hastalıkların tedavisinde  kullanılmak gibi faydaları vardır. Basit bir gevşeme ve uzman bir doktor  ile bu sağlanır. Fonda hafif bir klasik müzik eşliğinde hastaya telkin  verilir ve olmak istediği koşulları hayal etmesi sağlanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;Böylece zihin rahatlar ve sorunların kaynağı ile birlikte  nasıl çözüm bulunacağı ortaya çıkar. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman TUR;"&gt;Akı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;l  hayal   zihin üçlemesi burada rol alır. Konsantre için beyin dış kaynaklara  kapatılır ve etkisi % 100 görülür&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman TUR;"&gt;. Çalış&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;manın lideri Dr William  McGeown, psikoloji bölümünde öğretim görevlisidir. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;Hipnozun faydaları şu konularda etkilidir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman TUR;"&gt;&lt;strong&gt; &lt;/strong&gt;Sigarayı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;  bırakmak. kilo dengesini korumak, kilo vermek, stres kontrolü, konuşma  becerilerini geliştirmek, utangaçlığı yenmek, fobileri yenmek, büyük  acıların hafifletilmesi, tıbbi operasyonlarınyapılması, özgüven artışı,  endişe, kaygı ve utangaçlığı azaltmak, fobileri yenmek&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman TUR;"&gt;&lt;strong&gt;, &lt;/strong&gt;öğ&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;renme  kapasitesini artırmak, tıpta ameliyatlarda, ağrıların azaltılmasında ve  alerjik bazı rahatsızlıkların tedavisinde.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 12pt; font-family: Times New Roman Turkish;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7187307158847024437?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7187307158847024437'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7187307158847024437'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/hipnozun-beyin-uzerindeki-olumsuz.html' title='Hipnozun Beyin Üzerindeki Olumsuz Etkileri'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8471953337409437596</id><published>2010-06-16T04:59:00.002+03:00</published><updated>2010-06-16T05:00:30.842+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktif çoçuk'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktivite maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktif bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hiperaktivite bitkisel tedavi'/><title type='text'>Hiperaktivite ve Dikkat Eksikligi Nedir</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;strong&gt;Hiperaktivite ve Dikkat  Eksikliği Nedir&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Hiperaktivite deyince kiminin aklına iyi kiminin aklına kötü şeyler  gelir, aslında çevremizdeki bir çok çocuk veya erişkinde hiperaktivite  vardır ama çoğu zaman bunların farkına varamayız. Bazen yaşın getirdiği  özellikler ola­rak yorumlar bazende geçmişten beri iç içe yaşadığımız  özellikler olduğu için önemsemeyiz. Giderek hiperaktivi­te hakkında  bilgiler artmış olup artık en azından ülkemiz açısından 10-20 yıl öncesi  zamanlara göre daha iyi bilin­mekte ve fark edilmektedir. “Yaramaz”  “haylaz çocuk” “atak çocuk” “hiç yerinde durmuyor” diye tabir edilen  çocukların birçoğunda hiperaktivite olabilir. Ancak şura­sı bir gerçek  ki sakin görünen veya bazı ortamlarda sakin oturan çocuklarda da  hiperaktivite görülebilmektedir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Hiperaktivite Dikkat&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kimi ailelerin çocuğuna hiperaktif tanısı konunca çocu­ğuna dahi  denmiş gibi sevinmekte kimi aileler ise ço­cuğuna çok kötü bir tanı  konmuş gibi çok üzülmektedir. Aslında bu iki durumda oldukça hatalı olup  mühim olan çocuğu olduğu gibi kabul ederek hiperaktif olsun veya  ol­masın onun için en iyi olanını yapmaktır. Hiperaktivite ve dikkat  eksikliği durumu önemli bir avantaj olmadığı gibi çok önemli bir sorunda  değildir. Sadece onu bilmek ve onun tedavisini yönlendirmek önemlidir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Aslına bakarsanız tedavi veya tanı için başvuran kişiler oldukça  şanslı grubu oluşturmaktadır. Esas olarak fark edilmemiş ve tanı konarak  yönlendirilmemiş veya tedavisi düzenlenmemiş hiperaktif çocukların daha  şanssız oldu-ğu bir gerçektir. Hiperaktivite belirtileri ile okulu ve  gün­lük hayatı başarılı bir şekilde idare etmek zorunda kalan ve çoğu  zaman idare edemeyen kişileri gördüğümde onlar adına yapılacak çok şey  olduğunu düşünmekteyim. Anne babalar, eğitimciler ve öğretmenlerin bu  durumu tanıma­sı oranında erken tanı ve yönlendirme mümkün olacak ve  sorunlar çıkmadan önce müdahale edilmiş olacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu&lt;/strong&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Nedense bazı anneler çocukları çok hareketli olduğu buna ek olarak  çok anlamlı derecede dikkat eksikliği ol­duğu halde görmezden  gelmektedir. Bunun sonucunda oluşmuş okul başarısızlığı olduğu halde  çocuklarını he­kime getirmemekte, bu durumu kendilerine göre idare  etmeye çalışmaktadırlar. Yönlendirme ve müdahale ya­pılmadığı için  çocuklarının psiko-sosyal açıdan ve akade­mik açıdan geleceklerine  olumsuz tesirde bulunabilmek­tedirler. Beni bu türlü bir kitabı yazmaya  iten en önemli neden; anne baba, eğitimci ve her birey için bu durumun  farklı algılanmasını önlemek ve hekim olarak bilgilendir­me görevimi  yapma amacıdır. Önceden fark edilerek ba­şarı ile yönlendirilmiş  fertlerin gelecekte olumlu gidişatı ve bunun sonucunda hayattaki  başarıları aile ve toplum için önemlidir. Eğitimsizliğin ve cehaletin  toplumun ba­şına açtığı problemleri hepimiz görmekteyiz. Bu açıdan ruh  sağlığı ile ilgilenen kişilerin kişiyi topluma kazandı­racak, zayi  olmasını engelleyecek ve akademik gidişatına olumlu tesirde  bulunabilecek olan önlemlerin alınmasına yardımcı olması gerekir.  Tedaviye her başvuran çocuğun bütün sorunlarının çözülmesi ve mutlak  başarılı gidişat sağlanması gibi bir iddia hiç bir hekimde  bulunmamak­tadır. Ancak bilgilendirme ve kişiye özel yönlendirme ile  birçok problemin oluşması engellenebilmekte ve olumlu gidişata yardımcı  olunmaktadır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bazıları hiperaktivite ve dikkat eksikliği durumunu sadece çok aşırı  hareketlilik olarak algılama hatasına düşerler. Hareketliliğin çok aşırı  olmadığı ama dikkat eksikliğinin anlamlı olduğu hiperaktif çocuklar  daha güç tanınırlar. Yaşı ilerlemiş yani orta okul lise dönemine kadar  idare edilmiş ve hiperaktivite (aşırı hareketlilik) şikayetleri geri  plana düşmüş çocuklarında tanınması güç olur. Kimbilir belki de çok zeki  olduğu halde tedavi edilmediği için oku­lun en tembel ve yaramazları  olarak bilinen çocuklardan birisi erken dönemde tedavi yapılmamış  hiperaktif bir çocuk olabilir. Çok hareketli ve ” bu çocuk dahi  olabilir” denen ve okula başladığında herkesi hayal kırıklığına  uğ­ratarak giderek özgüveni azalan ve başarısızlık duygusu yaşayan bir  çocukda hiperaktif olabilir. Kim bilir belki de siz veya çok yakından  tanıdığınız birilerıde hiperaktif ola­bilir. Hiperaktivite %5-10  sıklıkla görülen oldukça yaygın bir durumdur. Uzun vadede başarısızlık,  madde bağım­lılığı, suça eğilim ve sosyal problemler yaşayan kişilerin  tedavi edilmemiş hiperaktif kişiler olma ihtimali vardır. Aile ve toplum  açısından uygun yönlendirilmediğinde iş­levsellik kaybettiren bu  problemin zamanında müdahale edilmesi gerekir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu kadar sık görülen ve bu kadar önemli sonuçlar (kitabın ilerleyen  dönemlerinde ayrıntılı anlatılacaktır) doğuran bu bozukluk artık  eskisinden çok daha iyi tanımlanmakta ve daha iyi tanı ve tedavi  edilmektedir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu hakkında en çok  konuşulan ve en çok araştırma yapılan psikiyatrik bozukluklar arasında  ön sıralarda yer almaktadır. Özellikle geçtiğimiz on yıl bu alanda çok  önemli gelişmelere vesile olmuştur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Dikkat eksikliğini azaltan ve dikkatlerini toplamaya yar­dımcı olacak  değişik tıbbi tedaviler, davranışlarını yön­lendirecek davranış  terapileri bulunmaktadır. Bunların hangileri etkin hangileri etkisiz bu  kitapta güncel bilgiler ışığında bilgi verilecektir. Her önüne gelenin  terapi ve eğitim adı altında bir şeyler yapmaya çalıştığı ülkemizde  gerçek tedavi ve yönlendirme önem kazanmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8471953337409437596?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8471953337409437596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8471953337409437596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/hiperaktivite-ve-dikkat-eksikligi-nedir.html' title='Hiperaktivite ve Dikkat Eksikligi Nedir'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2614634203560136581</id><published>2010-06-16T04:59:00.001+03:00</published><updated>2010-06-16T04:59:41.309+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anksiyete şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anksiyete'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Şizofreni Nasıl Teşhis Edilir Tedavileri Nasıl Olur</title><content type='html'>Şizofreni, şu ana kadar laboratuvar testi ile teşhis edilememiştir,  klinik belirtilere dayalı olarak belirtileri göze çarpar. Beyin ve göz  kontrolleri için özel Iq testleri yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Düşünce dağınıklığı, zor düşünme, hafıza zorluğu, bulanık geçmiş,  konsantrasyon zorluğu, umursamazlık, duygu zayıflığı, sosyal işlev  eksikliği şizofreniyi meydana getirir. Mutlaka psikolog tedavisi  görülmelidir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Uzun vadede ve etkili tedavi için erken tanı çok önemlidir. Diğer  beyin hastalıklarıyla belirtileri aynıdır. Örneğin majör depresyon.  Şizofren bir kişi paranoyak olur, her şeyin yanlış veya ters gittiğini  düşünür. Kuşku vardır. Eğer bu hastalık ailenizde de varsa, aile  ağacınızı doktorunuza sunarak, işinizi kolaylaştırabilirsiniz. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Böylece, eski vakalarda nasıl tedavi görüldüğü, neyin işe yaradığı  neyin yaramadığı, hastaya nelerin iyi geldiği daha kolay bulunacaktır.  Erken teşhis aynı zamanda, diğer hastalıkların başlamasını önleyecek ve  beyin hasarındaki ilerlemeyi durduracaktır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Beraberinde getirdiği kişilik bozukluğu ile, hayattan sıyrılıp kendi  hayal dünyasında yaşayan şizofreni hastaları, kurdukları senrayolara  göre yaşarlar ve ona inanırlar. IQ testlerinin yanısıra, koku testi, kan  testimanyetik rezonans görüntüleme(mrg) testleri de şizofreni hastalığı  tanısı için kullanılmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2614634203560136581?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2614634203560136581'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2614634203560136581'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/sizofreni-nasl-teshis-edilir-tedavileri.html' title='Şizofreni Nasıl Teşhis Edilir Tedavileri Nasıl Olur'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8422936441263567242</id><published>2010-06-16T04:57:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:58:44.373+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedavile'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel çaylar'/><title type='text'>Ada Çayının Yarattığı Mucizelere Bir Yenisi Daha Eklendi</title><content type='html'>&lt;p&gt;Çeşitli hastalıkları tedavi ve önlemede ciddi bir yardımcı olan ada  çayının farklı uygulamalarla birlikte saçlar için de mucizevi  etkilerinin olduğu ortaya çıktı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Güzelliğin sırlarından biri olarak kabul edilen ada çayı ile  saçlarınızı onarabilir, tazeleyebilir ve size sağlığınızı  kazandırabilir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Ada çayı ve toknik: Su ile, papatya, ada çayı ve mersin yaprağının  karıştırılarak hazırlandığı karışımı kısa bir süre kaynatın. Sonra  demlemeye bırakın. İçindeki yaprakları çıkarın. Duşlarınızdan sonra saç  diplerinize masaj ile birlikte uygulayın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Ada çayı ve buharlı uygulama: Dağ kekiği, ıhlamur, adaçayı ve lavanta  bitkilerini kaynatarak elde edeceğiniz karışımı buhar banyosu sırasında  cildinize uygulayın. Cildinizin temizlendiğini ve gerginleştiğini  göreceksiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Saçlarınız mat veya kirli görünümlü ise aşağıda belirtilen  uygulamalar sizin için faydalı olacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;* Yumurta sarısı ve zeytin yağımı karıştırarak, masaj eşliğinde  saçınıza uyugulayın. 10 dakika bekleyin. Yıkayıp durulayın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;* Banyonuzun ardından, saçlarınızı yıkadıktan sonra limon suyu ve  sirke ile sasçlarınıza masaj uygulayın. Sonra saçlarınızı durulayın. Saç  kremi uygulayın ve tekrar yıkayın. Böylece yıkanırken arındıramadığınız  tüm kirlerden saçınızın arındığını göreceksiniz. Bir sonraki  uygulamanız için iki hafta ara verin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8422936441263567242?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8422936441263567242'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8422936441263567242'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/ada-caynn-yarattg-mucizelere-bir-yenisi.html' title='Ada Çayının Yarattığı Mucizelere Bir Yenisi Daha Eklendi'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7714855041424372294</id><published>2010-06-16T04:56:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:57:31.724+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gençleşme bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><title type='text'>Kadınlar Neden Erkeklerden Uzun Yaşar</title><content type='html'>Alternatif tıbbın giderek yaygınlaştığı dünyamızda kadınlar hala  erkeklerden ortalama 7 yıl daha uzun süre yaşıyor. İstatistikler bu  gerçeği 100 yılını dolduran her 100 insandan 85′inin kadın olduğunu  belirterek açıkca dile getiriyor . Ünlü Boston Üniversitesinden bu  alandaki çalışmalarıyla ünlü Tom Charles Perls ünlü dergi Time’ın sağlık  bölümüne kadınların erkeklerden uzun yaşamasını sebeplerini verdi.&lt;br /&gt;&lt;span id="more-13"&gt;&lt;/span&gt;Kadınlarda erkeklere göre daha az dolaşım  sistemi bozuklukları görülmesinin daha uzun yaşama nedenlerinden en  belki de önemlisi olduğunu belirten Sayın Profesöz Perls, kadınların  uzun yaşamasının diğer sebeplerininde aşağıdaki sırlar olduğunu söyledi; &lt;ul&gt;&lt;li&gt; Bayanlarda kalp damar problemleri ortalama 75 yaşında görülürken,  erkeklerde bu rakam 50.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt; Kandaki demir oranının farklı olmasıda kadınların daha uzun  yaşamasının sebeplerinden biri. Bu farklılıktan ötürü erkek bireyler  kadınlardan daha az et ve et ürünleri tüketmeli .&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt; * Kadın genindeki 2. X kromozomu çok büyük bir etken . Kadınlar bu  2. X kromozomunun hücre yenileme ve destekleme özelliğinden yararlanıp  daha uzun yaşayabilir. Erkekler de ise bu özellik yoktur .&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt; Erkek bireyler 20li yaşlarında tıp dilince “Testesteron kasırgası”  yaşarlar. Hormon seviyeleri aşırı derecede artar ve bunun sonucunda  tehlikeli-zararlı davranışlarda bulunurlar. Bu tür davranışlar erkek  ölümlerinin asıl sebebidir .&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt; Erkeklerin ölüm sebepleri içinde depresyon da çok önemli bir yer  tutar.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt; &lt;ul&gt;&lt;li&gt; Aşırı sigara kullanımı, bol yağlı yemekler ve stres altında bulunma  erkek ömrünü kısaltıyor.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7714855041424372294?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7714855041424372294'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7714855041424372294'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/kadnlar-neden-erkeklerden-uzun-yasar.html' title='Kadınlar Neden Erkeklerden Uzun Yaşar'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2501309062536805356</id><published>2010-06-16T04:55:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:56:28.168+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres şifalı bitkiler'/><title type='text'>En Büyük Mutluluğunuzu Keşfedin - Motivasyon</title><content type='html'>&lt;p&gt;Rutin yaşam tarzınızdaki küçük değişiklikler sizi yeniden  güçlendirecek ve mutlu olmanızı sağlayacaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Böylece daha huzurlu olacak ve kendinize olan güveniniz artacaktır.  Vücudunuzla uyumlu ve barışık olun. Acı, ağrı, yorgunluk, anksiyete gibi  olumsuz durumlarda sorunu nasıl çözeceğinizi düşünün. Doktora gidin.  Spor yapın, düzenli beslenin.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Keyif alacağınız şeyleri yapın ve kendinize zaman ayırın. Mutlu  olabilmek için iyi bir psikolojiye sahip olmak gerekir. Kötü  hissediyorsanız psikolog yardımı alın. Yoga yapın, aklınızı boşaltın ve  rahatlayın. Sevdiklerinizle birlikte olun, eğlenin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;En yakınlarınıza örneğin eşinize, çocuğunuza, kardeş ya da  arkadaşınıza derdinizi anlatın ve dertleşin. Bu sizi rahatlanır.  Bastırılmış düşünceleri derine itmek yerine kazanan ya da kaybeden  durumunda her zaman bakış açınıza güvenin ve kendi fikrinizi dinleyin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu, psikolojik enerjinizi %99 artırır, daha mutlu hissettirir.  Kendinizle bir motivasyon konuşması yapın. Aynaya bakın ve kendinizle  konuşun. Ayrıcalıklı bir eleştiri yapın, kimseden eksik olmadığınızı  söyleyin, ve korkusuz olduğunuzu söyleyin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kendinize gülümseyin. Mutlu anları unutmamak için o ana odaklanın ve  tadını çıkarın. Bu gelecekte aklınıza gelecek ve hatırlayıp mutlu  olabileceksiniz.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2501309062536805356?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2501309062536805356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2501309062536805356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/en-buyuk-mutlulugunuzu-kesfedin.html' title='En Büyük Mutluluğunuzu Keşfedin - Motivasyon'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-690565185241693729</id><published>2010-06-16T04:54:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:55:25.258+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedavi'/><title type='text'>Kişilik Bozukluğu Durumlarında Neler Yapılmalı</title><content type='html'>&lt;p&gt;Kişilik bozukluğu (anksiyete), huzursuzluk, korku ya da endişe ile  ilişkili kötü hislerin kişinin ruh ve aklında birleştirilmesidir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Herşeyden korkma ve kaçma belirgin belirtileridir. Kalp çarpıntısı,  yorgunluk, bulantı, göğüs ağrısı, nefes darlığı, mide ve baş ağrısı gibi  fiziksel etkiler ile kendini gösterir. Panik atakla ortak yanları  vardır.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Günlük yaşamdaki herşey, herkes ve heryerden korkma, kaygı içinde  olmak, kişiye huzursuzluk verir. Yanlış düşüncelere kapılma durumu,  hayal kurma ve buna inanarak yaşama durumu vardır. Kişinin okul, iş, ev  ve sosyal hayatı fazlasıyla etkilenir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sinirlilik, terleme, düşünme-karra verme güçlüğü, konsantrasyon  güçlüğü, sık tuvalete gitme, titreme, uykuda düşme, kendi kendine  konuşma diğer belirtilerdir. Depresyon, alkol, uyuşturucu, fobiler,  obsesif kompulsif bozukluk diğer anksiyete bozukluklarıdır. Genetik ve  çevresel faktörler nedenleridir. Beyin üzerindeki mesajlar sinirlerden  doğru taşınmazsa anksiyeteye neden olur. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Çevresel faktörler ise, travma, taciz, ölüm, kaza, ayrılıklar, mekan  değişikliği gibi sebepleri vardır. Kafein ve nikotin kötüleştirebilir.  Ergenlikte sık rastlanır. Kadınlarda daha çok görülür. Çoğu kişide  günümüzde görülmeye başlanmıştır. Kötü hayat şartları bunu tetikler. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tedavisi için, mutlaka psikolog ya da psikiyatrist desteği  alınmalıdır. Korku veren ve istenmeyen yerlerden ve kişilerden  uzaklaşmak, huzurlu bir ortama kavuşmak, pozitif kişilerle birlikte  olmak kesin tedavilerindendir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-690565185241693729?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/690565185241693729'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/690565185241693729'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/kisilik-bozuklugu-durumlarnda-neler.html' title='Kişilik Bozukluğu Durumlarında Neler Yapılmalı'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5376969667845261271</id><published>2010-06-16T04:53:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:54:28.992+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anksiyete şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='anksiyete'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres şifalı bitkiler'/><title type='text'>Fobi Ne Demektir-Ne Değildir-Ganiş Bakış ve tedavileri</title><content type='html'>Fobi, bir nesne ya da bir durumun tehlike oluşturabileceğini düşünmek ve  ondan uzaklaşmaktır. Asansör fobisi, karanlık fobisi, yükseklik-hız  fobisi, böcek fobisi, kapalı yer fobisi, sosyal alan fobisi gibi türleri  vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Örnekleri çoğaltacak olursak, başarısızlık korkusu, köpek korkusu,  yalnızlık korkusu, dişçi korkusu, toplum içinde konuşma korkusu, kan  korkusu, hastane korkusu, gece korkusu, ölüm korkusu gibi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir fobi ile yaşamak zordur fakat korkulan şeyler her gün karşımıza  çıkmayabilir. Aile, arkadaş ya da bir uzmana bu durumu anlatarak ki bu  zamanla olabilir, bu şekilde atlatılabilir. Korkunun üstüne giderek onu  yavaşça uygulayarak da bu aşılabilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Genelde yeni denenen ya da ilk kez yapılan şeyler meraklıdır ve  gizemi bazen korku ya da endişe getirebilir. Bu ilerlerse fobiye  dönüşür. Kaynağını tespit ederek ana sorunu öğrenmek ve iyileştirmek  faydalı olacaktır. Sosyal fobi insanlarda en yaygın olanıdır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Toplum içine karışmamak, kimseyle muhatap olmamak, birşeye karışmamak  gibi. Agorafobi ise panik atağa bağlı olarak gelişir. Kişilik bozukluğu  ile de gelişebilir. 3 ana grubu vardır. Özgül fobi, sosyal fobi,  agorafobi. Özgül fobi herhangi birşeyden korkma, kedi, köpek, gece gibi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sosyal fobi, toplumda kaygılı olma toplumsal fobi. Agorafobi ise bir  yerde duramama, sıkılma gibi. Çarpıntı, sıcak basması, terleme ile  görülür. Çocuklarda 5-9 yaş arasında görülebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tedavi genelde uzman tarafından tavsiye edilen ilaçlarla yapılırken,  sosyalleşme, arkadaş edinme, üstüne gitme yöntemleri ile de kişi kendini  rahatlatabilmektedir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5376969667845261271?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5376969667845261271'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5376969667845261271'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/fobi-ne-demektir-ne-degildir-ganis-baks.html' title='Fobi Ne Demektir-Ne Değildir-Ganiş Bakış ve tedavileri'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7913245647840145609</id><published>2010-06-16T04:49:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:53:05.160+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ruh sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='stres kilo alma'/><title type='text'>Sıkıntı ve Stresin Vucüt Sağlığımıza Etkileri</title><content type='html'>&lt;strong&gt;Ruh sağlığımız&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Küçük çapta yaşanan günlük stresler insanı karamsarlığa, sinirliliğe ve  yorgunluğa iter. Stresin çapı genişledikçe, ruh sağlığımıza olumsuz  etkileri de aynı şekilde genişlemeye başlar. Yani stres kronikleşmeye  başladığında, stres hormonları depresyon, panik atak gibi birçok  davranış bozukluğuna, hatta hafıza kayıplarına bile neden olur. Bu  nedenle yapmamız gereken şey stresimizi, sinirimizi kontrol altında  tutmaya çalışmamızdır. Kendimizi kötü hissettiğimizi anladığımız anda  açık havada yapacağımız bir yürüyüş veya bizi sinirlendiren düşünceleri  büyütmek yerine çözüm bulup kafamızdan atmamız kronikleşmeyi  önleyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;&lt;strong&gt;Uyku düzenimiz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuzun düzenini sağlayan ve her zaman dengede olması gereken iki  hormon vardır; seratonin ve melatonin. Bu iki hormonda yaşanan  dengesizlikler uyku düzenimizi olumsuz yönde etkiler. Uykuya geçişte  güçlük çekilir, uyku esnasında bölünmeler yaşanır ve rahatsız bir uyku  uyumamıza neden olur. Stres de bu uykuyla yakından alakalıdır. Can  sıkıcı bir gün geçirdiysek sağlıklı bir uyku uyumamız da olanaksız hale  gelir. Dolayısıyla stresi eve taşımamak, mutlaka spor yaparak enerjiyi  dengelemek ve sadece ’keyifli’ bir uyku anlamına gelen bir yatak odası  oluşturmak düzenli bir uykuyu, dolayısıyla enerjik bir ertesi günü  getirecektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Bağışıklık sistemimiz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Vücudumuz tehdit edici bir durumla karşı karşıyaysa devreye savunma  mekanizması girer. Stres esnasında vücudumuzun adrenalinle dolar ve  vücut dayanıklılığını artıran birçok stres hormonu salgılanır. Bu  hormonlar o an için önemli olmayan vücut fonksiyonlarımızı minimuma  indirir. İlk olarak ikinci plana düşürülenler ise bağışıklık ve sindirim  sistemlerimizdir. Dolayısıyla stres kronik bir haldeyse bağışıklık  sistemimiz düşer, bu da bizi her türlü bakteriye ve virüse karşı zayıf  hale getirir. Bu durum kalp rahatsızlıklarından diyabete, hatta  kısırlığa kadar birçok hastalığa yol açabilir. Bizim yapmamız gerekenler  ise multivitamin desteği almak veya vücudumuzun stres sinyallerini  tanıyıp önlem almaya çalışmaktır.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong&gt;Sindirim sistemimiz&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Mide ağrıları ve yanmalarının altında sadece yediklerinizin veya  üşütmenizin yatmadığını biliyor muydunuz? Az önce söz ettiğimiz gibi  stres anında ikinci plana atılan sindirim sistemimiz de durumdan oldukça  etkileniyor. Stres hormonlarının salgılanmasından dolayı yavaşlayan  sindirim, uzun vadede ishale veya kronik hastalıklara neden olabiliyor.  Ayrıca stres, besinlerin sindirilmesine yardımcı olan mikroorganizmalara  zarar vererek, midenin dengesini alt üst ediyor. Stresimizi kontrol  altında tutmanın yanı sıra bol bol su tüketmek, meyve ve sebze  tüketimini artırmak ve fazla antibiyotik kullanmaktan kaçınmak sindirim  sistemimiz için yapacağımız iyilikler arasındadır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7913245647840145609?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7913245647840145609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7913245647840145609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/sknt-ve-stresin-vucut-saglgmza-etkileri.html' title='Sıkıntı ve Stresin Vucüt Sağlığımıza Etkileri'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4698325137445561126</id><published>2010-06-16T04:48:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:49:03.441+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı bitkisel maske'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt lekeleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt bakımı şifalı bitki'/><title type='text'>Makyaj Temizlemenin En Sağlıklı 10 Yolu</title><content type='html'>Instyle dergisi makyaj temizleme yöntemleri hakkında 10 önemli bilgi  vermiş. İşte makyaj temizlemenin en sağlıklı 10 yolu. &lt;p&gt;1- Tonik yerine özel bitki suları kullanabilir miyim?&lt;br /&gt;Eğer çok uzun zamandır siyah nokta tedavisi görüyor ve cildiniz alkolden  olumsuz yönde etkileniyorsa, toniğinizi bitki sularıyla  değiştirmemenizde fayda var. Ancak bazı bitkilerin olumlu etki yaptığı  cilt sorunları da bulunuyor. Örneğin hassas ciltlerde portakal ağacı  suyu, kırışıklıklarda papatya ya da gül suyu, cilt soyulmalarında gül  suyu ve ciltte meydana gelen tahrişlerde ise peygamber çiçeği suyu  etkili oluyor.&lt;br /&gt;&lt;span class="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;2- Kuru bir cilde sahibim. Su bazlı bir temizleme ürünü tercih edebilir  miyim?&lt;br /&gt;Elbette… Bir makyaj temizleme yağını, suyla masaj yaparak pamuk  kullanmadan cildinize uygulayabilirsiniz. Ilık suyla durulanan makyaj  temizleme yağı, genellikle içeriğinde bulundurduğu E ve A vitaminleriyle  yaşlanmaya karşı koyarken, jojoba yağıyla cildi besliyor, pamuk yağıyla  yumuşatıyor. Ancak ardından cildin ph seviyesini dengeleyecek bir krem  kullanmalısınız. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;3- Cildimi her sabah süt bazlı bir ürün ile temizlemek zorunda mıyım?&lt;br /&gt;Çok yağlı bir cilde sahip değilseniz ya da hava sizi terletecek kadar  sıcak değilse, sabahları süt bazlı bir temizleyici ürün kullanmanıza  gerek yok. Çünkü sabahları makyaj temizlemiyor, sadece cildinizde gece  boyunca hava kirliliğinden dolayı meydana gelen tıkanıklığı açıyorsunuz.  Bu yüzden ideal olan, cildinizi sabahları temizleyici bir tonik ile  silmektir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;4- Bazı su bazlı makyaj temizleyici ürünlerini kullandığım zaman  makyajım temizlenmemiş gibi hissediyorum. Bu normal mi?&lt;br /&gt;Makyaj temizleme ürünlerinin formüllerini hazırlayan bilim adamları,  makyajın tamamen silindiğini ve bu hisse genellikle yoğun makyaj yapan  kadınların kapıldığını söylüyor. Kendinizi rahatlatmak için, temizleme  işleminden sonra yüzünüzü iyice suyla yıkayıp, ardından nemlendirici bir  krem uygulayabilirsiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;5- Makyajımı temizleme mendilleriy le silmeyi tercih ediyorum. Bu  mendillerin cilde bir zararı var mı?&lt;br /&gt;Bilinen belli bir zararı yok ama rutin olarak her gün uygulanacak bir  temizleme işleminde tercih edilmemesi daha sağlıklı olur. Hem ekonomik,  hem de ekolojik değiller. Ayrıca derinlemesine bir temizlik yapamıyor.  Bu yüzden bu mendilleri, gece eve geç döndüğünüz de vakitten kazanmak  için kullanabilirsiniz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;6- Bazı akşamlar makyajımı silmeye üşeniyorum. Böyle zamanlarda sa  bah kalktığımda ne yapmalıyım? Akşam yapmanız gereken işlemi sabah  yapabilirsiniz. Cildinizi bir makyaj temizleyicisiyle temizledikten  sonra sabah kullandığınız toniğinizi uygulayabilirsiniz. Ancak tekrar  makyaj yapacaksanız, biraz beklemelisiniz. Temizleme işleminden hemen  sonra fondöten sürerseniz, cildiniz parlar ve fondötenin dayanma  süresinde azalma meydana gelebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;7- Yoğun makyaj yapmıyorum. Bu yüzden makyaj temizleyici yerine tonik  kullanmam yeterli olur mu?&lt;br /&gt;Ne yazık ki hayır… Hiç makyaj yapmadığınız bir gün eve gidince yüzünüzü  makyaj temizleyicisiyle temizleyip, sonra kullandığınız pamuğa bakın.  Pamukta kirlilikler olduğunu fark edeceksiniz. Hava kirliliğinden dolayı  cildimiz gün içinde çok zarar görüyor. Cildimizde makyaj olmasa bile bu  kirliliklerden dolayı gözenekler tıkanıyor, siyah lekeler meydana  geliyor. Bu yüzden makyaj yapmasanız bile cildinizi su bazlı bir makyaj  tamizleyicisiyle temizleyin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;8- Makyaj temizleyici ürünlerin cildi tedavi edici bir etkisi var mı?&lt;br /&gt;Her gün cildinizi temizleyerek, cildinizin yaşlanma sürecini  geciktiriyorsunuz. Yani makyaj temizlemek, gelecek için yatırım yapmak  demektir. Bazen bu temizleme işlemi sayesinde farkında olmadan  cildinizde meydana gelen bakterilerden arınıyorsunuz, bazen de tıkanmış  gözenekleri boşaltıyorsunuz. Bir şekilde cildinizin yaşlanmasına neden  olan sorunları tedavi etmiş oluyorsunuz.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;9- Su bazlı, süt bazlı, yağ bazlı ya da üçü birarada olan makyaj  temizleyiciler bulunuyor. Hangisini kullanmam gerektiğini nasıl  anlayacağım?&lt;br /&gt;Makyaj temizleyici ürün seçmekte en önemli etken cilt tipiniz. Bir  dermatolog yardımıyla yağlı, kuru ya da karma cilde mi sahip olduğunuzu  öğrenmekle işe başlamalısınız. Ardından kriterleri azaltarak cildinizin  isteklerini dinlemeyi öğrenmelisiniz. Bazı günler yumuşaklık, bazen ise  ferahlık isteyebilir. Her durum için farklı bir ürün kullanmanız  gerekiyor. Unutmayın, makyaj temizleme mutluluk ve zevk anı olmalı.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;10- Sabun formundaki makyaj temizleyicileri hassas ciltlere zarar  verir mi?&lt;br /&gt;Eskiden zarar verirdi ama teknolojinin gelişmesiyle birlikte elde edilen  yeni formüller hiçbir şekilde hassas ciltleri olumsuz yönde  etkilemiyor. Bu ürünleri hiç korkmadan kullanabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4698325137445561126?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4698325137445561126'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4698325137445561126'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/makyaj-temizlemenin-en-saglkl-10-yolu.html' title='Makyaj Temizlemenin En Sağlıklı 10 Yolu'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2317314486638957362</id><published>2010-06-16T04:47:00.001+03:00</published><updated>2010-06-16T04:47:54.426+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>İdeal Güzellik Nasıl Hesaplanır</title><content type='html'>&lt;p style="text-align: left;"&gt;Matematikçiler tarafından evrendeki en  güzel sayı olarak kabul ediliyor 1,6180339887… Tabii güzelliğin sırrı da  bu sayıda yani fi sayısında… Bu haftaki Aktüel, ideal güzelliğin sırrı  ’Altın Oranı’ anlatıyor.&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: left;"&gt;Yunan matematikçi Öklid tarafından M.Ö.  300’lü yıllarda bulunduğu düşünülen Altın Oran yani Fi sayısı  1,6180339887… matematikçiler tarafından evrendeki en güzel sayı olarak  kabul ediliyor. Doğanın temel yapı taşı, kainatın dengesi olduğunu iddia  edenler dahi bulunuyor bu sayının. Aktüel de bu haftaki sayısında  ’Altın Oran’ı ele alıyor. Yani insanların ideal güzelliğin sırrının  saklı olduğu oranı… Altın Oran’a göre bir insanın ’alt yüzü’nün  yüksekliğinin (burun kanatlarının başladığı noktayla çene kemiğinin  bittiği nokta arasındaki mesafe), ’üst yüzü’nün (burun kanatlarının  başladığı nokta ile iki kaş arasındaki nokta arasındaki mesafe)  yüksekliğinden fazla olması gerekiyor. Estetikçiler ideal yüz  güzelliğinin şifresini de veriyor: Üst yüzün oranı 2’yse, alt yüz 3  olmalı. Pek çok ünlü, işte bu orana yani Altın Oran’a sahip olmak için  estetikçilerin yolunu tutuyor. Türkiye’de de o ilahi güzelliği  estetisyen Dr. Teoman Doğan vadediyor. Dr. Doğan, dünyada doğal bir ’  Altın Oran’a sahip olan şanslı insanların ise David Beckham ve Charlize  Theron olduğunu söylüyor. Türkiye’de ise dünyanın en güzel kadınlarından  biri bulunuyor: Hülya Koçyiğit. Kemik yapısı bakımından mükemmel  hatlara sahip olan Koçyiğit’i, Nefise Karatay ve Merve İldeniz izliyor.  &lt;br /&gt;&lt;span style="color:#800000;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;br /&gt;Nasıl hesaplanıyor?&lt;/strong&gt; &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p style="text-align: left;"&gt;Yüzünün Altın Oran’a ne kadar uyduğunun  öğrenmek isteyenlerin profilden çekilmiş fotoğrafının üzerine ’Frankfurt  Horizontalı’ isimli düzlemi yerleştirmesi gerekiyor. İşe, göz-kulak  deliğinin üst sınırından geçen bir çizgi çizerek başlamak mümkün. Sonra  biri burun kanatlarının altından, diğeri çene altından geçen iki çizgi  daha eklemek gerekiyor. Aradaki mesafe, sahibinin ’alt yüz’ yüksekliğini  belirliyor. Burun kanatları ile kaşların ortasından geçen çizgi ise  ’orta yüz’ yüksekliğini oluşturuyor. Altın Oran’a göre alt yüz  yüksekliğinin, üst yüz yüksekliğinden daha fazla olması gerekiyor.  Burnun başlama ve bitiş yüksekliğinin ideal ölçüsü de 2/3’ü olmalı.  Kadınların burun ucu açısı için belirtilen değer 105 ile 115 arasında  bir derece. İdeal burun başlama noktasının ise karşıya bakıldığında, göz  bebeğiyle kirpiklerin arasına denk gelmesi gerekiyor.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2317314486638957362?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2317314486638957362'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2317314486638957362'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/ideal-guzellik-nasl-hesaplanr.html' title='İdeal Güzellik Nasıl Hesaplanır'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7801656925618344651</id><published>2010-06-16T04:46:00.001+03:00</published><updated>2010-06-16T04:46:49.889+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama alternatif tip'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayıflama bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayiflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme'/><title type='text'>Zayıflatıcı Dudak Kremleri Nasıl Kullanılır</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;İşte bu kremin  sırrı…Kadınların çikolata, şeker gibi kilo yapan yiyecekleri canlarının  çekmesini önlediği öne sürülen dudak kremi İngiltere’de satışa çıktı.&lt;/span&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;Kilo yapıcı yiyeceklere  duyulan arzuyu engellediği için ’yağ yakan’ krem diye lanse edilen ürün,  katkısız soya yağı, kafein ve yeşil çay özleri içeriyor. Bunların yanı  sıra iştah kesici özellik taşıyan ve bir kaktüs çeşidi olan hoodia  içeriyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;İngiltere’de 4,95 sterline (8  dolara) satılan ürünün, beş tat seçeneği var: Nar, vanilya, çilek, nane  ve acai çileği. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;Üretici firma kremin,  kadınların iştahını bastırıp enerjilerini artırarak kilo yapıcı  tatlılardan uzak durmasını sağlayabiyeceğini öne sürüyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;Firmanın internet sitesine  göre, krem, günde 6 defaya kadar uygulanabilir. Ancak üreticiler gece  bununla uyunmamasını, zira içindeki kafeinin uyku sorunu  yaratabileceğini belirtiyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;İnternet sitesinde, "Yorgun  hissediyorsanız, Burner Balm’ı uygulayın… Öğün arasındaysanız ve  atıştıracak bir şeyler bakınıyorsanız, Burner Balm’ı uygulayın…"  deniliyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;Kremin, rujun altına ya da  sade bir şekilde dudaklara sürülmesi tavsiye ediliyor. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;Ancak krem tartışma yarattı.  Bazı sağlık ve yeme bozuklukları kuruluşları, firmayı kadınların kilo  alma korkusunu sömürmekle suçladı. Kuruluşlar, bunun sadece bir  reklamdan ibaret olduğunu ve kremin zayıflatıcı bir etkisinin  olacağından şüphe duyulduğunu kaydetti. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;ABD’de altı aydır satışta  olan Burner Balm, şimdi İngiltere’de Hqhair.com. adlı siteden satışta. &lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;Belirtmekte fayda var: Daily  Mail muhabiri Hillary Freeman, tartışma yaratan kremi denemiş. Bir hafta  boyunca kremi günde altı kez kullandığını, sonuç olarak dudaklarının  gayet güzel nem kazandığını, ama banyosundaki tartısının ibresinde  milimetrelik bir oynama dahi olmadığını yazmış. Bu arada iştahının  kesilmediğini de belirtiyor.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7801656925618344651?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7801656925618344651'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7801656925618344651'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/zayflatc-dudak-kremleri-nasl-kullanlr.html' title='Zayıflatıcı Dudak Kremleri Nasıl Kullanılır'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2918580834504084499</id><published>2010-06-16T04:45:00.001+03:00</published><updated>2010-06-16T04:45:51.983+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç dökülme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç bakımı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç dökümü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='saç bakımı maskesi'/><title type='text'>Saç Örerken Dikkat Edilecek Hususlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: 14px;font-size:180%;" &gt;Her saç modeli işleminde olduğu  gibi saç örme işleminde de dikkat edilmesi gereken birtakım kurallar  bulunmaktadır. Bu kurallara uygun olarak işlemlerin yapılması,  uygulamanın daha başarılı olmasını sağlar..&lt;br /&gt;Saç Örerken Dikkat  Edilecek Hususlar&lt;br /&gt;Saçlar temiz olmalıdır. Saç kolay bir biçimde  taranmalıdır yani “çıtırık” denilen karışıklar olmamalıdır.Yapılacak  örgü için yüz şekli tespit edilmelidir ve yüz şekline uygun bir örgü  örülmelidir&lt;br /&gt;Örgüye göre saç tutamları eşit olarak bölünmelidir&lt;br /&gt;Örgünün  tekniğine uygun, belli bir sistemde örgü örülmelidir.&lt;br /&gt;Saçlara örgü  örerken hızlı hızlı hareket edilmelidir. Çünkü saç tutamları elinizden  kayabilir ve örgünüz bozulabilir&lt;br /&gt;Her örgü tutamı aynı sıklıkta  örülmelidir&lt;br /&gt;Örgü ören kişi sadece bileklerini kullanarak uygulama  yapmalıdır&lt;br /&gt;Saç şekillendirici ürünler saça örgü örmeye başlamadan  kullanılmalıdır&lt;br /&gt;Saçın kısa kısımlarının örgüden çıkmaması için minik  tokalar ile tutturulmalıdır&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2918580834504084499?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2918580834504084499'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2918580834504084499'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/sac-orerken-dikkat-edilecek-hususlar.html' title='Saç Örerken Dikkat Edilecek Hususlar'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5385150850089873407</id><published>2010-06-16T04:44:00.001+03:00</published><updated>2010-06-16T04:44:57.760+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akne bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sivilce şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sivilce bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akne şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sivilce bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sivilce'/><title type='text'>Sivilcelerden kurtulma yöntemleri</title><content type='html'>&lt;p&gt;Deriyi buhara tutma işlemi tamamlandıktan sonra sivilceyi çok  dikkatli bir şekilde sıkın. Sivilceyi sıktığınız kısmı alkolle silin.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bir süre sonra gözenek sıkılaştırıcı maskeyi kullanabilirsiniz:  yumurta akı, 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz; hepsini çırpın,  yüzünüze maske olarak uygulayıp 25 dakika bekletin, sonra yıkayın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Veya bir başka maske tarifi: 1 tatlı kaşığı bal, 1 tatlı kaşığı tuz, 1  tatlı kaşığı maya, limon suyu, 1 tatlı kaşığı ılık su; hepsini  karıştırın, yüzünüze sürün, 20-25 dakika bekletip yıkayın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yağlı ciltler alkol içeren losyonla veya karışımla günde birkaç kez  silinmelidir. Bunu özellikle dışarıdan eve geldiğiniz zaman yapmaya  gayret gösterin.Haftada bir kez “tuzla tedavi” yapmayı deneyin. Banyodan  sonra, pamuğu tuza batırın sonra yüzünüzü dairesel hareketlerle silin.  Yüzünüzü yıkayın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sivilce tedavisi komplike bir şekilde gerçekleştirilmelidir, haricen  kullanılan ürünler olduğu gibi, bazı ürünleri de dahilen  kullanmalısınız. Sivilceden kurtulmak için öneriler:&lt;/p&gt; &lt;p&gt;- Beyaz lilyumun taze çiçeklerini şişeye koyun, üzerine alkol eleyin,  her akşam bu karışımla yüzünüzü silin.&lt;br /&gt;- Aloe yapraklarının suyunu kullanabilirsiniz. Aloe yapraklarını  toplayın, yıkayıp 10 gün serin bir yerde saklayın. Sonra suyunu sıkın.  Bu suyla yüzünüzü silin.&lt;br /&gt;- Huş ağacı tomurcuğundan yapılan kompres sivilcelerden kurtulmaya  yardımcı olur. 1 yemek kaşığı huş ağacı tomurcuğunun üzerine bir su  bardağı sıcak su ekleyip 10-20 dakika kaynatın. Soğuttuktan sonra  yüzünüze uygulayın. Tomurcukları çay gibi demleyerek içebilirsiniz de.  Huş ağacı yaprakları da kullanılabilir. Yıl boyunca çayını için ve  sağlıklı olun. Bu çayla ayrıca saçlar da durulanabilir.&lt;br /&gt;- Sinirliotun taze sıkılmış suyuyla yüzünüzü silin, maske olarak  kullanın.&lt;br /&gt;- 2 çorba kaşığı yabani çuha çiçeği köklerine 1 bardak kaynar su  ekleyin. 1 saat bekleyin. Süzüp cildinizi bu çayla silin.&lt;br /&gt;- 1 çorba kaşığı mürver çiçeğine 1 bardak sıcak su ekleyin, demleyin.  Günde 3 defa bu çayı bölerek için.&lt;br /&gt;- Yabani kiraz çiçeklerini kaynatın, suyuyla yüzünüzü yıkayın.&lt;br /&gt;- Çam kabuğu, tomurcuğu ve yapraklarını kaynatın, yüzünüzü yıkamak için  kullanın. Banyo için de kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;- 300 ml kaynayan suya acı pelin otunu ekleyin. Demleyin. Kompres olarak  kullanın. Taze pelin suyunu maskelere ekleyin.&lt;br /&gt;- Devetabanı yapraklarına sıcak su ekleyin (1:10), yağlı ciltler için  maskelerde kullanın.&lt;br /&gt;- 4 çorba kaşığı oğulotu (melisa) + 1 bardak kaynar su. Şişliklerde  kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;- 1 çorba kaşığı andız köklerine yarım litre sıcak su ekleyin. 5 dakika  kaynatın. Süzün. Yüzünüzü yıkamak için kullanın. Taze halde maske  yapımında kullanabilirsiniz.&lt;br /&gt;İçecek Reçeteleri:&lt;br /&gt;- 2 çorba kaşığı ısırgan yaprağına 2 bardak sıcak su ekleyin, 2 saat  bekleyin. Günde 4 defa yarım bardak için.&lt;br /&gt;- 1 çorba kaşığı karahindiba köklerine 1 bardak kaynar su ekleyin, 15  dakika kaynatın. 45 dakika soğutun, süzün. Ünde 3 defa yarım bardak,  yemekten 15 dakika önce için.&lt;br /&gt;- 3 ölçü andız kökü, 3 ölçü at pıtrağı kökü, 4 ölçü sarı kantaron otunu  demleyin. Günde 2 bardak için.&lt;br /&gt;- Dereotu tohumu, at pıtrağı kökü, meyan kökü, karahindiba kökü, akdiken  kabuğu – eşit miktarda karıştırın, demleyin, yemekten yarım saat önce  yarım bardak sıcak olarak için.&lt;br /&gt;- Adaçayını çay veya kahve yerine için&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sivilcelere karşı diğer yöntemler:&lt;br /&gt;- Yüz temizleme losyonu. 1 tatlı kaşığı papatya, 1 tatlı kaşığı sarı  kantaron, 2 tatlı kaşığı kartopu çiçeği. 200 ml sıcak su ekleyip,  kapağını kapatıp demleyin, 30 dakika bekletin. Yüzünüzü ılık karışımla  silin.&lt;br /&gt;- Maske. 1 tatlı kaşığı kartopu çiçeği, 1 tatlı kaşığı kalendula çiçeği  ve 1 tatlı kaşığı tarla at kuyruğunu karıştırın. 200 ml sıcak su ekleyip  kapağını kapatın. Patatesi haşlayın, suyunu süzün ve demlediğiniz çayı  patateslere ekleyin, iyice ezin, maske hazırlayıp yüzünüze sürün. 15-20  dakika bekleyin. Ilık suyla yıkayın.&lt;br /&gt;- Temizleme losyonu. 2 çorba kaşığı tarla atkuyruğuna 150 ml oda  sıcaklığındaki suyu ekleyin, kapatıp bir gece bekletin. Sabah 1 kaşık  karışıma 3 kaşık karpuz suyu denk gelecek şekilde karpuz suyu ekleyin.  Yüzünüzü bu karışımla temizleyin.&lt;br /&gt;- Domates maskesi. 2 çorba kaşığı domates rendesine 1 çorba kaşığı  nişasta ekleyin, maske hazırlayıp yüzünüze uygulayın. 15-20 dakika  bekletip soğuk suyla yıkayın.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Buz küpleri&lt;br /&gt;Bazı şifalı bitkileri kullanarak buz küpleri hazırlayabilirsiniz. Buz  küplerini sabahları kullanabilirsiniz. Onları yüzünüze sürmeniz cildiniz  için yararlı olacaktır. Ancak eğer buzun cildinize iyi gelmediğini  hissederseniz erimeye bırakın, pamuk yardımıyla yüzünüze sürün.&lt;br /&gt;- Şerbetçi otu buz küpü. 1 kaşık şerbetçiotu kozalağına 50 ml sıcak su  ekleyin, kapağını kapatıp 30 dakika demleyin. Buz kalıbına boşaltın. Ve  dondurucu bölmeye yerleştirin.&lt;br /&gt;- Kalendula yapraklarından buz küpü. 2 kaşık kalendula yaprağına 50 ml  sıcak su ekleyin, kapağını kapatıp demleyin. Kalıplara boşaltıp  dondurun.&lt;br /&gt;- Adaçayı buz küpleri. 1 tatlı kaşığı adaçayı yaprağına 50 ml sıcak su  ekleyin, 5-7 dakika demleyin. Dondurup kullanın.&lt;br /&gt;- Dere otu tohumu buz küpü. 1 tatlı kaşığı dereotu tohumuna 100 ml sıcak  su ekleyin, 15 dakika bekleyin. Süzüp soğutun ve kalıplara boşaltın.&lt;br /&gt;- Meyve suyu küpleri. Bazı meyve ve sebzelerin suyunu dondurarak  kullanabilirsiniz; Karpuz suyuna çok az tuz ekleyerek dondurun. 2 kaşık  ayva suyu+2 kaşık maydanoz suyunu karıştırın. Buz kalıplarına döküp  dondurun. Veya çilek suyuna kavun suyu ekleyin, karıştırıp dondurun.&lt;br /&gt;- Gül küpleri. 3 tatlı kaşığı gül yaprağına 50 ml sıcak su ekleyin,  kapatıp soğumaya bırakın. Soğuduktan sonra yapraklarıyla beraber  kalıplara döküp dondurun&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5385150850089873407?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5385150850089873407'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5385150850089873407'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/sivilcelerden-kurtulma-yontemleri.html' title='Sivilcelerden kurtulma yöntemleri'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6779734797641144605</id><published>2010-06-16T04:42:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:43:41.981+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide yanması doğal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide ağrısı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadin sagligi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide yanması'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mide'/><title type='text'>Mide İltihaplanması Gastrit İçin Bilinmesi Gerekenler, Çözüm Yolları</title><content type='html'>&lt;p&gt;Gastrit, mide astarının iltihaplanması  sonucunda oluşan bir hastalıktır. Gastrit iltihabı sıklıkla mide  ülserine sebep olan aynı bakteri enfeksiyonunun sonucudur. Bir takım  ağrı  kesicilerin düzenli kullanımı ya da alkol tüketimi gastrite yol  açabilir.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Gastrit akut ya da kronik olabilir. Bazı durumlarda ülsere ve mide  kanserine yol açabilir. Ciddi değilse hızlı tedavi edilebilir.  Belirtileri, üst karında hazımsızlık, yakıcı ya da normal ağrı, bulantı,  kusma, iştah kaybı, şişkinlik, yemeklerden sonra üst karında dolgunluk  hissi ve kilo kaybı. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Akut gastritte daha çok bulantı ve ağrı varken, kronik gastritte  şişkinlik ve iştah kaybı baş gösterir. Gastrit zaman zaman mide  kanamasına yol açabilir. Aşırı kanama ya da kusmada tıbbi yardıma gerek  duyulur. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Risk faktörleri, h pylori bakteri enfeksiyonu, düzenli aspirin ve  ilaç kullanımıdır. Gastritin tedavisi gastritin nedenine göre farklı  şekillerde yapılır. Genellikle mide asidinin çeşitli yöntemlerle  azaltılması gastrit şikayetlerinin azalmasını sağlar. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;HP pozitif bulunan durumlarda bakterinin temizlenmesine yönelik en az  2 antibiyotik içeren bir ya da 2 haftalık tedavi yapılır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6779734797641144605?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6779734797641144605'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6779734797641144605'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/mide-iltihaplanmas-gastrit-icin.html' title='Mide İltihaplanması Gastrit İçin Bilinmesi Gerekenler, Çözüm Yolları'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7464514185098180178</id><published>2010-06-16T04:41:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:42:40.738+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti  şifalı otlar'/><title type='text'>Yumurtalık Kistleri ve Tedavisinde İzlenmesi Gereken Yollar</title><content type='html'>Yumurtalıklar bir çift kadın üreme sistemi organıdır. Rahmin  çevresindedir. Yumurtalıklar yumurta ve kadın hormonu üretirler.  Hormonlar belirli hücreleri ve organların işlevini kontrol eden kimyasal  maddelerdir.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kadının adet döngüsü boyunca yumurta yumurtalıkta her ay büyür. Bu  küçük kese içinde bir folikül yetişir. Yumurtalıklar kadın hormonlarının  (östrojen ve progesteron) ana kaynağıdır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu hormonlar göğüslerin ve saçın büyümesini, vücut şeklini, adet  döngüsünü ve hamileliği etkiler. Kistler herhangi bir bölgede  gelişebilir. Yumurtalıkların üzerinde oluşursa yumurtalık kistidir.  Genelde adet döngüsü sırasında oluşurlar. 2 türü vardır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Folikül kistleri, korpus luteum kistleri. Folikül kistleri, yumurta  kesesi açık,serbest olduğunda kist oluşabilir. Korpus luteum kistleri,  folikül kistlerin aksine bu tür kistler genellikle ağrılıdırlar.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Endometriozis adı verilen durum yumurtalıklar içinde oluştuğunda  burada içi koyu kahverengi, eskimiş kan dolu, sıvı çikolatayı andıran  görünümde bir sıvı içeren kistik oluşumlar meydana gelebilir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Belirtileri, basınç, şişme, karın ağrısı, pelvik ağrı, alt sırt ve  uylukta ağrı, sık idrara çıkma, cinsel ilişki sırasında ağrı, kilo, adet  ağrıları, anormal kanama, bulantı, kusma, meme hassasiyeti. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kistler, ultrason, gebelik testi, hormon seviyesi testi, kan testi  ile tespit edilebilir.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Doktor tedavisi şarttır. 2 ana ameliyat türü vardır. Ameliyatla kist  alınır. Zararsız kistler için ve tehlikeli kanser boyutundaki kistler  için. Doğum kontrol hapları da tavsiye edilir. Yumurtalık kistleri  önlenemez. Fakat kendiliğinden kaybolabilir ve kansere yol açmaz. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7464514185098180178?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7464514185098180178'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7464514185098180178'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/yumurtalk-kistleri-ve-tedavisinde.html' title='Yumurtalık Kistleri ve Tedavisinde İzlenmesi Gereken Yollar'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6961801010353200726</id><published>2010-06-16T04:40:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:41:40.978+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varis şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varis şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varis dogal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varis bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='varis alternatif tip'/><title type='text'>Varis Tedavisinde Etkili Yöntemler</title><content type='html'>Varis kalıtsal bir hastalıktır. Düzensiz bağırsak hareketlerinden  kaynaklanabilir. Diğer nedenleri, hamilelik, şişmanlık, ayakta yapılan  işler, sandalyede oturma, düşük lifli diyet ve kabızlık, sıkı iç  çamaşır, hareketsizlik, sigara kullanma, doğum kontrol haplarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Kabızlıktan kaçınmalısınız. Bacakları çapraz bacak bacak üstüne  kullanmamalısınız. Bu kan akışını engeller. Ardıç ve buğday  yapraklarının suyunu günde 2-3 bardak içebilirsiniz. Yatmadan 3 dakika  önce bacaklarınıza soğuk duş aldırın. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kereviz, ıspanak, su teresi, hardal ve yeşil biberi ve karabuğdayın  suyunu karıştırıp içtiğinizde etkileri azalacaktır. Elma sirkesine  batırdığınız bir bezle varisli bacağınızı sarın ve 20 dakika  ayaklarınızı yukarı bir yere kaldırın, dinlendirin. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Varise temiz havada bol yürüyüş ve hareket iyi gelir. Lahana  yapraklarını haşlayıp soğutun ve varisli bölgeye sarın. 20 dakika  bekletin. Bu, varisli bölgeyi rahatladır. Haftanın belirli günlerinde  tekrarlayın. Varis tedavisinde damarların içine ince iğnelerle ilaç  enjekte edilir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Daha sonra basınç bandajları, ve çorap uygulanır. İnce ve kalın  varisler ve kılcal damar çatlamaları sclerotherapy ile başarılı bir  şekilde tedavi edilebilmektedir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6961801010353200726?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6961801010353200726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6961801010353200726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/varis-tedavisinde-etkili-yontemler.html' title='Varis Tedavisinde Etkili Yöntemler'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-221793566968059040</id><published>2010-06-16T04:39:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:40:30.985+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sağlıklı beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='beslenme'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Osteoporozu Doğru Beslenme İle Yenmenin Yolları</title><content type='html'>Kemik yoğunluğu kaybı ile kemiklerin kırılganlaşmalarıdır. Kemiklerdeki  protein ve kalsiyumun azalmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Farkedilmesi zaman alabilir. Kemik yoğunluğu büyük ölçüde çevresel  faktörler ve ilaçlar tarafından ve genetik faktörler tarafından  etkilenir. Kemik yoğunluğu 25 yaşında zirveye ulaşır. 10 yıl boyunca  korunur. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kadınlarda östrojen osteoporozu hızlandırır. Ayrıca, sigara, alkol,  egzersiz eksikliği, kalsiyum alamama, kötü beslenme, kemoterapi,  karaciğer hastalıkları, hareketsizlik, tiroid hormonu ilaçları, &lt;/p&gt; &lt;p&gt;D vitamini eksikliği ve bazı ilaçlar osteoporoza neden olur.  Tedavisinde erken teşhis önemlidir. Tüm nedenlerinden uzak durarak  iyileştirilebilir. Kesinlikle kalsiyum takviyesi şarttır. Süt ve süt  ürünleri, meyve sebze tüketilmelidir. Ayrıca, doymuş yağlar, lifli  gıdalar, proteinli gıdalar, vitamin, mineral ve eser elementlere ihtiyaç  duyulur. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Keten tohumu, balkabağı tohumu, susam tohumu, ayçiçeği tohumu,  mercimek, soya fasulyesi, badem, fındık, yerfıstığı, ceviz ve bunların  yağı, mısır, kara buğday, darı, yulaf, arpa, çavdar, buğday, elma, muz,  kivi, hurma, incir, erik, üzüm, brokoli, ıspanak, kereviz, rezene,  zencefil maydanoz, biberiye, adaçayı, ısırgan otu ve sarımsak iyi  gelmektedir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bu gıdalar, östrojenleri temizler ve onları tüm vücut içinde,  atardamarlar ve kemikleriniz de dahil olmak üzere ihtiyaç duyuldukları  yerlere taşır. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-221793566968059040?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/221793566968059040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/221793566968059040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/osteoporozu-dogru-beslenme-ile-yenmenin.html' title='Osteoporozu Doğru Beslenme İle Yenmenin Yolları'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-2257635773635303283</id><published>2010-06-16T04:37:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:38:29.202+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='preterm doğum'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Doğumdan Sonra Beslenme Alışkanlıkları ve Doğru Beslenme</title><content type='html'>Doğumdan sonra bebekler anne sütünü tek başına 6 ay boyunca  almalıdırlar. Emzirmeye, doğum şekli normal veya sezaryen olsun, mümkün  olduğunca doğumdan hemen sonra başlanmalıdır.&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Çünkü saatler süren doğum eylemi sonrası dünyaya gelen bebek  yorgundur ve acıkmıştır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Loğusalık döneminde sütün bol bir şekilde gelmesi için annenin  yapması gereken iki konu vardır: Bebeğini sık sık emzirmek ve bol  miktarda sıvı tüketmek. Sütün bol ve uzun süreli gelebilmesi için bebek  her istedikçe ve de sık sık emzirilmelidir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bebekler doğduklarında hayatlarının ilk 4 gününde kendilerine yetecek  kadar vücutlarında yedek su ile birlikte doğarlar. Bu nedenle anne sütü  bollaşana kadar dışardan su veya diğer içeceklerin verilmesine gerek  yoktur. Anne sütü ile beslenen bebeklerde alerjik hastalıklar çok daha  az görülür. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;İlk 4 ay içerisinde bebeklere anne sütü dışında su dahil hiçbir ek  gıda verilmemelidir. Bebeklerini emziren kadınlarda ileri yaşlarda göğüs  kanseri görülme riski azaldığı tesbit edilmiştir. Bebekler  barsaklarında mekonyum adı verilen koyu kıvamlı yapışkan bir madde ile  doğarlar. Anne sütü mekonyumun barsaklardan atılmasını kolaylaştırır.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-2257635773635303283?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2257635773635303283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/2257635773635303283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/dogumdan-sonra-beslenme-alskanlklar-ve.html' title='Doğumdan Sonra Beslenme Alışkanlıkları ve Doğru Beslenme'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8024535238680020445</id><published>2010-06-16T04:36:00.001+03:00</published><updated>2010-06-16T04:36:46.208+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı doğal tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı bitkisel tedavi'/><title type='text'>Kadınların Kabusu Vajinal Akıntılar</title><content type='html'>Vajina duvarlarındaki ve vajinanın içinde bulunan rahim ağzındaki  bezelerden salgılanan sıvılar bu nemliliği ıslaklığı sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Varolan akıntı kişinin hareketi, ayakta durması gibi nedenlerden  dolayı yerçekiminin etkisiyle vajinadan dışarı akacak ve iç çamaşırında  veya pedinde bir ıslaklık oluşturacaktır. Ve bu salgılanma herhangi bir  hastalık veya sıkıntı yoksa sağlıklı bir kadında süreklidir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Normal vajinal akıntı berraktır ve sıvı yumurta akını andırır, koku  yapmaz. Bu ıslaklığın kıvamı yumurtlama dönemi sırasında biraz değişir  ve sıvılaşabilir. Rahatsız edici bir vajinal akıntıyla yaşamak kişinin  hayat kalitesini düşürecektir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Kendinize olan güveniniz azalacak, kendinizi kötü ve huzursuz  hissetmenize sebep olacaktır. Cinsel yaşantınızı ve partnerinizle olan  ilişkinizi etkileyebilecektir. Daha da önemlisi sağlığınızı bozacak,  kısırlığa veya daha kötü sonuçlara gidebilen olaylara sebep  olabilecektir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Tedavi: tedavi hekimin muayenesinden sonra verdiği ilaçların düzenli  kullanımı ile olacaktır, doktorunuz ayrıca size iç çamaşırlarınızı  kaynatmanızı ve de sıcak ütü ile ütülemenizi de önerebilir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8024535238680020445?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8024535238680020445'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8024535238680020445'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/kadnlarn-kabusu-vajinal-akntlar.html' title='Kadınların Kabusu Vajinal Akıntılar'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5250361049238065590</id><published>2010-06-16T04:33:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:34:39.839+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='detoks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='diyet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='zayiflama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kilo verme'/><title type='text'>Mucizevi Buluşun Adı Detox</title><content type='html'>Detoks, sağlıklı yaşam arayışları içerisinde olan insanların en çok  kullandığı yöntemlerden biridir. Bu yöntemle birlikte sağlıklı bir gün  geçirmek için vazgeçilmez olabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="left"&gt;Detoks, vücudumuza çeşitli yollardan gireren ve atık  madde olarak dışarı atılmayı bekleyen toksinlerden kurtulma  yöntemlerinden biridir. Şunu belirtelim, birçok insanın vücudunda gün  içinde yorgunluk belirtileri başgösterir. &lt;/p&gt; &lt;p align="left"&gt;Özellikle halsizlik bunun en büyük göstergesidir. Farklı  nedenlerden de kaynaklı olabilir. Ama vücut dengesini korumak için  Detoks yapılması şarttır. Denize yakın bir yerde oturuyorsanız ve suyun  temizliğinden eminseniz, her gün birkaç damla deniz suyunu içme suyuna  damlatarak içmeniz vücut asit dengeniz için son derece yararlı  olacaktır. &lt;/p&gt; &lt;p align="left"&gt;Denizde yüzmenin de tedavi edici özellikleri var ve  günde belirli aralıklarla suya girilmesi çok yararlı. Detoks sağlayan  çaylar, başta yeşil çay olmak üzere birçok bitkisel çayın detoks etkisi  yüksektir. Papatya, ginseng, ginko biloba, ekinezya, kırmızı pancar,  zencefil, meyankökü de toksin arındırıcı özellikleri olan önemli  kaynaklardır. Sıcak suyun ve su ile masajın faydaları büyük. &lt;/p&gt; &lt;p align="left"&gt;Ayrıca ölü derilerimizden arınarak gözeneklerimizi  açtığımız takdirde toksinlerden daha kolay kurtulabiliriz. Cilde kuru  fırça ile yapılan masaj kan dolaşımını hızlandırarak, ciltteki oksijen  oranını arttırır. &lt;/p&gt; &lt;p align="left"&gt;Cildimiz ve iç organlarımıza çok yararlıdır. Küveti su  ile doldurup, evde detoks yapmak istediğinizde cildi tahriş eden zararlı  kimyasallar içeren sabunlar yerine, papatya, biberiye, okaliptüs ve  adaçayı gibi doğal yağlar kullanmayı tercih etmelisiniz. &lt;/p&gt; &lt;p align="left"&gt;Ayrıca banyonuza yarım bardak içme sodası ve/veya deniz  tuzu da ilave edebilirsiniz. Detoks sırasında, beslenme programınızı ve  diğer tedavilerinizi desteklemek için alınması gereken en ideal  antioksidan vitaminler: çinko, kalsiyum, B vitaminleri (özellikle B3), C  vitamini, selenyum, A vitamini, E vitamini olarak özetlenir.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5250361049238065590?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5250361049238065590'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5250361049238065590'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/mucizevi-bulusun-ad-detox.html' title='Mucizevi Buluşun Adı Detox'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8148091826198897435</id><published>2010-06-16T04:32:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:33:30.484+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='an otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Bağışıklık Sistemi Güçlendirici-Ahmet Maranki</title><content type='html'>&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;Mevsim geçişlerinde vücut direnciniz düşebilir,  hastalık tehlikesiyle karşı karşıya kalabilirsiniz. Bağışıklık  sisteminizi güçlendirmek ve sağlığınızı korumak için yapmanız gerekenler  çok basit!&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;Sonbaharda  kolaylıkla bulabileceğimiz C vitamin    açısından zengin meyveler  bağışıklık sistemini korurlar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Siyah Üzüm:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;  Çekirdeğiyle birlikte yenildiğinden kansere karşı koruyucu özelliğe  sahiptir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Böğürtlen:&lt;/strong&gt;  &lt;/span&gt;İçerdiği C vitamini ile vücudun direncini artırıyor ve  hastalıklara karşı koruyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Kivi:&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;  Yaz kış her mevsim bulabildiğimiz kivi  C vitamini açısından oldukça  zengin bir meyve. Grip ve soğuk algınlıklarına yakalanmamak için kivinin  mucize gücünden faydalanabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;&lt;strong&gt;Portakal ve  Mandalina:&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt; C vitaminin en yoğun buluunduğu meyveler  olduğunu biliyorsunuz. Hastalıklara karşı korunmak için mutlaka portakal  ve mandalina tüketin.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;Beslenme  alışkanlarınızda yapacağınız faydalı değişiklikler hem bağışıklık  sisteminizi güçlendirir hem de yaşam boyu sağlıklı olmanıza olanak  tanır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;Vücudumuzun tuz ihtiyacı azdır. Yediğimiz  yiyeceklerin içinde bulunan tuz miktarı, vücudun ihtiyacını fazlasıyla  karşılar. Yemeklerinize eklediğiniz her fazla miktardaki tuz  böbreklerin, kalp ve damar sisteminin zarar görmesine neden olur. Mümkün  olduğunca tuz alımını azaltın.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;  &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;Sağlıklı hayatın temellerinden biri de kilo  kontrolüdür. Yaşınız, boyunuz, metabolizma hızınıza göre kilonuz az ya  da fazla olduğunda sağlık sorunları yaşayabilirsiniz. Kilo kontrolü için  glisemik endeksi düşük yani kan geç karışan ve tok tutan bulguru  sofralarınızda bulundurmaya özen gösterin.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;Ekmek yemeyi  seviyorsanız bu alışkanlığınızdan vazgeçmeniz imkansız gibidir.  Günümüzde çok çeşitli ekmeklerle yemek zevkinizden kendinizi mahrum  bırakmanıza gerek yok. Kalorisi düşük, lif oranı yüksek tam tahıllı  ekmeklerle hem kilonuzu hem de sağlığınızı koruyabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt; &lt;div style="text-align: justify;" class="article_segbody"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;&lt;span style="font-family:verdana,geneva;"&gt;Vücudumuz için gerekli  vitaminlerden bazıları yağda çözünür. Yani vitaminin vücut tarafından  işlenip kullanılabilmesi için yağa ihtiyacı vardır. A,D,E,K vitaminleri  adı verilen yağda çözünen vitaminler için hayvansal yağlar yerine  bitkisel yağları tercih edin. Zeytinyağı, fındık yağı gibi yeterli  miktarda bitkisel yağlarla bağışıklık sisteminizi güçlendirebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8148091826198897435?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8148091826198897435'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8148091826198897435'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/bagsklk-sistemi-guclendirici-ahmet.html' title='Bağışıklık Sistemi Güçlendirici-Ahmet Maranki'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6212978055558142078</id><published>2010-06-16T04:31:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:32:11.512+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damar hastaligi tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damar hastalıkları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='damar hastalığı'/><title type='text'>Damar Tıkanıklığı-Ahmet Maranki</title><content type='html'>&lt;p&gt;Daha önce kansere karşı etkili olduğu belirlenen domatesin bir  faydalarına bir yenisi eklendi. Bilimadamları domatesin kanı daha  akışkan hale getirerek damar tıkanıklığı ve daralmasını engellediğini  açıkladı. Domates suyu da benzer bir etki yapıyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Vücutta bir yara açıldığı zaman kanın pıhtılaşmasını sağlayarak kan  kaybını engelleyen kan pıhtısı hücreleri çok yoğun olduğu zaman damar  tıkanıklığı ve daralmasına neden olabiliyor.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Bazı kişilerde de pıhtılaşmayı sağlayan ‘Platelet’ maddesi çok yoğun  olarak bulunuyor, bu da damardaki kan akışını giderek zayıflatıyor ve  zamanla damar tıkanıklığına neden oluyor. Yapılan araştırmalar domateste  bulunan bir maddenin pıhtı hücrelerinin neden olduğu kan yoğunluğunu  azalttığını ve kanı daha akışkan hale getirdiğini gösterdi.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;SUYU DA YARARLI&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Sonuçları İngiliz Platelet dergisinde yayınlanan araştırmaya göre;  domatesin çekirdeğinin çevresindeki sarı sıvı işte bu etkiyi yaratıyor.  Yani domates yemek ve domates suyu içmek faydalı. Üstelik domatesin kanı  akışkan hale getiren ilaçlar gibi yan etkileri de yok. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;BOL BOL DOMATES YİYİN&lt;/p&gt; Uzmanlar sigara içenlere, doğum kontrol hapı kullanan kadınlara, uzun  yolculuklar yapanlara, bütün gün oturarak çalışanlara kanı akışkan hale  getirmek için bol bol domates yemesini tavsiye ediyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6212978055558142078?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6212978055558142078'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6212978055558142078'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/damar-tkanklg-ahmet-maranki.html' title='Damar Tıkanıklığı-Ahmet Maranki'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-3363793599187422348</id><published>2010-06-16T04:29:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:31:00.731+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ahmet maranki'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><title type='text'>Şişkinlik ve Hazımsızlık-Ahmet Maranki</title><content type='html'>&lt;p&gt;Hazımsızlık (dispepsi), karnın üst bölgesinde ağrı, erken doyma,  şişkinlik, bulantı hissi gibi yakınmalarla tarif edilen bir  rahatsızlıktır. Oldukça yaygın olan bir durum olan hazımsızlıktan hemen  herkes yaşamının bir döneminde yakınır. Ancak toplumun ortalama dörtte  birinde bu yakınmalar uzun süreli olarak bulunur ya da sık nükseder.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bahattin Çiçek,  hazımsızlık diye tarif edilen durumun tek bir hastalık olmadığını, bazı  durumlarda hazımsızlığı yapan görülür ve organik bir hastalık olduğunu  belirterek şunları söyledi: &lt;/p&gt; &lt;p&gt;* Yemek borusunda reflü olması&lt;br /&gt;* Safra kesesi hastalıkları&lt;br /&gt;*  Pankreas hastalıkları&lt;br /&gt;* Mide ülser veya kanseri&lt;br /&gt;* Aspirin veya  romatizma ilaçlarının kullanımı &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Az hareket, kilo almak da hazımsızlık yapar &lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hastaların üçte ikisini oluşturan fonksiyonel hazımsızlıkta ise kesin  bilinen bir neden yoktur. Ancak bu kişilerde de büyük oranda sorumlu  olduğu düşünülen durumlar vardır. Örneğin bu kişilerin büyük kısmı  yakınmalarının yemeklerle ilişkili olduğunu belirtirler. Az yemekle  hemen doyduklarını, şiştiklerini bazen de açlıkla midelerinin ağrıdığını  belirtirler. Dolayısı ile mide hareketlerinde, boşalmasında sorun  olması veya mide asidine kişinin duyarlı olması fonksiyonel  hazımsızlıktan sorumlu olabilir. Hareket azlığı, kilo alımı mide barsak  hareketlerinin yavaşlaması sonucu hazımsızlığa neden olur.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;“Helikobakter pylori” mikrobu ülkemizde yaygın olarak bulunmaktadır.  Bu mikrobun hazımsızlıktaki rolü net değildir. Helikobakter mikrobu  ortadan kaldırıldığında hastaların ancak onda birinde kalıcı rahatlama  sağlanabilmektedir. Stres muhtemelen kişinin hazımsızlığı daha ciddiye  almasına, daha çok sorun etmesine neden olmaktadır. Anksiyetesi olan  kişiler diğerlerine göre daha çok hekime başvurmaktadır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;45 yaş üzerindekilerde hazımsızlık araştırılmalı&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;Öncelikle hazımsızlığın altta yatan ciddi bir hastalığın yansıması  olup olmadığının bilinmesi gerekir. Hekimin görevi hazımsızlık şeklinde  belirti veren mide ya da mide dışı ciddi organik nedenleri fonksiyonel  hazımsızlıktan ayırt etmektir. Hazımsızlık sık görüldüğü ve genellikle  tetkiklerde ciddi bir bozukluk saptanmadığı için her hazımsızlık  tanımlayan kişinin araştırılması önerilmez. Kişide ciddi bir hastalık  varlığını düşündüren sebepsiz kilo kaybı, lokma yutmada güçlük, inatçı  kusmalar, kansızlık, dışkı veya kusmukta kan olması durumunda veya  hazımsızlık tanımlayan kişi 45 yaşın üzerinde ise araştırılması gerekir.  Yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağının görüntülenmesini  sağlayan endoskopi, hazımsızlıkta tercih edilmesi gereken testtir.  Organik hastalıkların dışlanması durumunda fonksiyonel hazımsızlığın  kişi için önemi yaşam kalitesini bozması, işgücü kaybına neden  olabilmesidir. Fonksiyonel hazımsızlık ilerleyici bir hastalık değildir.  Ancak çalışmalar göstermiştir ki zaman zaman rahatlamalar olmasına  rağmen fonksiyonel hazımsızlığı olan kişilerin önemli kısmında uzun  dönemde de bu yakınmalar devam etmektedir. Hazımsızlığın giderilmesinde  ilaç tedavisi uygulanırken, mide asidini baskılayıcı ya da mide  hareketlerini uyarıcı ilaçlar kullanılmaktadır. Eğer uygun bir ilaç  tedavisi ile yakınmalarda belirgin bir düzelme sağlanamıyorsa hekimin  yeniden değerlendirmesi gerekir. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;b&gt;Hazımsızlık çekenlere öneriler&lt;/b&gt;&lt;/p&gt; &lt;p&gt;* Yeme alışkanlığınızı gözden geçirin&lt;br /&gt;* Hazımsızlık yaptığını  bildiğiniz besinlerden sakının&lt;br /&gt;* Ağır, yağlı yiyecekler yemeyin&lt;br /&gt;*  Fazla yemeyin&lt;br /&gt;* Akşam geç saatlerde yemeyin&lt;br /&gt;* Hızlı yemeyin&lt;br /&gt;*  Egzersiz öncesi yemeyin&lt;br /&gt;* Sigara içmeyin&lt;br /&gt;* Alkolden sakının,  özellikle akşamları fazla almayın&lt;br /&gt;* Sağlıklı bir kiloda kalın&lt;br /&gt;*  Haftanın 4-5 günü en az yarım saat egzersiz yapın&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-3363793599187422348?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3363793599187422348'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3363793599187422348'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/siskinlik-ve-hazmszlk-ahmet-maranki.html' title='Şişkinlik ve Hazımsızlık-Ahmet Maranki'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-4779205078828672519</id><published>2010-06-16T04:28:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:29:29.388+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Erken Gebelik Sorunları ve Öneriler</title><content type='html'>&lt;p&gt;Genç yaştaki anne adayları doktor kontrolünde vitamin alarak  hamileliklerine devam edebilirler. İyi bir bakım ve beslenme çocuğun  sağlıklı gelişimini sağlar. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Erken yaşta hamile kalan veya doğum yapan kadınlar, 20–29 yaş  arasındaki kadınlarla karşılaştırıldığında, hamilelik dönemde yaşanan  komplikasyonlarda ve anne ölümlerinde bir artış olduğu görülür.&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Anne adayının yetersiz beslenmesi, bundan dolayı aneminin ortaya  çıkması, düşük, erken doğum, hamilelikte hipertansiyon ve sezaryenle  doğum yine erken yaşta hamileliğin neden olabileceği rahatsızlıklar  arasında yer alır. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Yapılan araştırmalar bebek ölümlerinin 15 yaş altı annelerde, 20 yaş  altındaki kadınlara göre çok daha yüksek olduğunu gösterdi. Ayrıca erken  yaşta hamile kalan kadınların bebeklerinde gelişim geriliği ve erken  doğum riski çok daha yüksek. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Düzenli olarak folik asit alın. Sağlık taraması yapın kontrolleri  aksatmayın. İlaç kullanmayın, röntgen çektirmeyin. Fazla kilolarınızdan  kurtulun. Sigara ve alkolden uzak durun. Doğal besinlere yönelin. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Hamilelik döneminde dengeli bir beslenme alışkanlığı edindiğinizde,  sıvıyı bol miktarda aldığınızda, doktorunuzun verdiği demir içerikli  preparatları düzenli olarak aldığınızda, normal sınırlar içinde kilo  almak, sağlıklı bir hamilelik dönemi geçirmek, sağlıklı bir bebek  doğurmak işten bile değildir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-4779205078828672519?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4779205078828672519'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/4779205078828672519'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/erken-gebelik-sorunlar-ve-oneriler.html' title='Erken Gebelik Sorunları ve Öneriler'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-3592117051277895976</id><published>2010-06-16T04:27:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:28:23.880+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><title type='text'>Basit Göz Bakımı Teknikleri ve Etkili Öneriler</title><content type='html'>Göz altındaki mor tabakaların nedenleri, kalıtsallık, güneş ışınları,  astım ve egzama gibi alerjiler, ilaçlar, beslenme tarzı, yorgunluk,  uykusuzluk, hamilelik ve yaştan dolayı olabilir. Böbrek yetmezliğinden  de bu halkalar oluşabilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;Stres, alkol, sigara ve uyuşturucu da başlıca  sebepleridir. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;b style=""&gt;Doğal yöntemler ise şunlardır&lt;/b&gt;. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Biberiye çayını iyice demleyip, soğuduktan sonra  pamuk ile göz altı kompresi yapılabilir. Salatalık dilimleri  bekletilebilir. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Hergün bunlar yapılabilir. Gözleri kapatıp  parmağınızla dairesel hareketlerle hafife bastırarak masaj yapmayı  deneyin. Bunu 10-15 kez tekrarlayın. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Gözleri kapatıp soğuk bir havluyla üzerini örtün.  Cilt hücrelerini koruyan C vitaminli bir nemlendirici kullanın.  Antioksidan içerir ve kolajen üretimini destekler. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Kafeinden ve alkolden uzak durun. Bol su için.  Bitkisel beslenin. Güneşten kaçının, güneş gözlüü ve koruma faktörlü  kremler kullanın. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;En az 8 saat uyuyun. Maydonozları kaynatın, soğutup  göz altına kompres yapın, bu da iyi gelecektir. Limon domates zerdeçal  karışımını göz çevresine uygulayın 10 dk bekletip durulayın. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Özellikle morluklar için ananas suyu ve zerdeçalı  hamur yapıp uygularsanız iyi sonuç alırsınız.&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-3592117051277895976?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3592117051277895976'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3592117051277895976'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/basit-goz-bakm-teknikleri-ve-etkili.html' title='Basit Göz Bakımı Teknikleri ve Etkili Öneriler'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6818383748062215735</id><published>2010-06-16T04:26:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:27:01.780+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cilt güzelliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gençleşme şifalı otlar'/><title type='text'>Dudak Bakımı Teknikleri ve Etkili Öneriler</title><content type='html'>Yumuşak ve pürüzsüz dudaklar fiziksel güzelliğin göstergelerinden  biridir. Dudaklarımızda yağ bezleri olmadığından kolayca kurur, çatlar  ve soyulur.&lt;br /&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Dudak &lt;/span&gt;derisinde ne ter bezleri ne de koruyucu yağ  tabakası vardır. Yağ bezleri ise çok sınırlı sayıdadır. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Dudakların kırmızı kısmı, çok ince ve ölü tabakaya  sahip mukoza zarıyla örtülüdür. Bu nedenle de son derece hassas bir  yapıya sahiptir. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Nem seviyesini gereken şekilde korumak bizim  görevimizdir. Özellikle kış aylarında bakımına özen göstermeliyiz. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Bitkisel dudak nemlendiricilerini kullanın. Mümkün  olduğunca az ruj sürmeye çalışın. Besleyici dudak parlatıcılarını  kullanabilirsiniz. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;E vitamini ve jojoba yağı içeren besleyici ürünler  tavsiye edilir. Dudakları ıslatmayın ve suya fazla maruz bırakmayın. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Nemli pamuklu bir bezle ruju çıkarın, temizleyin. 2  çorba kaşığı balmumu, 1 çorba kaşığı hindistan cevizi yağını benmari  usülü eritin ve hala sıcakken bir şişe ya da kaba dökün. &lt;/p&gt; &lt;p class="MsoNormal"&gt;Soğudukça sertleşecektir. Düzenli olarak  dudaklarınıza sürerseniz, çatlamalara karşı koruyacak ve  nemlendirecektir. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6818383748062215735?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6818383748062215735'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6818383748062215735'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/dudak-bakm-teknikleri-ve-etkili.html' title='Dudak Bakımı Teknikleri ve Etkili Öneriler'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8756263977332235040</id><published>2010-06-16T04:23:00.000+03:00</published><updated>2010-06-16T04:24:58.198+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='genel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='doğal antibiyotik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedavi'/><title type='text'>100 yaşına kadar yaşayabilmek için şaşırtıcı birkaç tüyo</title><content type='html'>&lt;p&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Hayatınız bir parti gibi olmalı! &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Neşeli ve dışa  dönük insanlar, içine kapanık ve karamsar insanlara oranla bunama  konusunda % 50 daha şanslı!&lt;br /&gt;Daha sağlıklı olan beyinlerde daha az  kortizol bulunuyor. Bu “stres hormonu”nun fazla salgılanması ise beyin  hücrelerinin iletişimini engeller. Kortizol seviyesini azaltmak için  önerilenler ise meditasyon, siyah çay ve kısa uykular.&lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Günde 40 dakika koşmalısınız!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Araştırmalara göre  orta yaşlı insanlar haftada toplam yaklaşık 5 saat koştuklarında hem  ömürleri uzuyor hem de fiziksel kondüsyonları yüksek oluyor, böylece  yaşlanma süreci ciddi biçimde yavaşlıyor. Araştırmalara göre koşan ve  koşmayan insanlar arasındaki yaş farkı 21 yıla kadar çıkabiliyor. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;Koşmak, sadece kalp krizi riskini azaltmıyor, aynı zamanda kanser,  nörolojik hastalıklar ve enfeksiyonlar için de önemli iyileştirmeler  sağlıyor. Aerobik egzersizi, immun sistemi genç tutuyor. Eğer koşmak  istemiyorsanız, en azından 20 dakika boyunca yorulacağınız ve  terleyeceğiniz egzersizler yapmalısınız. &lt;/p&gt; &lt;p&gt;&lt;strong style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Her kalorinizi saymalısınız!&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;Günlük kalorilerini  tipik 2,000 - 3,000 kalori yerine % 25 daha az miktarda, 1,400 - 2,000  kalori olarak alınan kadınların kalpleri daha sağlıklı oluyor – hatta  diğer insanlara göre 15 yaş daha genç kalıyorlar. Bu durum sadece az  yemekle alakalı değil, kalori başına alınan besin değerleri ile  ilgilidir. Eğer bol kalorili yiyecekleri yemeyi kesip besin değeri  yüksek gıdaları tüketirseniz, sağlığınızın nasıl bir ilerleme  katettiğini farkedeceksiniz. &lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8756263977332235040?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8756263977332235040'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8756263977332235040'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/100-yasna-kadar-yasayabilmek-icin.html' title='100 yaşına kadar yaşayabilmek için şaşırtıcı birkaç tüyo'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5482457986122793330</id><published>2010-06-14T03:31:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:32:52.653+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='meme kisti'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti  şifalı otlar'/><title type='text'>Kistler ileride sorun çıkarır mı-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>1.5 yıldır evliyim, 26 yaşındayım. Adet düzensizliği yaşıyorum (Bekarken de yaşardım). 1.5 veya 2 ayda bir adet görüyorum. Doktor kontrollerimi aksatmıyorum. 3 ay önce korunmayı (prezervatif) bıraktık. Bebek istiyoruz. Geçenlerde tekrar kontrole gittiğimde yapılan testlerde rahmin ve hormonların temiz olduğu, fakat sağ yumurtalığımda 3-4 tane çok ufak kist olduğu söylendi. Doktor bunun düzensizlikten kaynaklandığını ve bebek olmasına engel olmadığını söyledi. Fakat herhangi bir tedavi uygulamadı.&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);"&gt; Bu kistler herhangi bir sorun çıkanr mı? İleride cerrahi müdahale ile alınırsa hiç doğum yapmamış olduğum için hamile kalma şansım olur mu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap: &lt;/span&gt;Korunmayı bırakalı daha 3 ay olmuş. Bu süre gebe kalamıyorum diyebilmek için çok erken en az 5-6 ay daha bekleyin. Hâlâ olmuyorsa o zaman tedavi için doktorunuza tekrar başvurun. Yumurtalığınızda olan ufak kistlerin ne olduğunu bu kadar kısa bir tarif ile değerlendirmeye çalışmam olanaksız. Fakat sizi kontrol eden doktor bunları önemli bulmadığına göre şimdilik üzerinde durmanıza bence gerek yok. Sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5482457986122793330?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5482457986122793330'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5482457986122793330'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/kistler-ileride-sorun-ckarr-m-derin.html' title='Kistler ileride sorun çıkarır mı-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-5627891865450938684</id><published>2010-06-14T03:29:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:31:09.589+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelik bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamile olmak için bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><title type='text'>Anne Olmak İstiyorum-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2.5 yıldır evliyim. Adetlerim başta düzenliydi, sonradan her ay günüm geçmeye başladı. Birçok tedavi gördüm. Tüplerde tıkanıklık, hormon bozukluğu, kan tahlilinde hiçbir sorun çıkmadı. Sadece yumurtalıklarımda zayıflık var. Bunun tedavisini gördüm, yine de sonuç vermedi. Eşimde problem yok. Çocuğumun olacağını söylüyorlar ama zamana mı bırakmalıyım yoksa başka tedaviler gerekir mi? Ben anne olmak istiyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap : &lt;/span&gt;Anlaşıldığı kadarıyla gebe kalmanızı engelleyen önemli bir bozukluk yok gibi... Yumurtlamada zayıflık ne anlama geliyor tam anlamadım ama&lt;br /&gt;yaşınız 30'un altında ise bir başka doktorun da görüşünü almanızı önereceğim. Yaşınız 30'u geçiyorsa bu öneriyi daha şiddetle yapıyorum. Hele 35'e yaklaşıyorsa en kısa zamanda bir tüp bebek merkezine müracaat etmenizi tavsiye ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-5627891865450938684?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5627891865450938684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/5627891865450938684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/anne-olmak-istiyorum-derin-kosebay.html' title='Anne Olmak İstiyorum-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-3493796571588666894</id><published>2010-06-14T03:27:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:29:22.607+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polikistik over'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='polikistik over bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='yumurtalık kisti  şifalı otlar'/><title type='text'>Polikistik over teşhisi konuldu-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;20 yaşındayım, bana polikistik over teşhisi konuldu. Diane 35 adlı ilacı kullanmaya başladım. Ailemde meme kanseri var. Bu ilaç meme kanserini tetikler mi? Rahatlıkla kullanabilir miyim?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap :&lt;/span&gt; Meme kanseri ve hormon ilişkisi uzun zamandır tartışılıyor. Son 5 yıl içinde menopozda hormon kullanımı meme kanserine yol açıyor diye ortaya çıkan söylemler pek çok kadını hormon eksikliğinin yaptığı sıkıntılarla yaşamaya mecbur bıraktı. Aslında doktor kontrolünde hormon kullanımının çok riskli olduğunu sanmıyorum ve ayrıca kullanılan hormonların kanseri başlattığını bugüne kadar kimsenin kanıtlayamadığını da söylemek istiyorum. Bugün milyonlarca hormon kullanmayan kadında da meme kanseri görülebiliyor. Kullandığınız ilaç için de durum aynı. Bu konularla yeterince uğraşmayan biri size bu ilacı kullanmamanızı söyleyebilir. Doktor kontrollerini ihmal etmeden bence kullanabilirsiniz. Zaten çok uzun yıllar kullanmanıza herhalde gerek kalmayacaktır.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-3493796571588666894?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3493796571588666894'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3493796571588666894'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/polikistik-over-teshisi-konuldu-derin.html' title='Polikistik over teşhisi konuldu-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-3054740603549217616</id><published>2010-06-14T03:24:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:26:51.060+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamilelik bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hamile olmak için bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><title type='text'>Eşim bebek için tedavi görüyor, kanallarından biri tıkalıymış-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;2 yıllık evliyim. Eşim bebek tedavisi görüyor. İkimizde de sorun yok. Doktor eşime "Kanalların birinde tıkanma var. Onun için ameliyat olman şart" demiş. Bunun sakıncası var mı? Eşim ameliyat olmadan hamile kalabilir mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Eşinizin kanallarından birinin kapalı olması başka bir deyişle bir kanalın (Tubanın) açık olması gebelik için yeterlidir. Yeter ki diğer tuba normal olsun, siz ve eşinizin bebek olmasını engelleyecek başka bir problemi olmasın. Tek tuba açıkken diğerini de ameliyatla açmaya çalışmanın bence gereği yok. Yalnız diğer tubada da yapışıklıklar veya ufak problemler varsa belki onları düzeltmeye gerek duyulabilir. Her iki tubası kapalı olanlarda eski yıllarda tubaları açmak için ameliyat yapılırdı (Tuba plasti operasyonu). Günümüzde tüp bebek uygulamaları hem daha basit hem daha kısa sürede yapılabiliyor hem de başarı şansı daha yüksek.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-3054740603549217616?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3054740603549217616'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/3054740603549217616'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/esim-bebek-icin-tedavi-goruyor.html' title='Eşim bebek için tedavi görüyor, kanallarından biri tıkalıymış-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-7917078804704208290</id><published>2010-06-14T03:22:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:24:36.105+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kısırlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Rahimde yara varmış, çocuğum bu yüzden mi olmuyor-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;3.5 yıllık evli bir kadınım. 10 aydır korunmamamıza rağmen çocuğum olmadı. Doktor enfeksiyon ve rahmimde yara olduğunu söyledi. Acaba bu yüzden mi çocuğum olmuyor? Ne yapmalıyım?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CEVAP&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Siz gerekeni yapmışsınız. Doktorunuz "Enfeksiyon var" demiş ve herhalde tedavisini de yapıyordur. Rahim ağzındaki yara tedavi edilebilir. Ayrıca rahim ağzındaki yara denen şeylerin gebeliği çok şiddetle etkileyeceğini zannetmiyorum. Eşinizde ve sizde diğer araştırmalar da yapılacaktır ve gebe kalmanızı önleyen neyse tedavi edilince gebelik de olacaktır. Acele ve telaş etmenize bence gerek yok. Sevgiler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-7917078804704208290?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7917078804704208290'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/7917078804704208290'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/rahimde-yara-varms-cocugum-bu-yuzden-mi.html' title='Rahimde yara varmış, çocuğum bu yüzden mi olmuyor-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8235794638234714116</id><published>2010-06-14T03:20:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:22:32.059+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet düzensizliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet şifalı otlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kürtaj'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet'/><title type='text'>KÜRTAJ SONRASI ADET SORUNU-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Kürtajdan sonra adet görmedim&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;38 gün önce kürtaj oldum ama hâlâ adet görmedim. Sizce bu normal mi yoksa bir an önce doktora gideyim mi? Kürtajdan sonra tam zamanında mı olması gerekiyor yoksa bu şekilde gecikmeler normal mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap :&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Sevgili okuyucumuz, önce yaşadığınız düşük olayı için geçmiş olsun. Düşük ve kürtaj sonrası adetlerin tekrar başlaması genellikle biraz gecikebiliyor. Sizin için de bir hafta, 10 gün daha beklenebilir. Ama bu süre geçtiği halde hâlâ adet olmazsanız mutlaka doktorunuza başvurmalısınız. Ben önemli bir problem çıkacağını sanmıyorum fakat nadir de olsa kürtaja veya kürtajdan sonra ortaya çıkabilen enfeksiyona bağlı rahim duvarlarında yapışma adetlerin başlamamasına neden olabiliyor. Doktorunuz muayene sonucu ve yapacağı ultrason incelemesi ile durumunuzu aydınlatacaktır. Siz bu satırları okuduğunuz zaman umarım her şey yoluna girmiş olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8235794638234714116?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8235794638234714116'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8235794638234714116'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/kurtaj-sonrasi-adet-sorunu-derin.html' title='KÜRTAJ SONRASI ADET SORUNU-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8947693291777889609</id><published>2010-06-14T03:18:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:20:06.199+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancıları şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancıları bitkisel tedavi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet düzensizliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet'/><title type='text'>Ara kanamalarım memedeki myom yüzünden mi-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;35 yaşında, 19 senelik evli bir kadınım. 2 çocuk annesiyim. Mamografi çektirdim ve benim iki memede de birkaç tane myom görüldü. En büyüğü 6 mm çıktı. Sonucu genel cerraha gösterdim, "3 ay bekle, tekrar bakalım" dedi ve ilaç veya başka bir şey önermedi. Ara kanamalarım olduğunu söyledim. "Bu normal, myomdan çok rahatsızsan bir kadın doğuma uzmanına git istersen" dedi. Bu normal mi?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(51, 51, 255);"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Cevap Prof.Dr. Derin KÖSEBAY :&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;Meme kadınlar için çok önemli bir organ. Dış görünüşü estetik açıdan tamamlayan kadın figürünün çok önemli bir parçası ama hastalıkları da aynı oranda çarpıcı... 8 kadından biri hayatının bir döneminde meme kanseri ile tanışıyor. Meme kanserinin erken tanısında mamografi denen radyolojik inceleme son derece önemli. Bu inceleme ile çok ufak tümörlere bile tanı koymak mümkün. Pek çok kadının memesinde ufak kistler olabildiği gibi fibroadenom denen iyi huylu kitleler de olabiliyor. Memede her görülen kitle veya kist ameliyatla almaya kalkılsa memede pek çok ameliyat izi olacak ve bunlar mamografide ciddi bir hastalığın teşhisini güçlendirecektir. Bu nedenle çok gerekmedikçe, memedeki ufak kitleler ameliyat edilmez, ancak izlenir. Doktorunuz da bu nedenle 3 ay sonra tekrar muayene olmanızı söylemiş. Düzensiz kanamalarınıza gelince; mutlaka bir kadın doğum uzmanına muayene olun. Memedeki problem ile düzensiz kanamalar apayrı şeyler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8947693291777889609?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8947693291777889609'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8947693291777889609'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/ara-kanamalarm-memedeki-myom-yuzunden.html' title='Ara kanamalarım memedeki myom yüzünden mi-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-6510025649630149987</id><published>2010-06-14T03:16:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:18:06.915+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='vajinal akıntı şifalı bitkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>Vajinamın iç dudakları çok büyük ve sarkık-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Vajinamın iç dudaklarım büyük ve sarkık. Bekarım, ileride görsel açıdan sorun yaratacağını biliyorum. Estetik yaptırmak istiyorum ama klitorise ameliyatta zarar verildiğini ve klitoral orgazmı azalttığını duydum. Sizce doğru mu? Ne olur "Yaptırma" demeyin. Ama klitorise zararlıysa yaptırmam.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;Cevap Prof.Dr. Derin KÖSEBAY : &lt;/span&gt;Dış genital organlardaki şekil bozukluğunu öncelikle doktor değerlendirmeli. Birçok kere yaşadığımız gibi yeterli bilgi sahibi olmayan biri kendisinin normal olmadığı düşüncesine kapılarak müracaat etmiş ve doktor gözü ile ortada hiçbir sorunun olmadığı görülmüştür. Eğer hakikaten normalden çok farklı bir durum varsa, o zaman cerrahi bir müdahale gerekli olabilir. Labium Majüs denen dış dudaklar operasyonla küçültülebilir ve bunun hastaya ileriki hayatında hemen hiçbir kötü etkisi olmaz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-6510025649630149987?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6510025649630149987'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/6510025649630149987'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/vajinamn-ic-dudaklar-cok-buyuk-ve-sarkk.html' title='Vajinamın iç dudakları çok büyük ve sarkık-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-8059003624370513595</id><published>2010-06-14T03:15:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:16:35.231+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bitkisel tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet düzensizliği'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet sancıları'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='adet'/><title type='text'>Yüzünde tüylenme var ama adet görmedi-Derin KÖSEBAY</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Kızım ekimin 25'inde 18 yaşına girdi. Ancak sorunumuz büyük, hâlâ adet görmedi. Yüzünde tüylenmeler oldu. Sizce ne yapmak gerekir?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CEVAP Prof.Dr. Derin KÖSEBAY :&lt;/span&gt; 18 yaşında adet olmaya başlayan genç kızlar vardır. Ama genelde bu yaşta hâlâ adetler başlamamışsa bir sorun olduğu düşünülebilir. Bunun anlaşılması da ancak muayene ve sonra istenecek test sonuçlarını değerlendirmekle mümkün. Adet olmamanın pek çok nedeni var. Öncelikle anatomik bozukluklar düşünülmeli. Mesela rahmi olmayan veya rahim, yumurtalığı olmayan biri adet göremez. Bazen kızlık zarı tam kapalı olur ve aslında adet kanaması olduğu halde bu dışarı akamaz, vajina ve rahim içinde birikebilir. Rahim ve vajina bazen koskoca bir kist şeklini alır. Bunun dışında çeşitli hormonal bozukluklar nedeniyle de adet kanaması başlamamış olabilir. Bunların hepsi yapılacak muayene ve istenecek testler sonucunda anlaşılabilecek şeyler.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-8059003624370513595?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8059003624370513595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/8059003624370513595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/yuzunde-tuylenme-var-ama-adet-gormedi.html' title='Yüzünde tüylenme var ama adet görmedi-Derin KÖSEBAY'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-6348568955033710904.post-1367548945519094594</id><published>2010-06-14T03:12:00.000+03:00</published><updated>2010-06-14T03:13:10.846+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hamilelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='gebelik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kadın sağlığı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='hepatit b c ibrahim saraçoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cinsel sağlık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal tedaviler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='derin kösebay'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dogal ilaçlar'/><title type='text'>ÇOCUĞUMA DA HEPATİT B BULAŞIR MI?</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(255, 102, 0);"&gt;Hepatit B taşıyıcısıyım. Hepatit B eşime ve çocuğuma bulaşmamış. İkisine de aşı yaptırdık. İkinci çocuğu yapmayı istiyoruz. Acaba ikinci çocuğa bulaşır mı?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold; color: rgb(51, 51, 255);"&gt;CEVAP:&lt;/span&gt; Prof.Dr. Derin KÖSEBAY, Sevgili okuyucumuz, Hepatit B taşıyıcıysanız doğacak bebeğe bu hastalığın geçme olasılığı çok yüksek. Normalde yeni doğanlara doğumdan 7 gün sonra yapılan Hepatit B aşısından önce (İlk 24 saatte) Hepatit B immun serumu da verilir. Bebek bu şekilde korunmuş olur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/6348568955033710904-1367548945519094594?l=sifalibitkilertedavi.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1367548945519094594'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/6348568955033710904/posts/default/1367548945519094594'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sifalibitkilertedavi.blogspot.com/2010/06/cocuguma-da-hepatit-b-bulasir-mi.html' title='ÇOCUĞUMA DA HEPATİT B BULAŞIR MI?'/><author><name>sifalibitkilertedavi</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13604194719832120304</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='25' height='32' src='http://4.bp.blogspot.com/_gWbwaqm5Mxs/SfnT0Sxz3NI/AAAAAAAAAfA/EoNEmdlUUCg/S220/sifalibitkiler+profil.png'/></author></entry></feed>
