|
SAFRA KESESİ-KARACİĞER TEMİZLEME |
|
AHMET MARANKİ |
|
ENDER SARAÇ |
Son Yorumlar
KARIŞIK BAŞKA KATEGORİLER
Tükenmişlik Sendromu
Denizli Devlet Hastanesi'nde düzenlenen 'Tükenmişlik Sendromu' konulu konferansta konuyla ilgili bilgi veren psikolog Handan Hasırcıoğlu, "Bireyde ruhsal ve fiziksel açıdan enerjinin tükenmesi olarak ifade edilebilecek olan tükenmişlik kavramı; duygusal tükenme, duyarsızlaşma ve kişisel başarıda düşme hissi olarak üç alt boyuttan oluşur" dedi.
"KADINLAR DUYGUSAL TÜKENMİŞLİK YAŞIYOR"
Psikolog Hasırcıoğlu, yapılan çalışmalara göre kadınların erkeklere göre daha fazla duygusal tükenmişlik yaşadığını, erkeklerde ise duyarsızlaşma ve kişisel başarıdan düşme hissinin yaşandığını söyledi. Psikolog Hasırcıoğlu, "Genç çalışanların, mesleğin ilk yıllarında beklentilerinin de yüksek olması nedeniyle daha fazla tükenmişlik hissettikleri ortaya konulmuştur. Kişisel başarıda düşme hissi yaşayan kişilerin ise daha uzun süredir çalışanlar olduğunu ortaya çıkmıştır" diye konuştu.
EĞİTİM ARTTIKÇA TÜKENMİŞLİK ARTIYOR
Eğitim düzeyi yükseldikçe tükenmişliğin arttığının gözlendiğini bildiren psikolog Handan Hasırcıoğlu, "Bu sonuç, eğitim arttıkça stres oluşturan durum ve sorumluluklarla karşılaşma olasılığının artması ile de açıklanabilir. Eğitim arttıkça bireylerin geleceğe yönelik kariyer beklentilerinin artması da bir stres kaynağı olarak görülebilir" şeklinde konuştu.
GERÇEKÇİ HEDEF VE BEKLENTİLER GELİŞTİRİLMELİ
Tükenmişliği önlemede bireylere önemli görevler düştüğünü belirten psikolog Handan Hasırcıoğlu, "Kişinin tükenmişliğin ne olduğunu ve belirtilerini bilmesi, kendi üzerinde yaşadığı durumu erken tanımasını ve çözüm aramaya yönelmesini sağlayacaktır. Bireyler işle ilgili gerçekçi hedef ve beklentiler geliştirmelidir. Kişilerin duygularını ve zorlukları paylaşmalarının, gerektiğinde yardım istemelerinin, sorunlar artmadan çözümde önemli bir kolaylık sağlayacağı bilinmelidir" dedi.
Depresyon Bunama Riskini Artırıyor
Ancak bilimadamları, bu iki hastalık arasında bağlantı olsa da doğrudan bir ilişkiden sözedilemeyeceğini vurguluyor.
Massachusetts Üniversitesi'nden Dr. Jane Saczynski tarafından yapılan ilk araştırmada, 949 yaşlı 17 yıl boyunca takip edildi ve bu zaman zarfında bu kişilerden 164'ü bunamaya yakalandı. Depresyon geçirenlerin yüzde 22'sinde bunama da görüldüğü, bunayanların yüzde 17'sinin ise daha önce depresyon geçirmediği belirlendi.
ABD'de 1239 kişi arasında yapılan diğer araştırmada ise, araştırmaya katılanların geçirdikleri depresyon sayısıyla bunama arasındaki ilişkiye bakıldı. Bunun sonucunda, bir kişi ne kadar çok depresyon geçirirse bunama riskinin o kadar fazla olduğu saptandı.
Araştırma sonucunda, iki veya daha fazla depresyon geçirenlerde bunama riskinin neredeyse iki kat arttığı belirlendi.
İlk araştırmayı yapan Saczynski, "Depresyonunun doğrudan bunamaya yol açıp açmadığını kesin olarak bilinmese de, depresyonun bunama riskini artırabildiği bazı durumlar var" dedi.
DAHA FAZLA ARAŞTIRMAYA İHTİYAÇ VAR
Saczynski, bir kişi depresyona girdiğinde beyin dokusunda oluşan yangının bunamaya yol açabildiğini, beyinde depresyonla birlikte artan bazı proteinlerin de bunama riskini artırabildiğini kaydetti.
Bilimadamları, iki hastalık arasındaki kesin bir bağlantı kurmak için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunun da altını çizdi.
Araştırma, American Journal of Neurology dergisinde yayınlandı.
Vejetaryen Diyet Depresyona İyi Geliyor
İtalyan La Stampa gazetesinde çıkan habere göre, Tokyo'daki Ulusal Sağlık Merkezi'nce yapılan bir araştırma, sebzeler açısından zengin bir diyetin depresyona karşı koruyucu olduğunu gösterdi.
Araştırma sonuçları, meyve, sebze, mantar ve soya ürünleri açısından zengin bir diyet izlemenin, depresyon belirtilerinin azalmasında da etkili olduğunu ortaya koydu.
Yaklaşık 500 kişiden beslenme alışkanlıkları ve depresyon belirtileri ile ilgili bir form doldurmalarını isteyen bilim adamları, yaptıkları analiz sonunda beslenme modellerini, zengin bir kahvaltıya dayalı klasik Batı diyeti, hayvansal yağlara dayalı diyet ve sebzelerin ön planda olduğu diyet olmak üzere 3'e ayırdı.
Bu beslenme modellerini depresyon belirtileriyle karşılaştıran bilim adamları, sebzelere dayalı bir beslenme modeli izleyen katılımcılarda hastalık semptomlarının yanlış bir diyet izleyenlere göre yüzde 44 daha az olduğunu gözlemledi.
Araştırmanın amacının diğer beslenme modelleri ile depresyon arasında bir ilişki kurmak olmadığını, böyle bir eşleştirme yapmanın yanlış olacağını da belirten bilim adamları, havuç, kabak, mantar gibi sebzeler, soya peyniri, yosun, meyve ve yeşil çayı kapsayan Japon mutfağının depresyon oluşmasını engelleme olasılığı olduğunu gösterdiğini söyledi.
Bu depresyon başka
Deniz kenarları ve parklar vaktini değerlendirmek isteyenler için bekliyor. Yazın yaşanan tüm bu canlanmaya karşın sonbahar ve kış döneminde tersine bir dönem yaşanıyor.
Gündüzler kısalmaya, havalar değişmeye, doğa hüzne bulanmaya başlıyor. Bu değişimden insanlar da nasibini alıyor.
Bu da sonbahar depresyonuna neden oluyor.Sonbahar gelince neden depresif oluyoruz? İlkbahar doğanın canlanmasına, sonbahar ise canlılığını azaltmasına karşılık gelir. Bu nedenle sonbahar hüznü çağrıştırır. Havaların kötüleşmesi açık alanlardan tekrar güneşsiz kapalı alanlara gidilecek olması keyifsizlik ve mutsuzluk verebilir. Güneşli güzel günlerin artık gerilerde kaldığı, çetin kış koşullarının tekrar gelmek üzere olduğunu hatırlatır. Bu nedenle sonbahar hüzün mevsimi olarak anılır.Güneşi az görmek, iş sorumluluklarının artması, okulların başlaması, havaların serinlemesi insanlarda birtakım ruhsal değişimlere neden olur.HaberTürk’ün haberine göre
Ferahim Yeşilyurt sonbahar depresyonunun en sık rastlanan belirtilerinin hüzün, yorgunluk ve enerji azlığı olduğunu belirtirken, diğer belirtileri şöyle sıraladı: •
Sabah uyanmakta güçlük çekme• Yataktan kalkmak istememe• Karamsarlık• Cinsel enerjide azalma• Çabuk sinirlenmeDepresif ruh halinden çıkmak için neler yapılmalıdır? İyi bir tatil sonrasında yeterince dinlendiğimizi düşünmek lazım.
“Bu kadar tatilden sonra yeniden yeni sorumluluklar alabilirim.” diye düşünmek lazım. Yeni planlar hazırlamakta fayda var. Yeni planlar hem bizi bir şeyler yapmak için zorlar hem de hareketlendirir. Uyku ve beslenme alışkanlıklarımızı yeniden tatil öncesine göre düzenlemek gerekir. Yeni amaçlar, hedefler oluşturmak gerekir. Yazın bazı güzellikleri olsa da sonbahar ve kış mevsiminin de benzer güzellikleri olduğu hatırlanmalı. Yazın çoğunlukla sinema ve tiyatroya gitmek istenmezken, bu dönemlerde bu faaliyetlerle ilgilenilebilir.Gün ışığının azalması depresyonu artırıyor mu? Güneş ışınlarının daha az olduğu kış aylarında depresif duyguların daha fazla arttığı bilinir. Hatta depresyonda “ışık tedavisi” adında bir yöntem bile vardır. Özellikle İskandinav ülkeleri gibi kış aylarının çok yoğun geçtiği bölgelerde bu tedaviden yararlanılır.Enerjimizi artırmak amacıyla neler önerirsiniz?• Düzenli egzersiz yapın. Günde bir saat yürüyüş bile yeterli.• Sağlıklı beslenmeye özen gösterin.• Düzenli uyuyun. Aynı saatte yatıp, aynı saatte kalkın.• Güne mutlaka iyi bir kahvaltıyla başlayın.• Arkadaşlarınıza vakit ayırın.• İşyerinde kısa molalar verin.• Keyif aldığınız aktiviteleri planlamaya çalışın.
Sonbahar depresyonu en çok kimlerde görünüyor? Depresif duygu durumu, çökkünlük, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda daha sık görülür. Bu nedenle sonbahar depresyonunun da kadınlarda daha sık görüldüğünü söyleyebiliriz. Diğer taraftan daha önce depresyon tanısı almış kişilerde de bu dönemlerde depresyonun tekrarlama ihtimali artar. Özellikle karamsar, endişeli, özgüveni düşük kişiler bu dönemlerde daha fazla risk taşırlar.Yiyeceklerin de ruh halimiz üzerinde etkisi var mı?
Beyaz şekerden uzak durmak gerekir. Kan şekerini hızla yükseltip düşürdükleri için halsizlik, yorgunluk hislerine neden olabilirler ya da artırabilirler. Bunun yerine şekeri doğal meyvelerden kullanmak daha iyidir. Tatlı, çikolata ve pastaların fazla tüketimi fayda sağlamaz. Diğer taraftan vitamin eksikliğine bağlı olarak da yorgunluk halsizlik hissedilebilir. Bunu gidermek için doğal ya da medikal vitaminler kullanılabilir.
Eşler arasındaki anlaşmazlıklar nasıl çözülür
Bir kadının ve bir erkeğin her konuda anlaşması pek mümkün bir durum değildir elbet. Önemli olan arada yalanan tartışmaları ve anlaşmazlıkları sakin ve doğru yollarda çözebilmektir. Biz de bu konuda Terapist Ebru Tuay Üzümcü’nün önerilerine kulak verelim dedik…
Eşler arasındaki anlaşmazlıklar nasıl çözülür?
Terapist Ebru Tuay Üzümcü, çiftlerin, sorun yaşanan anda değil daha sonraki bir zamanda sıkıntılarını konuşmalarının en önemli önerilerden biri olduğunu belirtiyor. Belki o günün akşamına, belki bir iki gün sonrasına; öfkenizin geçtiği sakin bir anda konuyu konuşmak için sohbet ortamını yaratmanız sağlıklı olacaktır. Çünkü bu şekilde hem siz konuşmaya daha müsait bir enerjide, karşınızdaki kişi de duymaya daha müsait bir enerjide olacaktır.
Özellikle hangi konuda tartışılıyorsa ona odaklanılması gerektiğini unutmamak gerek. Terapist Ebru Tuay Üzümcü “Zaten geçen sefer de böyle olmuştu” şeklindeki daha önceki yaşantıları o ana getirmenin çok yanlış olduğunu vurguluyor. O andaki problemde kaldığınız müddetçe sorunu çözebilmeniz de çok daha kolay olacaktır. İkinci önemli nokta, tartışma esnasında asla kişiliğe yönelik değil, davranışa yönelik derdinizi anlatabilmek, eleştirinizi yapabilmektir. Susmak ve tartışmayı bırakıp gitmek, eğer tartışmayı o anda saygılı bir biçimde sürdüremeyecekseniz bir seçenek olmalı. Eğer tartışmayı sürdürebilecek bir tutum içerisindeyseniz, konuşmaya devam etmekte fayda vardır.
Çocukluktaki Stres Yetişkinlikte Depresyona Yol Açabiliyor
Genç yaşta beyinde oluşan stres ve kötü etkiler kalıcı olarak kalır. Beynin önemli bir geni değiştirilir depresyona yol açan hormonlar yüksek düzeyde salgılanır ve yaşam boyu strese yol açabilir.
Çocuk ve gençlerdeki duygu durumu bozuklukları, yetişkinlik dönemine göre daha az araştırılmış olmalarına rağmen son yıllarda bu alanda ilerlemeler sağlanmıştır.
Depresif hastalıkların ergenlik çağından önce görülebilmesini sorgulayan önceki inanışların aksine, yakın zamanlarda teşhiste hangi ölçütlerin kullanılması gerektiği; epidemolojiye, nedenlerine, ilerlemesine ve sonuçlarına yönelik çalışmalarda daha ileri tekniklerin kullanımı; ayrıca depresif, distimik ve risk gruplarını oluşturan çocukların tedaviye tepkileri gibi konular üzerinde durulmaktadır.
Araştırmalar ergenliğin ilk ve orta dönemlerine doğru depresyonun genel sıklığında iki cinste de artış olduğunu göstermektedir. Fakat kızlardaki oranlar erkeklere göre daha yüksektir. Kızlardaki bu artış konusunda fikir birliği olmasına rağmen, bu farklılığı açıklamaya yönelik daha çok çalışmaya ihtiyaç vardır.
DEPRESİYONA KARŞI İBRAHİM SARAÇOĞLU'DAN YEŞİL KÜR

Bazı kimseler demir eksikliğine karşı ilaç alırken, takviye olsun diye veya daha çabuk demir eksikliklerini kapatabilmek için ıspanak yemeyi yer veya ıspanak suyu içerler ki bu tamamen yanlıştır çünkü bu şekilde aldıkları demir ilacının bağırsaklarda emilmesini de büyük oranda engellemiş olurlar.
Çizgi film kahramanı Temel Reis’in ıspanak yedikten sonra güç kazanmasının arkasında yatan gerçek, ıspanağın zengin bir protein deposu olmasından kaynaklanmaktadır. Çünkü, ıspanak bilinen sebzeler içerisinde protein bakımından en zengin sebzelerin başında gelmektedir.
Söz demirden açılmışken hemen belirtmekte çok büyük fayda görüyorum, hamilelik dönemlerinde demir eksikliği çeken anne adaylarının, dünyaya getirdikleri çocukları ileri yaşlarında çok büyük bir olasılıkla (yüzde 85 - yüzde 90) yüksek tansiyon hastası olmaktadırlar. Bu nedenle hamilelerin özellikle beşinci aya kadar demir eksikliği çekmemeye özen göstermeleri, dünyaya getirecekleri çocuklarının ileri yaşta yüksek tansiyon hastalığına yakalanmamaları için çok mühimdir. Demir takviyesi için ilaç alan anne adaylarının da çay, kahve ve kola türü içeceklerde mutlaka ölçülü olmalarını öneririm. Gerek çay, gerek kahve ve gerekse de kola türü içecekler demirin vücudumuz tarafından hem emilmesini hem de demirin normalden daha fazla vücudumuzdan atılmasına neden olmaktadırlar.
DEPRESYONU TEDAVİ ETMEK İÇİN SARI KANTARON ÇAYI

Hafif depresyon yaşam tarzımızı dengelemek ve pozitif enerji veren teknikleri uygulamakla kontrol altına alınabilir.
Sarı Kantaron: İçeriğindeki aktif bileşiklerden biri olan hipersinin anskiyetenin, depresyon ve değersizlik hissi gibi durumların tedavisinde çok önemli ilerlemeler sağlamaktadır.
Ciddi derecedeki depresyon hastalarının en büyük sıkıntısı olan uyku düzensizliklerini tedavi eden özellikleri vardır.
Kullanımı:
1 bardak kaynar suya 1-2 çay kaşığı kurutulmuş sarı kantaron koyup 10 dakika demlenmesini bekleyin ve sonra için. 4 ile 6 hafta boyunca günde 1 veya 2 bardak bu çaydan içilirse son derece etkili olur.
Not:Eğer hamile iseniz sarı kantaron kullanmayın ve kullanırken şiddetli güneş ışınına maruz kalmayın. çünkü bu bitki cildi güneşe karşı hassaslaştırmaktadır.
Prof. Dr. Ahmet Maranki
Bağlantılar
Sitede Arama Yap
|
İBRAHİM SARAÇOĞLU |
Blog Arşivi
-
▼
2010
(507)
-
▼
Temmuz
(40)
-
▼
Tem 11
(20)
- Tansiyon Hastalarına Sıcak Uyarısı
- Havuzlar Hasta Ediyor
- Sıcak, Tahammül Gücünü Zayıflatıyor
- Lens İle Havuza Girmeyin
- Güneş Kremiyle İlgili Çarpıcı Gerçek
- Cilt Kanserinde Aşı Umudu
- Çocukları Yaz Hastalıklarından Koruyun
- Tükenmişlik Sendromu
- Botoks mu Yaptırmalı, Dolgu mu
- Sıcaktan Soğuğa Ani Geçiş Yapmayın
- Depresyon Bunama Riskini Artırıyor
- Yaz Olunca Midenize Ne Oluyor?
- Anne Adayının Yaptırması Gereken Testler
- Vejetaryen Diyet Depresyona İyi Geliyor
- Kanser Karşısında Erkekler Daha Vefasız
- Şeker Stresi Azaltıyor
- Bilgisayarlar, Çocuklar İçin Büyük Tehlike
- Çocuk Egzamasında Astım Riski
- DNA Yapısı Kanserde Etkili
- 3K İle Hem Tok Kalın, Hem Kilo Verin
-
▼
Tem 11
(20)
-
▼
Temmuz
(40)
